FETÖ BİR TEK NEREYE BULAŞMAMIŞ?

FETÖ BİR TEK NEREYE BULAŞMAMIŞ?

KPSS sorularını çalmış, ÖSS, ÖSYM cevap anahtarlarını yürütmüş. ALES , Polis okulu, askeri okul sınav sorularını yandaşlarına dağıtmış.
Ehliyet, yabancı dil, özel eğitim, rehabilitasyon kurslarının bile sorularını iç etmiş. Danıştayı, sayıştayı, yargıtayı ele geçirmiş.
Askeriye’ye yüzde seksen, Polis’e yüzde doksan sızmış, Genel Kurmay Başkanı’nın, Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı’nın harim-i ismetine kadar duhul etmiş.
Magazinden hava kuvvetlerine, futboldan milli eğitime imam tayin etmiş. Ankara’da ‘Bale İmamı’ Konya’da ‘Etli Ekmek imamı’ makamı ihdas ederek her bulduğu boş araziye vekil atamış, neredeyse rum ortodoks ruhban okuluna bile “imam” tayin etmiş; Karayollarından Köy işleri’ne, Yök’ünden Tek’ine, devletin bütün kurumlarının kalbini ele geçirmiş;
Amma velakin gel gör ki tek bir yere hiç dokunmamış!.
Siyasete mi?
Değil..
Orada olduğunu cümle alem, neredeyse isim isim biliyor!

***
Nereye peki?
Amacı devleti, “Modern zamanın Firavunları” diye tanımladığı yöneticilerden “..Erken huruç..”  dediği çıkışlar yapılmadan” sessizce ele geçirmek, olduğunu kasetleriyle beyan etmiş olan Fetö’nün aklına, bunun en önemli aracı olan seçme seçilme mekanizması hiç gelmemiş, “Mezardaki ölüler bile sandığa götürülüp evet oyu verdirilmelidir!” diye fetva veren sümüklü vaiz ve şürekasının aklına YSK hiç düşmemiş. Sinop Valisi’nin mandalina bahçesine kadar girmiş ama YSK gibi, devletin iktidar sahibini belirleyen, memleketin mührünü teslim eden kuruma hiç bulaşmamış..
Biz de safız ya anam! Bunu yemişiz!..

***
Şimdi AK PARTİ’nin, “Fötü’nün siyasi ayağı” sorusundan daha önce cevap vermesi gereken soru şu: Her yere sızan Fetö, 2002’den bu yana devlet otobanında bariyerleri açıldıktan sonra YSK’ya da sızdı mı?
Siz, Fetullah Hoca Efendi’den Fetö’ye terfinin miladı olan 17-25 Aralık sonrası, 15 Temmuz’dan önceki iki yıllık süreçte, adliyeden, polisten, arkerden önce YSK’dan Fetö temizliği yaptınız mı?
Çünkü bu sorunun cevabı “evet!” olur ise ikinci soru “Fetö 2002’den, bu yana YSK’da ne yaptı? Yani hangi partiyi forse etti?
CeHaPe’yi mi iktidara taşıdı?”
Cevap “Hayır!” ise iki kere vay!
Bunu akıl edememiş olamayacağına göre, Fetö hala YSK’da ve hafazan allah rehin filan mı?

***

İşte “YSK’da Fetö var!” ya da “var dı!” diyememenin nedeni bu.
Zerre miskal “var!” derseniz, 2002’den bu yana yapılan tüm seçimler, sonuçları itibarıyla şaibeli hale gelecek.. O yüzde elliler filan balon olacak. ‘Arkamızda halkın gücü’ diye ortaya koyduğunuz en kuvvetli payanda çökecek..
Demezseniz, her kurumdan temizlenmiş olan Fetö’nün, YSK’dan hala temizlenmemiş olduğu, gibi bir sonuç ortaya çıkacak ki, “Yukarı tükürsen sakal, aşağı tükürsen bıyık!
Gazete haberlerine bakarsanız çok şey yaşandı.. Ama bu güne kadar seçimlerde, ‘Trafoya giren kedi’den başka kusurlu çıkmadı.
Orada ne olup bittiğini en iyi bilen başkan da yarın her şeyin mükemmel olduğunu belirterek “iç huzuruyla” emekliye ayrılıyor.
Rabbim huzurunu daim eylesin!

***
Bütün bunlara rağmen muhalefet son seçimlerde, “kontrolsüz sıfır sandık” metodu ve “erken sonuç takibi” yöntemi ile hem İstanbul’da hem de başka yerlerde kritik seçimleri kazandı.
Stalin’in olduğu söylenen hiç sevmediğim bir söz var. “Seçimin sonucunu  oy veren değil, oyları sayan belirler!”
Durum ortada. Metod, model belli..
Sermayeyi kediye yüklemeyelim!

 

 

Mühim Hatıralarım

19.01.2020 GazetePencere.com
Sevgili günlük.. Biraz canım sıkkın.. Artık haftada bir yazmaya karar verdim. Elim kaleme gitmiyor..
İşim zor. Uzun süredir yedi, yedi buçuk saat uykuyla yetiniyorum. Geçmiş hadiseler kadar gelecek muhtemel mes’eleler de beynimi kurcalıyor tabi..

Read more

Erken seçime gider mi?

İktidar için bir erken seçim matematiği yok!
Daha doğrusu kalmadı!
Neden mi?
YSK’nın, 2020 için açıkladığı seçim yeterliliği olan partiler arasında, kurulmuş olsa da yeterli ilde örgütlenmediği için Davutoğlu’nun, henüz kurulmadığı için de Babacan’ın partisi yok! Bu durumu “Aha da Reis seçime gidecek, buradan belli!” diye yorumlayanlar var!
Bu yorumları, bu iki yeni oluşumun Ak Parti’ye muhalif olduğu kabulünden kaynaklanıyor.
Ama kazın ayağı öyle mi acaba..
Her şeyin 2023 için hazırlık olduğunu söylesem kaç kişi inanır..
Bu konuya devam edeceğiz..



Libya’dan da murad alamadık!

Suriye istediğimiz gibi gitmedi. Amerika ve Suriye sınırı çizdi.
Libya’da da Rusya bir takım şeylere mani olunca elimiz böğrümüzde kaldı.
Aldı bizi bir düşünce..

Doktor Öz: ‘Sağlık için kahvaltı gereksiz bir şey..’

Bu bizimkilerin işine gelir.. Asgari ücreti arttırmak, emekliye zam yapmak zorunda kalmazlar.. Hatta hep birlikte öğle ve akşam faslını da kaldırıp fotosenteze geçebilirsek maaşları da kaldırılar. İşçiler, emekçiler, emekliler olmasa memleket ne güzel yönetilirdi..

Kuantum Ekonomisi

KUANTUM EKONOMİSİ

Zaman zaman kendisinin de “Ben ekonomistim!” şeklinde açıkça beyan ettiğinden biliyoruz ki, Sayın Cumhurbaşkanımızın asıl branşı ekonomi.
Ama izliyoruz ki, ekonomiyle ilgili çok az konuşuyor ya da hiç konuşmuyor.

Hatta ara sıra ortalık yere ekonomi dışı bazı konular serpiştirerek ekonomiden anlamayanların, ekonomiyle ilgili abuk subuk konuşmalarına ve dolayısıyla fıtratı itibariyle -çubuk kraker kıvamında- kırılgan bir yapıya sahip olan ekonominin, bu bilinçsiz atarlardan gelebilecek ani bir şerare sıçramasıyla alevlenmesine mani olmaya çalışıyor.

Bir nevi, ‘beyaz kuşak onuncu dan’ karatecilerin, sokakta aşırı tazyik ve hakarete uğrasalar dahi kavgaya karışmama, hatta karşısındaki şirret kaynağı temiz bir köteği haketse bile fiske vurmama yeminlerine sadakat göstermeleri gibi dişlerini sıkıp, gözlerini kısarak kendini tutuyor.

Bunu neden yapıyor?

“Çünkü bir sürü farklı konuda ‘fahri’ akademik titri bulunmasıyla birlikte asıl branşı ekonomi!”
Hadi ben ilk kez gerçeği buradan söyleyeyim; En asıl branşı da “Kuantum Ekonomisi”

Kırılganlığı biliyor! Kuantum sıçramalarını seziyor.. Şaolin üstadı ‘Kör usta Po’ misali ekonominin sinsi kımıltılarını, yılankavi kıpraşmalarını parmaklarının ucuyla hissediyor. 
Misal; Cumhurbaşkanımız “Faiz de inecek, enflasyon da inecek!” deyince bu çok bilmiş yorumcuların “nasıl olacak?”, “Olur mu öyle şey!”, “Bir terazinin iki kefesi de aynı anda aşağı iner mi?”, “Bir havuz hem dolarken hem de boşalır mı?” gibisinden itiraz krizine girmeleri çok normal.

Çünkü onların yerli ve milli bir ekonomi teorisinden yani ‘kuantum ekonomisi modeli’nden haberleri yok!

Oysa basiretli karateci gibi, kendini açığa vurmasa da Sayın Cumhurbaşkanımız; asıl branşı kuantum ekonomisi modeli olduğundan mes’eleyi iyi biliyor.

Kuantumda terazinin her iki kefesi de aynı anda aşağı inebiliyorsa, hem faiz hem enflasyon -hadi o da bizden olsun- hem de döviz neden hep birlikte aşağı inmesin?

Kuantumda bir nesne aynı anda hem şurada hem de burada olabiliyorsa aynı kişi şu koltukta oturup mühür basarken aynı zamanda neden öteki koltukta da oturup mühür basamasın? Neden fiyatlar hem yükselirken hem de düşmesin?

Kuantum ekonomisi bilen Sayın Cumhurbaşkanımız ve onun bir nevi “çekirge”si mertebesinde bulunan Ekonomi Bakanımız Berat Bey diyor ki: “kriz mriz yok!”
Kuantumdan anlamayanlar ise hep bir ağızdan haykırıyor. “Kriz de kriz!”

***

Ha sıkıntı yok mu? Elbette bir miktar var!

Ama panik yok!

Olay; asıl branşı ekonomi olduğunu bildiğimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın, bir nevi  zihin boşaltma meditasyonu olarak yaptığı, otobüsün ön kapısından dışarı doğru çay fırlatma seremonisini bırakıp, yine en asıl branşı global finans ve global ekonomi olan Damat Bakanımız ile bir kaç saat kafa kafaya vererek kısa bir beyin fırtınası seansı yapmalarına bakıyor.

Hele Sayın Merkez Bankası Başkanı ve Sayın TUİK Başkanı ile kareyi tamamlayıp, kuantumu, masanın merkezinde bir buhurdanlık misali yerleştirdikten sonra, hep birlikte ona fokus olarak  ortaya çıkaracakları sinerjiye dayanabilecek bir krizin var olabileceğini düşünemiyorum..
Bu işler ekranlarda öyle boş beleş konuşmakla olmuyor!

Sihirbaz Mandrake

Dünyanın en maceralı havaalanı..

Çocuk istismarına son!