Yıl 1994.. Gazete içinde, kattan kata duman gibi gezinip duran “Hürriyet Satılıyormuş!” fısıltıları bitmiş, satış gerçekleşmiş, Aydın Doğan Hürriyet Gazetesi’ni henüz satın almış..
Hürriyet Gazetesi’nin giriş katında bulunan büyük asansörlerden birindeyim. Tam hareket etmek üzere asansöre üç kişi daha bindi. Binenlerden ikisini tanımıyorum ama biri Aydın Doğan. İlk kez yakından görüyorum. Zaten belki de Hürriyet’e ilk gelişi.
Kısa bir sessizlikten sonra “Otis!” dedi.
Kimseden başka bir ses çıkmadı. Yanındakiler onaylar bir edayla kaşlarını gerip, başlarını aşağı yukarı salladılar..
Hala aynı mıdır bilmem ama o sırada İkitelli binasında Hürriyet’in kullandığı asansörler ünlü Amerikan markası Otis’in plakasını taşıyordu..
Üçüncü kata geldik. Asansör durdu. Ben inmek üzere kapıya yönlendim. Onlar ünlü dokuzuncu katın düğmesine basmışlardı.
Asansör kapısından çıkarken Aydın Doğan’ın şu cümlesini duydum.. “Bizimkiler Mitsubishi!”
Odama doğru yürürken düşündüm!.. Parasını ödemiş, Hürriyet’i satın almıştı ama hala Milliyet’ten bahsederken “Bizimki!” diyordu.
Biraz Erol Simavi’nin, karikatürist babasının kurduğu gazeteyi satmasına içerlediğimden midir bilemiyorum.. “Öyle parasını vermekle Hürriyet’e sahip olunamıyor!” diye mırıldandığımı hatırlıyorum.
Yıllar sonra 1999’da Hürriyet’ten istifa ettim.
Bir süre sonra bir de şunu anladım. Hürriyet’ten ayrılmakla da Hürriyet’ten ayrılınamıyor!.. Basının Amiral Gemisi’nin köklü bir kurumsal yapısı var. Aydın Doğan bile bu yapıya patron olduysa da gerçek anlamda sahip olamadı.
Demirören’in sahip olabileceğini hiç sanmıyorum.

Vatan Gazetesi’nin baskısını ve dağıtımını 2002’de kuruluşundan itibaren Doğan Grubu yapıyordu.
Vatan, herhangi bir medya grubuna bağlı değildi. Bağımsız bir gazeteydi. Şirketinin adı da “Bağımsız Gazeteciler A.Ş.”
Matbaa ve dağıtım giderlerinin oluşturduğu borçlar birikti. Yöneticiler gazeteyi, alacağına karşılık Doğan Grubu’na devretmeye karar verdiler. Tam işlemler bitiyordu, Rekabet Kurulu olumsuz rapor verdi, satışı engelledi. Medya’nın ve reklam pastasının belli bir yüzdesinden fazlasını tek bir grup eline alamazdı. (%30’dan fazlasınıydı sanırım)
Böylece devreye Demirören girdi. Gazetede gerekli sadeleştirmeler (Tenkisatlar) işten atılmalar yapıldı ve Vatan ve Milliyet gazetelerini Demirören satın aldı.

Şimdi ise, ezelden beri medya’nın “Amiral Gemisi” olarak nitelendirilen Hürriyet; Posta Gazetesi, CNNTürk vs. ile birlikte medyanın neredeyse %90’ının kontrolü tek ele, yani havuz denilen cenaha geçti.
Bakalım Rekabet Kurulu bu duruma da itiraz edecek mi?