Sevgili Bilal,
Sana bu mektubu son çare olarak yazıyorum..
Hepimiz için, benim için, senin için, baban için en hayırlısı olsun diye yazıyorum..

Bilirsin ama önce şunu açıklayayım:
Ohal, yani ‘olağanüstü hal’ uygulaması nedir?
OHAL, devleti yönetmenin terör ya da savaş nedeniyle sıkıntılı olması durumunda, devleti yönetenlere anormal yetkiler verilmesi durumudur.
Bunlar öyle yetkilerdir ki normal koşullarda hukuk engeline takılacak, yapmayı asla kimsenin aklına getiremeyeceği yetkilerdir. Yöneticiyi neredeyse tiran yapacak yetkiler. Hatta ona; senin bile malına, bankadaki parana, yastığının altındaki altına el koyma hakkı veren yetkiler.
Bilalim, bu yetkiler yöneticilerin çok hoşuna gider, bazılarında alışkanlık yapar. Bizde böyle bir şey olmaz diye düşünebiliriz ama bazı yöneticiler bu yetkileri ilgili ilgisiz her alanda kullanır. Muhaliflerini hapse tıkmaktan, onları adaletsiz kaynak kullanarak seçimlerde tuş etmeye kadar her türlü acil ihtiyacının maymuncuğu yapar. Bir türlü, onu yasalar karşısında dokunulmaz yapan, bu engin ayrıcalığı, bu sihirli kalkanı elinden bırakmak istemez.
Söz konusu devlet, ‘Kuzey Kore’ gibi kapalı bir ekonomi olursa bu durumdan pek fazla etkilenmeyebilir. Ama misal bizim gibi uluslararası piyasalara entegre olmuş ekonomilerde ciddi soruna yol açar. Ekonomin, yabancı yatırımcının ilave ettiği paraya muhtaç ise adam; “Yav, ya parama el koyarlarsa!” korkusu ile sana para getirmez. Hatta daha önceden getirenler geri götürmeye başlar.
Ekonomin; dışarıdan alınacak borca muhtaç ise borç verenler seni riskli görür ve faizleri dibine kadar yükseltir. Bu durumu izleyen uluslararası not veren kuruluşlar notunu düşürüp işi daha da zora sokar.  Hatta senin içinde olduğun kuruluşlar bile senin notunu kırar. Puanını düşürür. Gittikçe hazinendeki paran tükenir, merkez bankanda dolar kalmaz. İç piyasaların krize girer. İflaslar başlar, bırakın işsizliğe çareyi, işten atılmalar artar. Mevcut işsizlere yenileri eklenir. Dövizin azaldığı için paranın değeri düşer. Enflasyon yükselir. Bilalim, inan, bir hafta önce yedi bin liraya aldığın “ayfon plas”ın fiyatı kendiliğinden bir haftada lanet olası on bin liraya çıkar.
yukarıda anlattıklarımdan anlayacağın gibi bu durumdan çıkışın yolu demokrasidir.
Ama Bilalim, neredeyse aynı sınırsız ohal yetkilerini normal yasalara yedirerek şark kurnazlığı yapar “OHAL’i kaldırdık!” derlerse bunu biz yeriz ama o anasının gözü yabancı yatırımcı ve yabancı sermaye piyasaları yemez.
Biz, döviz büfelerindeki ışıklı rakamlara,  “Arkadaş, Ohal’i kaldırdık ama bu şerefsiz Dolar niye düşmüyor?” diye enayi enayi bakar dururuz..
Bu durumdan en kötü etkilenen de Baban olur. Herkes ona “yönetemiyor!, beceremiyor!” diye kıs kıs güler. Hatta durum daha da kötüleşirse halk da çok kızar. Halkın tersi pistir. Onu koltuğundan indirir.  İşin kötüsü O inince siz de inmiş sayılırsınız.
Bilalim, gördüğün gibi durum son derece ciddi! Sen babanla bir konuş.
Bizi dinlemiyor.. Belki seni dinler!
Selam ve sevgilerimle..