Bu bölümdeki karikatürler, 2014 Temmuz’undan 2016 Temmuz’una kadar Ulusal Kanal’da Cuma Akşamları saat 21:00 de yayınlanan, Mustafa Mutlu’nun ‘Kral Çıplak’ programında ‘Canlı Yayın esnasında, gündeme ilişkin çizdiğim karikatürler’ den oluşuyor.. 2017 Aralık itibariyle yaklaşık bir buçuk yıllık bir aradan sonra bu kez aynı programa CEM Tv’ de yeniden start veriyoruz.. Yine Cuma akşamları, bu sefer saat 19:30 dan itibaren..

Bayram mı savaş mı?

Geçtiğimiz Ramazan Bayramı tatilinin vahim kaza bilançosu..
Bu siyasal gürültü içinde pek duyulmadı ama resmi kayıtlara göre sadece 9 günde 106 insanımız öldü, 775 vatandaşımız yaralandı.
Yaralananların çoğunun ne yazık ki “ölümden beter” durumda olduğunu söylemeye gerek yok.
Yaşananın, savaştan farkı yok.
2017’den bu yana, Suriye’de süren savaş ile sadece 9 günde yarıştık.
Fırat Kalkanında 71, Zeytin Dalı harekatında 84 şehit verdik.
Durum gösteriyor ki sadece otoban yapmak başlı başına bu sorunu -bile- çözmüyor..

İndirim olsun da..

Emekli maaşlarımız sadece bir ayda 200 TL azaldı.

Yine yeni Yargı Reform Paketi

İsraf

Sayıştay raporları, daha önce bilinse de somutlaştırılamayan flu “düzeni” netleştiriyor.
Sis perdesi kalktıkça bildiğimiz ama kanıtlayamadığımız, en hafif tabiriyle “israf” üzerindeki bulut kalkıyor.
Bu manzarayı bilenler zaten biliyor. Bütün mesele bu manzarayı, yandaş medya perdesi ile maskelenmiş %40’a da gösterebilmek.
Bu israfı, bu kibir imparatorluğunun ‘han-ı iştiha’sını net olarak gördüğünde, “vicdanı ‘el insaf!’ diye çığlık atmayacak normal bir ‘Ak Partili’nin var olabileceğini düşünemiyorum.

 

a

Gerekçeli kararda gerekçe yok!

20 günde 250 sayfa gerekçe yazıldı.
Ama gerekçe yok!
Biz İstanbul’u alırken, Fatih’in İstanbul’u fethine gönderme yaptık. İstanbul’u keferenin elinden alır gibi aldık. Şimdi geri nasıl veririz,
esas gerekçemiz bu!” diyecek değiller ya!
“Her yıl, kafamıza uyan vakıflara, tarikatlara milyonlarca lira aktarıyoruz. Belediye elimizden giderse bunları yapamayız! Gerekçemiz bu!” diyecek değiller ya!
“Bilal’in Okçular Vakfı’na ok parası, yandaş eşlerine çocuklarına yüzlerce makam arabası,  damatların, eniştelerin ortak şirketine yüzlerce milyonluk imar avantası veriyorduk, gerekçemiz bu!” diyecek değiller ya!
“Yandaş şirketlere milyonlarca liralık kaymaklı ihaleler veriyorduk, misal, marketteki fiyatı 9 TL olan suyu toptan 11 TL’ye alıyorduk, bir web sitesini bile 80 Milyon TL’ye yaptırıyorduk. Bir yöneticiye 4-5 şirketten kadayıflı maaş veriyorduk, şimdi bunlar kesilecek, gerekçemiz bu!” diyecek değiller ya!
20 günde 250 sayfa gerekçe yazıldı.
Ama gerekçe yok!

 

 

e

Seçimler Yenilenir!.. Ama ya sonra?

Kokulardan belli ki, genel kanının aksine, öyle ya da böyle, İstanbul Büyükşehir seçimleri yenilenecek!.
YSK önümüzdeki hafta ne açıklayacağını biliyor.
Ama bir türlü dili varmıyor.. Derin nefes almakla meşgul olmalı..
Ancak satın alınan tv kanalları ile maskelenen ve gerçek durumu görmesi engellenen vatandaş kesiminin sayısı gittikçe azalıyor.
Mızrak çuvala sığmaz hale geldi. İmamoğlu için “Keşke AK Partili olsaydı!” diyen AKP’lilerin sayısı hiç de az değil.
Önümüzdeki günler ilginç gelişmelere gebe..

Uçmak için kendimizi boşluğa bıraktık..

Hatırlayalım;

7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP ummadığı bir yenilgi aldı. Tek başına hükümet kurma yetkisini kaybetti.

Sandığın, koalisyon işaret etmesine rağmen Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak hükümet kurma görevini teamüllere aykırı bir şekilde yine AKP’ye verdi.
Bir anda ülkede, Suruç katliamından, Ankara Barış Mitingi katliamına kadar bombalı, terörlü kabus bir süreç yaşandı.. Kamuoyunun ‘sorun listesi’nin ilk sırasına hızla “Terör korkusu” yükseldi.
Bu ortamda Erdoğan aynı yılın ‘1 Kasım’ında erken seçim kararı aldı.

1 Kasım’da yapılan seçimlerden bu sefer AKP zaferle çıktı!

Seçimden 8-9 ay sonra 15 Temmuz 2016’da “Fetö Kalkışması” yaşandı.
Erdoğan’ın rafa kaldırdığı Cumhurbaşkanlığı sistemine, kısa bir süre önce “Tekeden süt sağılmaz, Recep Tayyip Erdoğan’dan da Cumhurbaşkanı olmaz!” şeklinde üst perdeden muhalif olan Bahçeli bir anda “fiili duruma uymak lazım!” diyerek konuyu tekrar gündeme getirdi.
Yine 8-9 ay sonra 2017’nin 16 Nisan’ında referanduma gittik.
51,4 ile Evet çıktı ve sistem değişti.

Yeni sistemde her şey çok güzel olacaktı. Uçacaktık!
Hemen Başkanlık seçimi kararı alındı. İttifaklar kuruldu ve 24 Haziran 2018’de hem yeni sistemin başkanını hem de artık sayısı 600’e çıkartıldığı halde eski gücü kalmayan parlamentoyu yenilemek için seçimler yapıldı.
Erdoğan ve Bahçelinin ‘Cumhur İttifakı, 52.59 ile birinci turda, başını Muharrem İnce’nin çektiği muhalif ‘Millet İttifakı’nı yendi.
Aynı sandıklardan 600 milletvekilinin 344’ünü Cumhur ittifakı, kalanını da muhalifler kazandı.

Dolayısıyla Yeni sisteme tam kadro geçilmiş oldu. Bir seri kararname ve genelgeler ile bir çok kurum ve doğrudan Cumhurbaşkanı’na bağlandı. Bakanlar kurulu tam da Erdoğan’ın istediği gibi parlamento dışından atanmış oldu.
Her şey Erdoğan’ın istediği gibi oldu.. Eksik gedik kalmadı.. Uçuşa hazırdık!..

Seçimden önce TRT’de “Türkiye, inşallah bu sistemle uçuşa geçecek” diyordu ve devam ediyordu.. “İnşallah, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacağız. Bu, farklı sistemle inşallah diğerlerinin akıllarına bile gelmeyeni biz gerçekleştireceğiz.”

Aradan bir yıl geçti.

Uçuşa geçecek dedikleri Türkiye’yi krizlerin en derinine soktular.
Uçuşa geçecek dedikleri Türkiye’nin vatandaşı pazar arabalarını ikinci el satışa çıkardı.
Uçuşa geçecek dedikleri Türkiye’nin Merkez bankasında dolar kalmadı..
Uçuşa geçecek dedikleri Türkiye’nin ‘Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ sıralamasındaki yeri 180 ülke içerisinde 157. sıraya düştü.. Kongo’dan, mango’dan geriye..

Uçmak için kendimizi boşluğa bıraktık!.. Ama bir de baktık ki kanat yok!
Galiba uçmak için en azından bir çift ‘kanat’ın da gerekebileceğini düşünmemiştik.

Olağanüstü itiraz

Adı üstünde!
Olağanüstü itiraz, olağanüstü durumlarda yapılır!
Olağan üstü olan ne?
“Oy kullanmaması gereken seçmenler oy kullanmış!”
Kim bunlar?
Ohal döneminde meşhur KHK’lar, yani Kanun Hükmünde Kararnameler ile kamu hizmetinden men edilenler. Bir kısmı Fetö’cü olduğu zannıyla, bir kısmı sendikası beğenilmediğinden, bir kısmı muhalif olduğu için, bir kısmı yanlışlıkla, bir kısmı da, ne kendisinin ne de atanların bilmediği bir nedenden..
Oylar defalarca sayıldı, itirazlar defalarca yapıldı.. İş kala kala bunlara kaldı.
Peki yasa ne diyor?
Yasa olağanüstü net! Kullanabilirler diyor.
Zaten bu insanlar 24 Haziran seçimlerinde ve referandumda oy kullanmadı mı? Kullandı!..
Eee!.
Demek ki en sağlam dayanak hukuken bir dayanak değil.
Aslına bakarsan olağanüstü itiraz için son başvuru tarihi de 8 Nisan’mış. Yani normalde orada da tren kaçırılmış..
Yani bu işten aslında pek umut yok.
Moraller olağanüstü bozuk!
Nasıl olması ki?

2023 projeksiyonunda Payitaht olarak hazırlanan kale düştü..
O zaman “Haydi kızgın demirleri soğutmaya!”

 

 

 

.+

istanbul belediye çekişmesi