Milyonlar döküp sarayın bahçesine çiftlik kuran, bunu da itibardan tasarruf edilmez sınıfına sokan ‘bir itina’ beslenme uzmanlarına sesleniyor;
“Aranızda anlaşın! Aynı şeyi söyleyin!” diyor..
Beslenme uzmanları özünde ne diyor?
“Sıvı şeker tüketmeyin, mısır şurubu tüketmeyin, GDO’lu buğday’dan yapılan ekmeği makarnayı tatlıyı yemeyin.. Kızlarınız bu yüzden 6 yaşında regl oluyor, bu yüzden 40 yaşını bulmadan kanser oluyorsunuz, bu yüzden her 7 aileden birinin çocuğu olmuyor.. Bu yüzden bağışıklık sisteminiz çöküyor!.”
Peki tohum yasasını çıkarıp köylüyü GDO’lu hibrit tohuma mahkum eden bunu bilmiyor mu?
Şeker fabrikalarını kapatıp, üreticiyi ithal sıvı şekere, mısır şurubuna mahkum eden bunu bilmiyor mu?
Biyogüvenlik yasası ile GDO’lu ürünlerin gıda imalatında, hayvan yeminde kullanılmasını serbest bırakan bunu bilmiyor mu?
Üreticiye ayar vereceğim diye eti, pirinci, nohutu, fasülyeyi ne idüğü belirsiz kaynaklardan ithal eden bunu bilmiyor mu?
Toprağın, binbir çeşit ilaç ve suni gübre kullanımını denetlemeyerek toprağı, suyu zehirleyen bunu bilmiyor mu?
Biliyor!
Bal gibi biliyor!
Biliyor ki sarayına organik kümes, organik sera yaptırıp, tavuğunu, bıldırcınını, sebzesini, meyvesini orada yetiştiriyor..
Her biri 575’er metrekarelik salatalık- biber ve domates bahçeleri kuruyor
Biliyor ki, çifter çifter danışmana danışmadan yemek yemiyor..
Ne sandınız ya!
Konsept çiftliğine, mutfağına, bahçıvanına, temizliğine, danışmanına, ebesine, bebesine yılda 658 milyon harcayıp sonra da halkın yediğinden yiyecek değil ya..
Adamı Allah çarpar!