“Dünya beşten büyüktür!” diye diye evrene doğru parmak sallayan dünya liderimizin; ısrarla, dünyayı kurtarmaya cehdetmiş bir süpermen rolünü oynamaya çalışırken, kendi ülkesini nasıl batırdığını, bölüm bölüm, “arkası yarın” dizisi tadında, elem ve çaresizlik içinde izliyoruz.
“Dünya beşten büyüktür” diyerek dünyadaki yönetim ve karar alma mekanizmasının tekelleşmesine isyan eden asrın liderimiz, kendi ülkesinde;
“hakim de benim, savcı da benim, merkez bankası da beni dinleyecek,  meclisi de ben yöneteceğim, bakanları da ben seçeceğim, penaltıları da ben atacağım, kaleye de ben geçeceğim!” diye tutturuyorsa, kendisine: “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!” demek bile manasız kalıyor. .
Hadi o da bir yana; kendi kurduğu ve ülkenin tüm taşınır-taşınmaz varlığının ahzu kabza yetkisini teslim ettiği  ‘Varlık Fonu’ isimli şirketine, kendi kendisini “CEO” olarak atayan bu eşsiz anlayışın, birleşmiş milletlere ‘yönetme talkımı’ vermesi, normal bir insanın beynindeki mantık rölelerini yakıyor, kıyas, mukayese ve tahlil nöronlarını kestane gibi kavuruyor.