11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, görevi bittiği halde Cumhurbaşkanlığı Çalışma Köşkü olarak kullanılan Tarabya’daki ‘Huber Köşkü’nde ikamet etmeye devam etti. Mustafa Mutlu 156 tane köşe yazısı yazarak neredeyse her yazıda “Hangi yasayla, hangi hakla orada yaşamaya devam ediyorsun?” diye sordu. “50’nin üzerinde güvenlik görevlisinin, yine 50’nin üzerinde personelin masrafını kim karşılıyor?” sorusuna yanıt istedi. Köşkün önünde bin’e yakın insanla çay içme eylemi bile yaptı. Ama ‘kapı duvar!’..
Her ne kadar görev finalinin bilinen bir takvimi varsa da koskoca Cumhurbaşkanı’na görevi bittikten sonra elbette konutunu boşaltması için makul bir süre tanınabilir. Ama memura, amire, sembol olacak, örnek olacak, iz gösterecek, yol gösterecek bir makam eshabı için sekiz ay, makul sürenin oldukça üzerinde değil midir? Üstelik 156 tane makale olmasa bu ‘esremli hassasiyetin’ sekiz aya, kaç sekiz ay daha eklemeyeceğinin garantisi var mıdır?
Durumu basit bir kural ihlali olarak değerlendirenler olabilir!
“Ne olacak Canım! Bunca şey varken buna takılmak da nesi?” diyenler çıkabilir..
Onlara küçük bir soru; Aynı şeyi es kaza Necdet Sezer’in yaptığını düşünebiliyor musunuz?
Aynı adamlar arkasından teneke çalmazlar mıydı?

Hani bunu yapan, kendi adına vakıf kurup, kuruluş amacında “Çoğulcu ve özgürlükçü demokrasiyi kökleştirmek”  ifadelerini kullanmamış olsa yine bir derece..

Böyle mi  ‘kökleştireceğiz’ hocam!