Pisa Sınavı 2015 sonuçları açıklandı ve maalesef durum felaket ötesi..

Konu çok önemli..
Yarınımızın fotoğrafı!.
Biraz derinlemesine bakınca görülüyor ki bir karikatürle özetlenemeyecek kadar zor ve vahim!.
Yazmak zorundayım!

Öğretmenim, bürokratım, yöneticim, gazetecim, yazarım, müdürüm, velim, oku!
Öğrencim sen de oku!. Ama bil ki en suçsuz, en masum sensin!

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) bu sınavı Dünyanın 72 ülkesinde, o ülkelerin resmi kurumları ile işbirliği yaparak gerçekleştirdi. Bu kurum bizde de Milli Eğitim Bakanlığı..

Amaç; 15 yaş grubu yani lise başlangıcındaki öğrencilerinin bilgi ve becerileri yanında onların gerçek yaşam koşulları ile baş etmede ne kadar başarılı olabileceklerini ölçmek. Böylece eğitimin kalitesini belirlemek. Eksik-aksaklar konusunda araştırmacılara güvenilir veri sunmak.

Güvenilir deyince; sınav tüm dünya otoritelerinin güvenini kazanmış. 12 yıldan bu yana her üç yılda bir yapılıyor ve tek soruya bile itiraz gelmemiş.. Çeviriler ve yerelleştirmeler kılı kırk yararak yapılıyor.

Öğrencilerimiz, 72 ülke arasında Matematikte 49, fende 52, okumada ise 50. sırada yer aldı. Ne yazık ki en alt grubun içindeyiz.

Şöyle ki; sınava girenler başarılarına göre 6 gruba ayrılıyor.
6. gruptakiler en iyiler. Karmaşık matematik ve fen problemlerini çözebiliyor ve dahası bu çözümleri nasıl ve neden yaptıklarını anlatabiliyor.

MEB’in, tüm okullardan rastgele örneklem ile seçilen ve sınava katılan 5 bin çocuktan bu gruba giren yok.. Sıfır!
Beşinci grupta ise bir kaç öğrencimiz var.

Biz 2. gruptayız. En alt grubun bir üstü..

En alt grup, soruyu anlamıyor. Yani soruyu anlamayınca yapacak bir şey yok!
2. grup -ki bizim grubumuz- çok basit ve apaçık olan işlemleri yapabiliyor. Ama neyi, niye yaptığını bilmiyor, anlatamıyor. Okuduğunu anlamada 2012′ de yapılan -bir önceki- sınava göre dramatik bir düşüş var.
Sonuçta, matematik becerisi olmayan, hayata analitik bakmayan bir nesil daha yetişiyor. Uzmanlara göre bunun sonucu sürekli kriz durumu.. Çünkü dünyadaki meslektaşları ile rekabet edemeyen niteliksiz profesyoneller yetişecek. Bilgisiz mühendisler, beceriksiz doktorlar, yeteneksiz mimarlar vs, vs..
Sonuçta üniversiteler mezun edeceği öğrencileri mevcutların içinden seçecek!..

Uzak Asya ülkeleri ve Kuzey Avrupa ülkeleri en başarılılar. Singapur ve Finlandiya başı çekiyor..

Başarılı ülkelerin başarılarının nedeni zenginlikleri, nüfusları, dinleri, dilleri, özel okul sayıları değil. Örneğin Finlandiya’da özel okul oranı ‘binde dokuz’ken bizde bu oran 2016’ da ‘yüzde on sekiz buçuk’a çıktı.
Finlandiya’nın nüfusu az ama Asya’nın en iyilerinden  Çin’in nüfusu malum! Yani nüfusu az olanlar da çok olanlar da başarılı olabiliyor
ABD olanca zenginliğine, teknolojisine rağmen ilk sıralarda yok. Ancak 20. sırada yer alabildi.

Başarısız ülkelerin ortak yanı eğitimde bir yol haritalarının olmaması.

Eğitimde bir yol haritası olmayan en alttaki -Meksika gibi- ender ülkelerden biriyiz. Her yıl reform adıyla yaptığımız günlük düzenlemeler, bir yıl sonra tam tersine çevrilen denemeler öğretmeni reform(!) yorgunu yapmış. Öğretmenin de velinin de inancının, güveninin bitmesine neden olmuş.  Bu yolu izleyen bütün alttakiler gibi yerimizde bile sayamıyor durumdayız. Sınav odaklı, okuduğunu az anlayan, neyi neden yaptığını anlatamayan bir nesil geliyor.

Ne Yapmalı?

Önem sırasına göre süzerek sıralamaya çalıştığım uzman görüşlerini aşağıda özetliyorum.

  • Her şeyden önce bilime kulak vermeliyiz. Eğitim bilimcilerinden ve özellikle de ‘iyi yönetişim uzmanları’ndan oluşan bir öncü kadro oluşturmalıyız.
  • Halen lise çağındaki çocukların %20’si eğitim dışında. Doğuda bu oran %36’lara çıkıyor. 4+4+4 saçmalığına son verip kız-erkek, engelli-engelsiz, çırak ya da işsiz, ne sebeple olursa olsun okumayan tüm potansiyele erişmeli hepsini eğitimin içine almalıyız. (Erişim Kuralı)
  • Başarılı ülkelerde tüm bağımsız etkenler kaldırıldığında öğretmen eğitiminin ortak yol olduğu ortaya çıkmış durumda. Öğretmene yatırım yapmalıyız.
  •  6-15 yaş aralığında, eğitime harcanan kaynağın optimal seviyesinin 50 bin USD olduğu yönünde ortak kanı oluşmuştur. Bizde 35 bin USD olan bu rakamı optimal düzeylere yükseltmeliyiz.
  • Bununla birlikte, iyi yönetişim kuralları gereği, mevcut harcamaların ölçülebilirliğini sağlamalıyız. Örneğin milyonlarca dolar yatırım yapılan ve çöpe giden Fatih Projesi gibi projelerle zaten standardın altında olan yatırım oranının daha da aşağı çekmesine izin vermemeliyiz.
  • Pisa sonuçları, öğrencilerin bilgi seviyelerine göre ayrıştırılmasının sanıldığı gibi iyi sonuç vermediğini tespit etmiştir. Zira bu yöntemde sorunun temeliymiş gibi davranılan çocuk, bu sorunu oluşturanlar listesinin en sonunda yer alıyor olmalıdır. Eğitimciler, istisnasız olarak çocuğun yanında durmalıdır.

Pisa sıralamasında 20. sırada yer alan ABD eğitim camiası ‘panik butonu’na basmış durumda! Bizde ise Bakanlık Bürokrasisi düşük olan sıranın, aslında nasıl başarılı sayılabileceğinin istatistik modellerini üretmekle meşgul.

Ez cümle çözümü, Türkiye’de yaşayacak olan okul çağındaki 1 milyon Suriyeli çocuğu da hesaba katarak üretmeliyiz.

Konunun uzmanları “Durum endişe verici, endişelenmeliyiz ama çaresizlik hissetmemeliyiz!” diyor.

Son olarak şunu söyleleyim!.
Bu gün yönetici koltuklarında oturanlar bu işi acilen çözmezlerse emeklilikleri için bir an önce birikim yapmaya başlasınlar.
Çünkü bu çocuklar yarın onların emekli maaşlarını ödeyemeyecek!
İ. Bülent Çelik/2016