İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu

Canan Karatay

24 Aralık 2016/0 Yorumlar/in Portfolyo/tarafından bulent

Sağlık felsefecileri ilacı: “iyileştirici doza indirgenmiş zehir!” olarak tanımlarlar.
İlaç, hastayken elzemdir. Ancak ticari meta olarak kullanıldığında ise zehir formuna rucu eder.

Televizyonda katıldığı bir program esnasında bir okur mesajı geldi.. “İlaç emperyalizminin foyasını ortaya çıkartan kahraman kadın!”
Her şeye rağmen, hala böyle bir profesörü olan bir ülkenin vatandaşı olmak mutluluk verici..

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2016/12/cananKaratay.jpg 764 580 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2016-12-24 00:42:442016-12-24 01:19:59Canan Karatay

Pisa Sınavı’nın Ardından..

12 Aralık 2016/0 Yorumlar/in Genel, Karikatür Yazıları/tarafından bulent

Pisa Sınavı 2015 sonuçları açıklandı ve maalesef durum felaket ötesi..

Konu çok önemli..
Yarınımızın fotoğrafı!.
Biraz derinlemesine bakınca görülüyor ki bir karikatürle özetlenemeyecek kadar zor ve vahim!.
Yazmak zorundayım!

Öğretmenim, bürokratım, yöneticim, gazetecim, yazarım, müdürüm, velim, oku!
Öğrencim sen de oku!. Ama bil ki en suçsuz, en masum sensin!

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) bu sınavı Dünyanın 72 ülkesinde, o ülkelerin resmi kurumları ile işbirliği yaparak gerçekleştirdi. Bu kurum bizde de Milli Eğitim Bakanlığı..

Amaç; 15 yaş grubu yani lise başlangıcındaki öğrencilerinin bilgi ve becerileri yanında onların gerçek yaşam koşulları ile baş etmede ne kadar başarılı olabileceklerini ölçmek. Böylece eğitimin kalitesini belirlemek. Eksik-aksaklar konusunda araştırmacılara güvenilir veri sunmak.

Güvenilir deyince; sınav tüm dünya otoritelerinin güvenini kazanmış. 12 yıldan bu yana her üç yılda bir yapılıyor ve tek soruya bile itiraz gelmemiş.. Çeviriler ve yerelleştirmeler kılı kırk yararak yapılıyor.

Öğrencilerimiz, 72 ülke arasında Matematikte 49, fende 52, okumada ise 50. sırada yer aldı. Ne yazık ki en alt grubun içindeyiz.

Şöyle ki; sınava girenler başarılarına göre 6 gruba ayrılıyor.
6. gruptakiler en iyiler. Karmaşık matematik ve fen problemlerini çözebiliyor ve dahası bu çözümleri nasıl ve neden yaptıklarını anlatabiliyor.

MEB’in, tüm okullardan rastgele örneklem ile seçilen ve sınava katılan 5 bin çocuktan bu gruba giren yok.. Sıfır!
Beşinci grupta ise bir kaç öğrencimiz var.

Biz 2. gruptayız. En alt grubun bir üstü..

En alt grup, soruyu anlamıyor. Yani soruyu anlamayınca yapacak bir şey yok!
2. grup -ki bizim grubumuz- çok basit ve apaçık olan işlemleri yapabiliyor. Ama neyi, niye yaptığını bilmiyor, anlatamıyor. Okuduğunu anlamada 2012′ de yapılan -bir önceki- sınava göre dramatik bir düşüş var.
Sonuçta, matematik becerisi olmayan, hayata analitik bakmayan bir nesil daha yetişiyor. Uzmanlara göre bunun sonucu sürekli kriz durumu.. Çünkü dünyadaki meslektaşları ile rekabet edemeyen niteliksiz profesyoneller yetişecek. Bilgisiz mühendisler, beceriksiz doktorlar, yeteneksiz mimarlar vs, vs..
Sonuçta üniversiteler mezun edeceği öğrencileri mevcutların içinden seçecek!..

Uzak Asya ülkeleri ve Kuzey Avrupa ülkeleri en başarılılar. Singapur ve Finlandiya başı çekiyor..

Başarılı ülkelerin başarılarının nedeni zenginlikleri, nüfusları, dinleri, dilleri, özel okul sayıları değil. Örneğin Finlandiya’da özel okul oranı ‘binde dokuz’ken bizde bu oran 2016’ da ‘yüzde on sekiz buçuk’a çıktı.
Finlandiya’nın nüfusu az ama Asya’nın en iyilerinden  Çin’in nüfusu malum! Yani nüfusu az olanlar da çok olanlar da başarılı olabiliyor
ABD olanca zenginliğine, teknolojisine rağmen ilk sıralarda yok. Ancak 20. sırada yer alabildi.

Başarısız ülkelerin ortak yanı eğitimde bir yol haritalarının olmaması.

Eğitimde bir yol haritası olmayan en alttaki -Meksika gibi- ender ülkelerden biriyiz. Her yıl reform adıyla yaptığımız günlük düzenlemeler, bir yıl sonra tam tersine çevrilen denemeler öğretmeni reform(!) yorgunu yapmış. Öğretmenin de velinin de inancının, güveninin bitmesine neden olmuş.  Bu yolu izleyen bütün alttakiler gibi yerimizde bile sayamıyor durumdayız. Sınav odaklı, okuduğunu az anlayan, neyi neden yaptığını anlatamayan bir nesil geliyor.

Ne Yapmalı?

Önem sırasına göre süzerek sıralamaya çalıştığım uzman görüşlerini aşağıda özetliyorum.

  • Her şeyden önce bilime kulak vermeliyiz. Eğitim bilimcilerinden ve özellikle de ‘iyi yönetişim uzmanları’ndan oluşan bir öncü kadro oluşturmalıyız.
  • Halen lise çağındaki çocukların %20’si eğitim dışında. Doğuda bu oran %36’lara çıkıyor. 4+4+4 saçmalığına son verip kız-erkek, engelli-engelsiz, çırak ya da işsiz, ne sebeple olursa olsun okumayan tüm potansiyele erişmeli hepsini eğitimin içine almalıyız. (Erişim Kuralı)
  • Başarılı ülkelerde tüm bağımsız etkenler kaldırıldığında öğretmen eğitiminin ortak yol olduğu ortaya çıkmış durumda. Öğretmene yatırım yapmalıyız.
  •  6-15 yaş aralığında, eğitime harcanan kaynağın optimal seviyesinin 50 bin USD olduğu yönünde ortak kanı oluşmuştur. Bizde 35 bin USD olan bu rakamı optimal düzeylere yükseltmeliyiz.
  • Bununla birlikte, iyi yönetişim kuralları gereği, mevcut harcamaların ölçülebilirliğini sağlamalıyız. Örneğin milyonlarca dolar yatırım yapılan ve çöpe giden Fatih Projesi gibi projelerle zaten standardın altında olan yatırım oranının daha da aşağı çekmesine izin vermemeliyiz.
  • Pisa sonuçları, öğrencilerin bilgi seviyelerine göre ayrıştırılmasının sanıldığı gibi iyi sonuç vermediğini tespit etmiştir. Zira bu yöntemde sorunun temeliymiş gibi davranılan çocuk, bu sorunu oluşturanlar listesinin en sonunda yer alıyor olmalıdır. Eğitimciler, istisnasız olarak çocuğun yanında durmalıdır.

Pisa sıralamasında 20. sırada yer alan ABD eğitim camiası ‘panik butonu’na basmış durumda! Bizde ise Bakanlık Bürokrasisi düşük olan sıranın, aslında nasıl başarılı sayılabileceğinin istatistik modellerini üretmekle meşgul.

Ez cümle çözümü, Türkiye’de yaşayacak olan okul çağındaki 1 milyon Suriyeli çocuğu da hesaba katarak üretmeliyiz.

Konunun uzmanları “Durum endişe verici, endişelenmeliyiz ama çaresizlik hissetmemeliyiz!” diyor.

Son olarak şunu söyleleyim!.
Bu gün yönetici koltuklarında oturanlar bu işi acilen çözmezlerse emeklilikleri için bir an önce birikim yapmaya başlasınlar.
Çünkü bu çocuklar yarın onların emekli maaşlarını ödeyemeyecek!
İ. Bülent Çelik/2016

 

 

 

 

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2016/12/pisa.jpg 507 600 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2016-12-12 05:21:152016-12-12 05:38:15Pisa Sınavı’nın Ardından..

Dünya kanser olmuş!

9 Aralık 2016/0 Yorumlar/in Genel, Karikatür Yazıları/tarafından bulent

 

09.01.2015 Kral Çıplak – Ulusal Kanal;
Edip Akbayram’ın konuk olduğu programda c
anlı yayın telefon bağlantısı ile Charlie Hebdo katliamı ardından yaptığım konuşmanın tam metni.

“Öncelikle, bu akşam stüdyoda sizlerle birlikte olamadığım, hayranı olduğum değerli sanatçı Edip Akbayram ile aynı stüdyonun havasını teneffüs edemediğim için çok üzgünüm. Hepinize Samsun’dan saygı ve selamlarımı sunuyorum.

Dünya kanser olmuş durumda.
Bu gün, çeşitli aralıklarla, Dünya’nın çeşitli bölgelerinde bu hastalığın semptomları yaşanıyor..
Her semptomda rol alan aktörler değişiyor.
Değişmeyen üç temel parametre Var.
-Gerekçeler
-Saldırganlar
-Kurbanlar
Bu üç temel parametrenin karşısına yazılacak değerleri neredeyse sınırsız sayıda değiştirebilirsiniz..
‘Gerekçe’ parametresinin karşılığına ‘din’i koyabilirsiniz.. İslamı, hristiyanlığı, Aleviliği, sunniliği, selefiliği, koyabilirsiniz. Sözde Ulusal kurtuluş mücadelelerini, psikopatlığı, pazar yaratma iştahını, ticari hırsı, güç ihtirasını, vesaire vesaireyi koyabilirsiniz.
Gerekçeyi değiştirdiğinizde, gerekçeye uygun ‘saldırganlar’ ve gerekçeye uygun ‘kurbanlar’ da, otomatik bir oyunun elemanları gibi yerlerine oturuveriyor.
Gerekçe’nin bir “moda” olma özelliği de var.

 

Bu dönem, ‘Moda Gerekçe’ tahtında ne yazık ki İslam oturuyor.
Bununla birlikte hem saldırganlar hem de kurbanlar kürsüsünde de çok sayıda müslüman var.
Çünkü bu kurguda, bir paradoks olarak saldırganlar daha çok kurbanlar arasından çıkıyor.


Amerika’daki bir liseli’nin okulunda onlarca öğrenciyi katletmesi bu kanserin semptomlarından biridir.
Sultanahmet’te Canlı bomba bir Rus kadının bir Türk turizm Polisini öldürmesi de
Bingöl’de terhis olmuş 33 sivil giyimli askerin otobüsten indirilerek PKK tarafından kurşuna dizilmesi de
Uludere’de PKK’lı diye 39 köylünün askeri jetler tarafından bombalanması da,
Nijerya’da yüzlerce insanın Bogo Haram örgütü tarafından öldürmesi de,
Ortadoğu’da Işid’ın bir yıl içinde binlerce insanın kafasını kesmesi de,
Sivas, Madımak Otel’de aydınların yakılması da,
Rusya’da Rus çocuklarının çeçenler tarafından, Pakistan’da asker çocuklarının el kaide tarafından okullarının basılıp katledilmesi de..

 

Ve son olarak Fransa da karikatüristlerin öldürülmeleri de aynı hastalığın başka başka semptomlarıdır.

Ne yazık ki kısa gelecekte son da olmayacaktır.

 

Çünkü Dünya kanser olmuştur.
Hastalık her yerde aynıdır. Gerekçeler, Katiller ve kurbanlar değişmektedir.
Yarın hangi gerekçeyle kimin katil, kimin kurban olacağı belli değildir.
Bu gün hastalığın semptomları, gerekçeleri, kurbanları, katilleri adamakıllı karışmış durumdadır.
Charlie Hebdo da öldürülen çizerler tam da ırkçılığa karşı bir kongre hazırlığı içerisinde oldukları bir dönemde katledilmişlerdir. Yani tam da onları öldüren katillerinin derdine derman olmaya, hastalıklarına çare aramaya çalışırlarken.. Kapıda vurulan polisin de bir müslüman olduğu söylenmektedir.. Kör bir düello sürüp gidiyor.

 

İslam Düşmanı mı?
Öte yandan Charlie Hebdo bazı kesimlerce sanıldığı gibi islam düşmanı filan değildir. Tabu düşmanıdır. Bu nedenle sadece fanatik islamcılarla değil Fransa Cumhurbaşkanı’yla da, Papa’yla da, Hristiyan fanatikleriyle de başları derttedir. Dünyanın kültür devriminin önderliğini yapan, Reform ve Rönesans’ın bayrağını taşıyan bir ülkenin çocukları olarak “yazı ve çizi’nin önünde hiç bir tabunun olmaması düşüncesindedirler.. Kağıt ile kalem arasına korku girmemesi için mücadele edilmesi gerektiğini, bunun mizahın asli görevlerinden biri olduğunu düşünmektedirler.. Bunun için dilleri elbette biraz sivri ve kaçınılmaz olarak inciticidir. Kaldı ki medeni toplumların, kendilerine bile iğne batıran entellektüelleri ayakta tutmaları o toplumun sağlıklı kalmasını sağlayan kurallardan biridir.
Saldırıda hayatını kaybeden ve daha öncesinde de çeşitli kesimlerden tehditler alan derginin yayın yönetmeni çizer Stephanie Charbonnier verdiği bir röportajda “Kaleşnikoflara karşı yapacak bir şey yok. Ama yazıp çizmeye devam edeceğiz!”  diyerek korkunun anlamsızlığından söz etmişti.
Yazma ve çizmenin önündeki tabular ila-nihaye kalkacaktır. Ama elli yıl ama yüz yıl belki de beş yüz yıl sonra kalkacaktır. Sonunda mutlaka kalkacaktır.

O zaman geriye dönüp bakıldığında, Dünya yuvarlak ve dönüyor dediği için yargılanan Galileo ile Charlie Hebdo yazar ve çizerleri aynı kürsüde oturuyor olacaklardır.

Dünya Kanser olmuştur.
Bu kanserin temel sebebi dünya nimetlerinin adaletsiz paylaşımı ve buna bağlı olarak ortaya çıkan düşük entellektüel yapıdır..
Hastalık her yerde aynıdır. Gerekçeler, Katiller ve kurbanlar değişmektedir.
Yarın hangi gerekçeyle kimin katil, kimin kurban olacağı belli değildir.
Azrailin nefesi herkesin ensesindedir.
Herkes, her rol için adaydır!

Oysa sebep belliyse çaresi de bellidir.
Başta dünyanın üst yapı kurumları işin ciddiyetini kavramalı ve gerekli önlemleri almaya çalışmalıdır.
Peki alabilirler mi? Alacaklar mı?
Dünya bu hayali kurmaya, bu umudu taze tutmaya değecek kadar güzel bir yer.
Umut ediyoruz!
Yoksa Galileo da Karikatüristler de boşu boşuna ölmüş olurlar.
Umut ediyoruz çünkü,
Edip Akbayram’ın slogan olan türküsünde söylediği gibi, ‘Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz!’ ”

Programı Youtube’ da izlemek için:

1.32.20 – 1.45.02

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2016/12/insanhahlarigunu2-1.jpg 607 800 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2016-12-09 23:45:132016-12-10 01:08:19Dünya kanser olmuş!
Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön