Haftadan Karikatürler

Darbenin günü

Darbeyi her zaman asker yapmaz.

Lamı cimi yok! Bu yapılan bir sivil darbedir!

Bunun böyle olduğunu, Anayasa Mahkemesi kararının ilk tanınmadığı gün de yazmıştık.

Deniz Gezmişlerin, üstelik ellerinde bunu yapacak, bunu zorlayacak hiçbir güç olmadığı halde, Anayasayı zor yoluyla değiştirmeye kalkmak suçlamasıyla darağacına gönderildiklerini, bu işin oyuncak olmadığını söylemiştik.

Hiçbir güç kaim değil. İktidarlar geçici, ömürler sınırlı…

Umarım ömrümüz bu darbeyi yapanların da yaptıranlarin da, alet olanların da gerçek hukukun önüne çıkarıldığı günleri görmeye yeter.

Ayın Karikatürleri

Kara harekatı neden hemen olmaz!

İsrail militer bir ülke.

Kadınları da erkeklerle aynı süre 3 yıl zorunlu askerliğe tabi tutan, dünyanın tek ülkesi.

Devlet haline geldiği 1948 Mayıs’ından bu yana ya saldırı ya da savunma halinde bulunması askeri reflekslerini üst seviyeye taşımış.
İyi düzeyde bir kurmay aklına sahip olmadığını iddia etmek pek akılcı değil!
Devamını Oku

Haftadan karikatürler

Haftadan Karikatürler

LOMBOZ 24 Eylül 2023

Seçim nasıl kazanılır?

Eskiden tuvalet kağıdı mı vardı?
Yoktu!
Arazide iş pratikti!
Yaprak vardı, taş vardı.
Kışın kar, yazın mısır koçanı vardı.

Evlerdeki rabıtayı ise özellikle kentli genç kuşak bilmez.
Ama doğum tarihi 1960 ve öncesi olanlar istisnasız iyi bilir!
Devamını Oku

Önlük

Önlük

Onlar şans eseri sağ kaldı.
Onları 7,7  şiddetindeki deprem öldüremedi!
Ama cehdettik, biz öldüreceğiz!

5 Şubat’ta herkes gibiydiler.
6 Şubat’ta ne evleri kaldı ne okulları..
Ne oyuncakları kaldı, ne hikaye kitapları!

Şimdi depremzedeler, sağ kalan, hayatta kalan çocukları için eğitim istiyorlar!
Hala yiyecek içecekleri yok denilecek düzeyde.
Suları çamurlu akıyor.
Hala konteynerlerde, çadırlarda yaşıyorlar.
Ama çocukları için eğitim istiyorlar.
Defter kalem, kitap istiyorlar.
Okul, öğretmen istiyorlar!

Ne cevap veriyor Milli Eğitim Bakanı?
“Öğretmenler önlük giyecek!” diyor.
Yeni eğitim reformumuz bu!
“Önlük giyecekler!”

Bakan gelip bakacak!
Öğretmen önlük giyiyor mu giymiyor mu?

İyi de öğretmen yok ki Sayın Bakanım!
Atasanız, olsa, çuval pantolon bile giyecek!
Kelebek tokalı kemer bile takacak!
Ama öğretmen yok ki!

 

 

 

Hay ben böyle zekanın!

Hay ben böyle zekanın!..

Bütün dinlerin ‘cennet’ diye farklı farklı da olsa büyük bir sitayişle tanımladıkları yer gerçekten tanımladıkları gibi mi, hatta var mı yok mu bilmiyoruz!
Herhangi bir dinin cennetine inanıyorsak sorun yok!
İnanç tartışılmaz!

Ama şöyle, “gittim bizzat kendi gözlerimle gördüm aabi, böyle bişey olmaz!” diye ballandırarak anlatan bir tanıklık da görülmüş değil!

Lakin bu dünyayı biliyoruz.
Üzerinde yaşıyoruz!
Eğer insan denilen varlık olarak üzerinde yaşamasak; bir uzay aracıyla başka bir gezegenden gelip görsek, “Aha da cenneti buldum! Cennet burası!” diye göbek atardık!..

Aslında bir cennette yaşıyoruz.
Ya da biz gelene kadar buralar cennetmiş diyelim!

“Yaradılmışların en şereflisi, kainatın hülasası, tüm mahlükatın halifesi” olarak “tek zeki varlık” sıfatıyla insan, dünyaya vasıl olur olmaz ortalığın anasını ağlatmış!
Bu güzelim cenneti makul bir sürede hem kendisi hem de diğer canlılar için cehenneme çevirmiş!
Tam gaz çevirmeye de devam ediyor!
Elindeki cenneti yok edip muhayyilen cennetler aramaya koyuluyor!

Üzerinde yaşayan en az iki milyon tür içerisinde tek zeki canlı..
Vakıa canlılar içerisinde “konut sorunu” olan tek canlı!

Lan; sincap kadar, salyangoz kadar, tosbağa kadar olamamış!

İnsan düşünmeden edemiyor!
Bu zeka denilen şey acaba bizim sandığımız şey olmayabilir mi?

 

 

Artık kabak tadı vermedi mi?

 

 

Artık kabak tadı vermedi mi?

Seçim bittiğinde, seçimi kazandığına inanamayan, şaşkınlıktan adamakıllı bir kutlama bile organize edemeyen; gazetecisiyle, yöneticisiyle, milletvekiliyle tüm iktidar elemanlarının derdi seçimin ertesi gününden beri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun koltuğunda oturmaya devam etmesi oldu…

Neden?
Çünkü müthiş verimli bir alan!
Hazır bütün muhalefet bu ateşin altına odun atarken; hazır kimse çocuğuna defter kalem alamayan, bırak eti tavuğu,  evine bir kilo patates götüremez hale gelmiş vatandaştan, ev sahibi ile yakın döğüşe girmiş kiracıdan, artık neredeyse damperli kamyonlarla şehir merkezlerine dökülen sığınmacılardan bahsetmiyorken, iktidar enayi mi ki bu verimli alandan yararlanmasın?
Doğal olarak onlar da, bütün ağırlıkları ile vatandaşın üzerine çöktükleri halde, ellerinde bir yelpaze, bu ateşi yelleyip duruyorlar.

“Yelleyin arkadaşlar!.. Körükleyin!.. Hatta her fırsatta , ‘bakın nasıl kavga ediyorlar. İktidarı bunlara mı verecektiniz, onlar kavga ediyor, biz çalışıyoruz deyin!..”
Eğer Sarayın danışmanlarından, bütün il ve ilçe başkanlarına, milletvekillerine, bu bir talimat olarak gelmediyse ben de bir şey bilmiyorum!
Aklın yolu bir!
Şu ekonomik yangında, iktidar için bundan daha serinletici bir iklimi hangi güç yaratabilir ki?

Siz bu altın fırsatı kendiniz yaratıp onların eline verin sonra da “Başka işleri güçleri yok bizi çekiştiriyorlar!” diye şikayet edin!

Yok yaa!