İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu

Hey onbeşli

28 Nisan 2018/2 Yorumlar/in Canlı Yayın/tarafından bulent

Tokat sanılır ama aslında bir Adana türküsü..
Adanalı İboş Ali Ağa (Bolaç), Rumi-1315 doğumlu olanların (Miladi 1899) Çanakkale savaşı sırasında- o zamanlar askerlik yaşı 18 iken- 16 yaşında askere alınmalarından etkilenerek yazdığı bit türküdür.
İboş Ali Ağa, bu türküyü yazarken Tokat’ta askerdir.
Ezcümle Tokat türküsü değildir ama dinleyene “Tokat!” gibidir evelallah!.


Ne olmuştu?

Erdoğan, Sürekli “..Seçimler zamanında yapılacak.. Erken seçim isteyen vatan hainidir!” gibi açıklamalar yapıp dururken, ittifak ortağı “zank!” diye “26 Ağustos 2018 Pazar günü erken seçim istiyoruz!” şeklinde bir açıklama yaptı.
Bu açıklamada sonra yarım saatlik bir toplantı ile Erdoğan 24 Haziran’da erken seçim kararı aldıklarını belirtti. (Rakipleri; Afrin harekatının getirdiği oyların gitgide erimesi üzerine, daha fazla kayıp vermeden seçime gitmek için bu kararın alındığını söylediler.. Duy da inanma!..)
Hatta öyle dedikodular çıktı ki, aralarında “Ben yeminliyim, diyemiyorum, sen “erken seçim” de ama tarihine de 26 Ağustos olarak belirt, ben de o 26 Ağustos’u 24 Haziran’a çekeyim, iyi parti devre dışı kalsın. Seni rakibinden kurtarayım!” diye anlaştıklarını söyleyenler oldu.. Ba ba ba!..

Yasaya göre seçime girecek partilerin yeterliliğini Yargıtay Cumhuriyet Baş Savcılığı belirler.
Partilerin örgütlenme ve kongrelerini takip eder. Seçim zamanı geldiğinde Yüksek Seçim Kurulu’na hangi partilerin seçime katılma yeterliliğinde olduğunu bir liste olarak gönderir. YSK da buna göre hazırlıklarına başlar. Pusulaları filan basar.. Aynı zamanda listeyi aldığı ise gün kamu oyuna duyurur.
Lakin bu sefer öyle olmadı. YSK, İyi Partinin seçime katılıp katılamayacağı merak edilen bir derişik ortamda Cuma günü eline ulaşan listeyi Pazartesi açıklayacağını ilan etti. “Neden?” dediler.. “İstişare edeceğiz!” dedi. “Neyi istişare edeceksiniz, bunu belirleyecek olan siz değilsiniz ki!” dediler.. Çarşı karıştı. Bazı dedikoducular, YSK Başkanı’nın Reis’ten “İyi partiyi seçime sokma!” şeklinde talimat beklediğini belirttiler ve “hadi çanım!” diyenlere “Mühürsüz oyları kabul et!” talimatını hatırlattılar..
Bunun üzerine İyi Partinin seçime girmesinin engelleneceğini düşünen CHP, 15 milletvekilini iyi partiye katma kararı aldı. Çarşı bir daha karıştı..

Çünkü bir partinin bu seçime (ki bu seçim hem milletvekili seçimi hem de parlementer sistemden Başkanlık sistemine geçişin seçimiydi) girebilmesi için
– Ya son seçimden %5 ve üzeri oy almış olması,
– Ya Mecliste grup kurması (en az 20 milletvekili olması ki İyi parti’nin 5 milletvekili vardı.)
– Ya da belirlenecek 6 gün içerisinde 100 bin imza toplaması gerekiyordu ki bu son madde ile sadece Başkanlık seçimine katılabiliyor, milletvekili seçimlerine katılamıyordu.

CHP’den ayrılan 15 milletvekili İyi Parti’ye katıldı. Grup sayısına erişildi. Sorun aşıldı ve YSK’da seçime katılabilecek partiler açıklamasını 22 Nisan Pazar günü 15:00 sularında açıkladı. Tayyip Bey’in YSK Başkanı’na; “CHP’ye demokrasi kahramanlığı şansı verdin, prim yaptırdın!” diye fırça attığı dedikoduları da çok geçmeden ortalığa yayıldı.

Her ne kadar artık gerek kalmamış olsa da Akşener, “CHP sağolsun ama ben aynı zamanda 100 bin imzayı da toplayıp öyle Cumhurbaşkanı adayı olacağım, çifte dikiş yapacağım” diye tutturdu.

Ol hikaye bundan ibaret..

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/04/27042018Kralciplak1.jpg 1795 2424 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-04-28 03:06:522018-05-06 22:13:27Hey onbeşli

Abdullah Gül ve kırık kılıç..

28 Nisan 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın/tarafından bulent

Abdullah Gül Kim?
Dört silahşörler misali birlikte yola çıkan AKP’nin dört kurucusundan biri.
Athos, Porthos, Aramis, Dartanyan’gillerden Athos..

Şimdi azıcık hatırlayalım;
2001 yılındaki “kuruculuk”tan sonra Tayyip, yani Porthos hapisteyken “Emanetçi Başbakan” oldu. Tayyip, O zamanki Cumhurbaşkanı Sezer’in karşı çıkmasına rağmen Baykal’ın himmetiyle, yenilenen Siirt seçimlerinde Mervan Gül’ün yerine milletvekili ve dolayısıyla başbakan olur olmaz koltuğu teslim edip onun yardımcısı ve dış işleri bakanı pozisyonuna geçti. Ardından Cumhurbaşkanı olarak partisine en üst kademeden destek verdi. Yerine yine Tayyip’e devrederek  sonuna kadar sadakatle bu görevde kaldı. Gönlünden geçen Tayyip’in yerine tekrar başbakan olmak idiyse de sıkı bir çalımla görev süresinin bitişinden bir gün önceye çekilen kurultay ile “aut”a atıldı. Partiye üye bile olamadı. Böylece 2001’de başlayan 14 yıllık sadık süreç bariz ofsayt ile sona erdi.
Aramis ve Dartanyan gibi o da Porthos tarafından partiden gönderildi.
Porthos şimdi partide tek başına..
“Tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devlet” söyleminin yanına ‘tek adam’ ilavesini pekiştirmeye çalışmakla meşgul.
Benim ibretle altını çizmek istediğim nokta başka..
Önceki Milli Görüş süreci hariç, 2001 yılından bu yana birbirinin yerine nöbet tutmuş, birbirine bayrak devretmiş, kader ve gönül birliği yapmış, sırt sırta vermiş dört kişiden üçü diskalifiye edilmiş, bunlardan sonuncusu ise “Bozgunculuk” la suçlanıyor. Satır arasında tehdit ediliyor.
Çatı adayı peleriniyle çatıya ittirilen Athos’un pelerini bir kılıç darbesiyle sırtından alınıp, çatıda pelerinsiz bırakılıveriyor.
Göreceğiz.. Athos bundan gayrı değil çatı adayı, zemin kat adayı bile olamaz..
Çünkü Krala kılıç çekiyorsan kılıcın uzun olacak.
Oysa Athos’un kılıcı kısa ve kırık..
Devam edenlere ders olsun!..
Nokta!.

———————————-

Edit: Bu yazı, İbrahim Kalın ve Genel Kurmay Başkanının, Gül’ü helikopter ile ani ziyaretlerinden bir hafta önce yazılmıştı. Nitekim bu ziyaretten az sonra Gül “Abi, aday maday değilim, hadi herkese hayırlı işler!” mealinde bir açıklama yaparak meçhul bir yöne doğru kayboldu..

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/04/26042018KralCiplak.jpg 1536 2072 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-04-28 01:46:322018-05-03 17:42:44Abdullah Gül ve kırık kılıç..

Hesapların üstünde bir hesap vardır!

24 Nisan 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın/tarafından bulent

‘Jenga’ oyununu bilen bilir.. Orta parmak boyunda dikdörtgen tahtalarla oynanır. Oyuna bu tahtaları üst üste dizip dikdörtgen bir kule meydana getirilerek başlanır. Tahta çubukları aralardan birer birer çekip kulenin en üstüne koyarak süren bir denge hesabı oyunudur. Marifet kulenin yıkılmadan yükseltilmesidir.
Ama hesap üstüne hesap yapa yapa kule yükseltilirken denge zayıflar. Bunca üst üste hesap karmaşıklaşır. Aralardan çekilip üste konulabilecek tahta kalmaz. Sonunda kritik parça çekilir ve kule kaçınılmaz olarak yıkılır.

AKP ve MHP cephesinin seçim sisteminde bile hoyratça oynamaktan çekinmeyerek yaptıkları ince hesapları hep ‘jenga oyununa’ benzettim.. Bu kadar üst üste ince hesap sonunda şaşar.. Tahtalar paldır küldür devrilir.  Neden devrildiğini anlamazsınız bile..

Hani Erdoğan’ın söz yazarları tarafından onun hitap prompterlarına, yarı Sezai Karakoç’un şiirinden yarı Al-i İmran’dan hibrit edilen  “Hesapların üzerinde bir hesap vardır!” sözü var ya!
O söz şimdi sübut buluyor!

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/04/20042018KralCiplakA.jpg 1536 2072 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-04-24 18:17:182018-04-24 18:18:17Hesapların üstünde bir hesap vardır!

Hayvancılık can çekişiyor?

15 Nisan 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın/tarafından bulent
Romanya’dan şuradan buradan sığır ithal ediyoruz. Sonra da onları doyurmak için Bulgaristan’dan şuradan buradan saman ithal ediyoruz.  Çünkü üzerinize afiyet, ortalıkta hayvan da kalmadı ot da..
 
Meraları haraç mezat satıyoruz. Hayvancılık gelişse bile onlara otlayacak yer bırakmadık. Normalde hayvanın beslenme düzeninin yüzde yirmi beşini hazır yem oluşturması gerekirken bizde bu oran yüzde yüze çıkmış durumda. Mazot, yem, kısa bir sürede yüzde kırk zamlandı. Böyle olunca vatandaş et yiyemiyor. Sağlıklı bir beyin ve vücut için günde minimum yüz yirmi gram alınması gereken protein alınamıyor. Protein yoksulu bir kuşak yetiştiriyoruz.
Verdiğimiz.. daha doğrusu veremediğimiz eğitimi de üstüne eklersek geleceğimiz hiç iyi görünmüyor.
Pisa’daki durumumuz bunun en iyi göstergelerinden biri değil mi?
Bu gün iş başındakileri samimi olarak uyarayım.. Ne kadar ihtiyacınız olur bilmiyorum ama bu kuşak yarın sizin emekli maaşlarınızı ödemesini beklediğiniz kuşak olacak. Ona göre besleyin!
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/04/06042018KralCiplak.jpg 1536 2072 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-04-15 01:46:092018-04-15 02:10:27Hayvancılık can çekişiyor?

Ekonomi Terbiyesizlik Yapıyor..

6 Nisan 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın/tarafından bulent
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/04/06042018cKralciplak-1.jpg 1795 2424 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-04-06 21:25:052018-04-06 00:27:40Ekonomi Terbiyesizlik Yapıyor..

Akkuyu Nükleer Santrali

6 Nisan 2018/1 Yorum/in Canlı Yayın/tarafından bulent

Köprülerden gördüğümüz hayrı elbette nükleer santralden de göreceğiz.

Çünkü model hemen hemen aynı.
Satın alma garantili Yap-işlet-devret.
Bu sefer Ruslar yapacak, Ruslar işletecek, Ruslar ürettiği elektriği tam kırk dokuz yıl bize satacak..
Hem de şimdiden belirlenmiş fahiş bir fiyatla. Bu gün tükettiğimiz elektrik fiyatının tam üç katına!

Yanınızda yörenizde 12 yaşında bir çocuk var ise lütfen durumu ona anlatın..
Böyle hem yerli ve milli olmayan, hem tehlikeli, hem her yıl tonlarca atık ortaya çıkaran, hem de üç katı pahalı bir enerji santralinin üstelik de Akkuyu gibi bir çevreye neden yapılma-ma-sı gerektiği konusunda zerre kadar tereddüt ederse ben Türk halkından özür dileyip karikatür çizmeyi bırakırım.
Peki bu aklı evvel takımın amacı ne?

Yerli ve milli değil!..
İnşaatı Ruslar yapacak, operasyonu yani işletmeyi Ruslar yapacak, personelin çoğu yabancı olacak. Kullanılacak yakıt ham maddesi olan ‘zenginleştirilmiş uranyumdioksit’ de dışarıdan alınacak. Yani Bulgaristan’dan elektrik satın almaktan -üstelik daha yüksek bir fiyattan satın almaktan- bir farkı olmayacak.

Ucuz değil!
Şu anda 4 Cent olan elektriği 49 yıl boyunca  dört katına 12.35 Cent’e alma garantisine yönelik fiyat anlaşması imzalandı. Hele doların değer kazanması durumu tabloyu daha da ağırlaştıracak.

Mantıklı değil! 
Bu santralin ömrü 60 yıl. Yani 60 yıl sonra kesinlikle sökülecek. Sözleşmeden arta kalan yani santralin bizim olacağı süre sadece 11 yıl. Basit bir hesap, bu günkü şartlar sabit kalsa bile kalan sürede edeceğimiz getirinin ödeyeceğimiz elektrik fiyatının çok altında olduğunu açıkça ortaya koyuyor. (12 yaşındaki çocuğa sorun kafadan yapsın hesabı!) Fiyat 3 katı olduğuna göre: 49 yıl, 147 birimin üçte ikisi yani 98 birimi zarar hanesinde. Son 11 yıl para ödemeyeceğimize göre 11 birim kar hanesinde. Çık 98 birim zarardan 11 birim karı.. Kalır 87 birim zarar!.  60 Yıl sonra söküleceğine göre “Canım şimdi zarar etsek de sonradan torunlarımız kar edecek” gibi bir mantık da yok!.. O halde neden?

Masum Değil!
Tehlikeli!.. Hem de Depremselliğin bulunduğu bir bölge. Hiç bir sorun olmasa bile faaliyeti boyunca ortaya çıkarılan binlerce ton nükleer atık Demokles’in Kılıcı gibi kafamızın üzerinde sallanıp duracak.

Tek alternatif değil!
Yenilenebilir enerji kaynaklarının teknolojisi çok hızlı bir ivme ile gelişiyor. Ülkemiz rüzgar enerjisi için son derece uygun iklime sahip, atıl alanlarla dolu. Güneş enerjisi panelleri gittikçe ucuzluyor. Üstelik yerli üretim her zaman arttırılabilir. Kiremit şeklinde enerji panelleri bile üretildi. Sekiz-on yıl içinde çatınızı kaplayacağınız malzeme enerji sorununuzu çözecek.. Dünya çöllere güneş enerjisi santralleri projelerini yarıladı. Küresel ısınma 12 yıl sonra Türkiye’nin -ortasından bir çizgi çek, çizginin- güneyini 55 derece sıcaklıkta bitkisel üretim yapılamayan bir iklime çevirecek. Bu acele ne?

Atla deve değil:
Türkiye’nin kurulu güç miktarı 70-80 bin megavat. Her biri 1.2 bin megavat olacak bu 4 üniteli yeni santral yuvarlak hesapla 5 bin megavatlık bir ilave güç sağlayacak.
Ne bütün ihtiyacımızı çözecek, ne başımızı göğe erdirecek.. Mevcut üretimimizin 6.2’si kadar bir katkı yapacak.
O halde bu zarar bu risk neden?

“Canım, yanıbaşımızda, Bulgaristan’da, Ermenistan’da var!” söylemlerine bakmayın.. Dünya nükleer santralları gittikçe devreden çıkarıyor. Her geçen yıl sayıları azalıyor, yerlerine alternatif enerji üretim alanları ikame ediliyor..
En fazla 20 yıl sonra, enerji sorununun belki de tamamını güneşle kuracağı doğru teknolojik ilişki ile çözmüş olacak dünyada, bizim çocuklarımız, üstelik de riskli bir şemsiye altında  49 yıl dolana kadar bu günün 3 katı fiyattan elektrik satın alarak borç ödemeye devam edecek..
Neden?

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/04/06042018bkralciplak.jpg 1536 2072 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-04-06 21:00:372018-11-18 03:57:14Akkuyu Nükleer Santrali

Amiral Gemisi Havuza Alındı

2 Nisan 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın/tarafından bulent

Yıl 1994.. Gazete içinde, kattan kata duman gibi gezinip duran “Hürriyet Satılıyormuş!” fısıltıları bitmiş, satış gerçekleşmiş, Aydın Doğan Hürriyet Gazetesi’ni henüz satın almış..
Hürriyet Gazetesi’nin giriş katında bulunan büyük asansörlerden birindeyim. Tam hareket etmek üzere asansöre üç kişi daha bindi. Binenlerden ikisini tanımıyorum ama biri Aydın Doğan. İlk kez yakından görüyorum. Zaten belki de Hürriyet’e ilk gelişi.
Kısa bir sessizlikten sonra “Otis!” dedi.
Kimseden başka bir ses çıkmadı. Yanındakiler onaylar bir edayla kaşlarını gerip, başlarını aşağı yukarı salladılar..
Hala aynı mıdır bilmem ama o sırada İkitelli binasında Hürriyet’in kullandığı asansörler ünlü Amerikan markası Otis’in plakasını taşıyordu..
Üçüncü kata geldik. Asansör durdu. Ben inmek üzere kapıya yönlendim. Onlar ünlü dokuzuncu katın düğmesine basmışlardı.
Asansör kapısından çıkarken Aydın Doğan’ın şu cümlesini duydum.. “Bizimkiler Mitsubishi!”
Odama doğru yürürken düşündüm!.. Parasını ödemiş, Hürriyet’i satın almıştı ama hala Milliyet’ten bahsederken “Bizimki!” diyordu.
Biraz Erol Simavi’nin, karikatürist babasının kurduğu gazeteyi satmasına içerlediğimden midir bilemiyorum.. “Öyle parasını vermekle Hürriyet’e sahip olunamıyor!” diye mırıldandığımı hatırlıyorum.
Yıllar sonra 1999’da Hürriyet’ten istifa ettim.
Bir süre sonra bir de şunu anladım. Hürriyet’ten ayrılmakla da Hürriyet’ten ayrılınamıyor!.. Basının Amiral Gemisi’nin köklü bir kurumsal yapısı var. Aydın Doğan bile bu yapıya patron olduysa da gerçek anlamda sahip olamadı.
Demirören’in sahip olabileceğini hiç sanmıyorum.

Vatan Gazetesi’nin baskısını ve dağıtımını 2002’de kuruluşundan itibaren Doğan Grubu yapıyordu.
Vatan, herhangi bir medya grubuna bağlı değildi. Bağımsız bir gazeteydi. Şirketinin adı da “Bağımsız Gazeteciler A.Ş.”
Matbaa ve dağıtım giderlerinin oluşturduğu borçlar birikti. Yöneticiler gazeteyi, alacağına karşılık Doğan Grubu’na devretmeye karar verdiler. Tam işlemler bitiyordu, Rekabet Kurulu olumsuz rapor verdi, satışı engelledi. Medya’nın ve reklam pastasının belli bir yüzdesinden fazlasını tek bir grup eline alamazdı. (%30’dan fazlasınıydı sanırım)
Böylece devreye Demirören girdi. Gazetede gerekli sadeleştirmeler (Tenkisatlar) işten atılmalar yapıldı ve Vatan ve Milliyet gazetelerini Demirören satın aldı.

Şimdi ise, ezelden beri medya’nın “Amiral Gemisi” olarak nitelendirilen Hürriyet; Posta Gazetesi, CNNTürk vs. ile birlikte medyanın neredeyse %90’ının kontrolü tek ele, yani havuz denilen cenaha geçti.
Bakalım Rekabet Kurulu bu duruma da itiraz edecek mi?

 

 

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/04/30032018bBulentCelikKralCiplak.jpg 1536 2072 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-04-02 02:53:012018-04-04 01:42:48Amiral Gemisi Havuza Alındı

Devekuşu

2 Nisan 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın/tarafından bulent

İnsanların gün geçtikçe zenginleştiğinin ya da fakirleştiğinin en sağlam hesabı emekli maaşı üzerinden yapılabilir. Hesap için parametreler nettir. Artışı devletin kontrolündedir. Zira maaşın, emekliyi enflasyona ezdirmeyen artışlarla güncel tutulduğu iddia edilir.

Şu halde emekli maaşı üzerinden bir hesap yapalım. Sabah akşam, kongre kongre kişi başı milli hasılanın on bin bilmem kaç doları bulduğu tekrarlanan canım ülkemde gerçek durum neymiş matematiksel olarak görelim.

Ha!.. Bu hesap farazi ya da üfürme, yuvarlama değildir. Net ve gerçek rakamlar üzerinden yapılmıştır.

2010 Haziran’ında emekli olan bir vatandaşımıza 1600 TL emekli maaşı bağlanır.
Dolar satış kuru 1.507 TL’dir. Yani emeklimiz maaşıyla bu tarihte tam 1061 USD alabilmektedir.

Aynı emeklimizin maaşı kademe kademe 2018 yılı Mart ayında 2170 TL’ye yükselmiştir.
Ancak emeklimiz bu maaşı ile bu hesabın yapıldığı 30 Mart 2018 tarihinde 549 USD alabilmektedir.
Yani, fazla değil, bu iktidarın sadece son yedi senesinde bu emekli kardeşimizin alım gücü 1061 dolardan 549 dolara yani gerçek anlamda yarı yarıya düşmüştür. Yani diğer bir deyişle bu emekli -diğer emekliler gibi- son yedi senede yarı yarıya fakirleşmiştir.

Var mıdır bu hesaba yanlış diyebilecek hesap bilen bir Kasımpaşa delikanlısı?

Hadi anlatın bakalım şimdi bu emekli kardeşimize, İMF ye nasıl borç verdiğimizi, milli gelirimizin fert başına nasıl on bin bilmem kaç dolara çıktığını, onu nasıl bir refah ve saadet içinde yaşattığınızı!

Bu emekli bizzat benim!.. Gelin bir anlatın da 2019’da oyumu ananızın ak sütü gibi helalinden alın bakalım!

 

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/04/30032018BulentCelikKralCiplak.jpg 1536 2072 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-04-02 01:47:492018-04-02 01:48:11Devekuşu
Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön