İsraf

Sayıştay raporları, daha önce bilinse de somutlaştırılamayan flu “düzeni” netleştiriyor.
Sis perdesi kalktıkça bildiğimiz ama kanıtlayamadığımız, en hafif tabiriyle “israf” üzerindeki bulut kalkıyor.
Bu manzarayı bilenler zaten biliyor. Bütün mesele bu manzarayı, yandaş medya perdesi ile maskelenmiş %40’a da gösterebilmek.
Bu israfı, bu kibir imparatorluğunun ‘han-ı iştiha’sını net olarak gördüğünde, “vicdanı ‘el insaf!’ diye çığlık atmayacak normal bir ‘Ak Partili’nin var olabileceğini düşünemiyorum.

 

a

Gerekçeli kararda gerekçe yok!

20 günde 250 sayfa gerekçe yazıldı.
Ama gerekçe yok!
Biz İstanbul’u alırken, Fatih’in İstanbul’u fethine gönderme yaptık. İstanbul’u keferenin elinden alır gibi aldık. Şimdi geri nasıl veririz,
esas gerekçemiz bu!” diyecek değiller ya!
“Her yıl, kafamıza uyan vakıflara, tarikatlara milyonlarca lira aktarıyoruz. Belediye elimizden giderse bunları yapamayız! Gerekçemiz bu!” diyecek değiller ya!
“Bilal’in Okçular Vakfı’na ok parası, yandaş eşlerine çocuklarına yüzlerce makam arabası,  damatların, eniştelerin ortak şirketine yüzlerce milyonluk imar avantası veriyorduk, gerekçemiz bu!” diyecek değiller ya!
“Yandaş şirketlere milyonlarca liralık kaymaklı ihaleler veriyorduk, misal, marketteki fiyatı 9 TL olan suyu toptan 11 TL’ye alıyorduk, bir web sitesini bile 80 Milyon TL’ye yaptırıyorduk. Bir yöneticiye 4-5 şirketten kadayıflı maaş veriyorduk, şimdi bunlar kesilecek, gerekçemiz bu!” diyecek değiller ya!
20 günde 250 sayfa gerekçe yazıldı.
Ama gerekçe yok!

 

 

e

Gövde suyun içinde ne gam!

Önceki hafta yazdığımız gibi seçimlerin tekrarı kararı alındı..
Erdoğan’ın “İstanbul’u kaybetmek Türkiye’yi kaybetmektir!” sözü kendisi için durumun ne kadar vahim olduğunu anlatıyor.
Ancak seçimi yenilemek, kazanmak anlamına gelmiyor.
Bu sadece yüzleşilmesi zorunlu hazin sonu biraz daha uzatmayı sağlayabilir.
İktidarlar doğar büyür ve ölürler!..
Paraşüt eri, ilk atlayışını yapacak.. irtifa 2500 metre. Atlama kapısının önünde..
Heyecan ve korku dorukta..
Bir türlü boşluğa adımını atamıyor.
-Komutanım!
-Ne var!
-Az alçalsak da hiç olmazsa 500 metreden atlasam!

Bu “vicdanlara dokunan ve bu yüzden bir çocuğun ağzından dökülen “Her şey güzel olacak Ekrem Abi!” cümlesini sanatsallaştıran haksızlık, bu güne kadar sandıktan hiç sekmedi.
Bu gün sekmesi için çok çalışılacak ama hiç kuşkunuz olmasın yeterli olmayacak!..

Kurtuluş savaşının tam ortası.
Çerkes Ethem 5000 kişilik kuvveti ile Anadolu’nun derli toplu en büyük gücü.
‘Kuvva-i seyyare’ yani “Seyyar kuvvetler”.
Vur de vuruyor! Öldür de, öldürüyor..
Ama ilerisi için sıkıntılar da var..
Çerkes Ethem ve Demirci Mehmet Efe ‘Düzenli Ordu’ya katılmaya karşı.. Hatta güçlerini birleştirmek üzere görüşüyorlar..
Çerkes Ethem, eksiksiz techizatlı, silahlı, üniformalı askerlerini Meclis’in önüne dizip, Mustafa Kemal’den kuvvetlerini denetlemesi için ısrar ediyor.
Yarı gösteriş, yarı gözdağı..
İsmet Paşa, endişeli bir yüzle, “Nasıl olacak ki bu iş?” diye soruyor Mustafa Kemal’e. “Tek toplu güç onda!”..
Mustafa Kemal, “Tasalanma!” diyor İsmet Paşa’ya,
“Güç onda ama akıl bizde!”
Her şey çok güzel olacak ama çok da kolay olmayacak!

 

Seçimler Yenilenir!.. Ama ya sonra?

Kokulardan belli ki, genel kanının aksine, öyle ya da böyle, İstanbul Büyükşehir seçimleri yenilenecek!.
YSK önümüzdeki hafta ne açıklayacağını biliyor.
Ama bir türlü dili varmıyor.. Derin nefes almakla meşgul olmalı..
Ancak satın alınan tv kanalları ile maskelenen ve gerçek durumu görmesi engellenen vatandaş kesiminin sayısı gittikçe azalıyor.
Mızrak çuvala sığmaz hale geldi. İmamoğlu için “Keşke AK Partili olsaydı!” diyen AKP’lilerin sayısı hiç de az değil.
Önümüzdeki günler ilginç gelişmelere gebe..

Uçmak için kendimizi boşluğa bıraktık..

Hatırlayalım;

7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP ummadığı bir yenilgi aldı. Tek başına hükümet kurma yetkisini kaybetti.

Sandığın, koalisyon işaret etmesine rağmen Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak hükümet kurma görevini teamüllere aykırı bir şekilde yine AKP’ye verdi.
Bir anda ülkede, Suruç katliamından, Ankara Barış Mitingi katliamına kadar bombalı, terörlü kabus bir süreç yaşandı.. Kamuoyunun ‘sorun listesi’nin ilk sırasına hızla “Terör korkusu” yükseldi.
Bu ortamda Erdoğan aynı yılın ‘1 Kasım’ında erken seçim kararı aldı.

1 Kasım’da yapılan seçimlerden bu sefer AKP zaferle çıktı!

Seçimden 8-9 ay sonra 15 Temmuz 2016’da “Fetö Kalkışması” yaşandı.
Erdoğan’ın rafa kaldırdığı Cumhurbaşkanlığı sistemine, kısa bir süre önce “Tekeden süt sağılmaz, Recep Tayyip Erdoğan’dan da Cumhurbaşkanı olmaz!” şeklinde üst perdeden muhalif olan Bahçeli bir anda “fiili duruma uymak lazım!” diyerek konuyu tekrar gündeme getirdi.
Yine 8-9 ay sonra 2017’nin 16 Nisan’ında referanduma gittik.
51,4 ile Evet çıktı ve sistem değişti.

Yeni sistemde her şey çok güzel olacaktı. Uçacaktık!
Hemen Başkanlık seçimi kararı alındı. İttifaklar kuruldu ve 24 Haziran 2018’de hem yeni sistemin başkanını hem de artık sayısı 600’e çıkartıldığı halde eski gücü kalmayan parlamentoyu yenilemek için seçimler yapıldı.
Erdoğan ve Bahçelinin ‘Cumhur İttifakı, 52.59 ile birinci turda, başını Muharrem İnce’nin çektiği muhalif ‘Millet İttifakı’nı yendi.
Aynı sandıklardan 600 milletvekilinin 344’ünü Cumhur ittifakı, kalanını da muhalifler kazandı.

Dolayısıyla Yeni sisteme tam kadro geçilmiş oldu. Bir seri kararname ve genelgeler ile bir çok kurum ve doğrudan Cumhurbaşkanı’na bağlandı. Bakanlar kurulu tam da Erdoğan’ın istediği gibi parlamento dışından atanmış oldu.
Her şey Erdoğan’ın istediği gibi oldu.. Eksik gedik kalmadı.. Uçuşa hazırdık!..

Seçimden önce TRT’de “Türkiye, inşallah bu sistemle uçuşa geçecek” diyordu ve devam ediyordu.. “İnşallah, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacağız. Bu, farklı sistemle inşallah diğerlerinin akıllarına bile gelmeyeni biz gerçekleştireceğiz.”

Aradan bir yıl geçti.

Uçuşa geçecek dedikleri Türkiye’yi krizlerin en derinine soktular.
Uçuşa geçecek dedikleri Türkiye’nin vatandaşı pazar arabalarını ikinci el satışa çıkardı.
Uçuşa geçecek dedikleri Türkiye’nin Merkez bankasında dolar kalmadı..
Uçuşa geçecek dedikleri Türkiye’nin ‘Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ sıralamasındaki yeri 180 ülke içerisinde 157. sıraya düştü.. Kongo’dan, mango’dan geriye..

Uçmak için kendimizi boşluğa bıraktık!.. Ama bir de baktık ki kanat yok!
Galiba uçmak için en azından bir çift ‘kanat’ın da gerekebileceğini düşünmemiştik.