İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu

Lomboz 30 Mayıs 2021 Pazar

30 Mayıs 2021/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

 

Meral Akşener nasıl büyüyor?

Yeni kurulmuş bir partiyi %20 lere doğru giden oy oranları ile konuşulur hale getirmek kolay değil.

Bunu İyi Parti’siyle, yakın çevresindekilerin yanında CHP’lilerin de desteğiyle Meral Akşener başardı.

Elbette evini basmaya kadar varan saldırılar, Meydanlarda, salonlarda yapılan engellemeler, yüklenmeler, rakipleri tarafından hesapsızca yapılan ön kesmeler onun yükselen bir çizgiye oturmasına yardım etti.

…
Ama Meral Akşener’i asıl büyüten bunlar değil.
Bunlar aynı mahallede yer alan Deva ve Gelecek Partisine de yapılıyor. Ama onları böyle büyütmüyor!

Akşener’i asıl büyüten, samimiyetle yansıtmayı sürdürdüğü iki duygu var. 

Vefa ve vicdan duygusu. 

…
2018 seçimlerinde, oluşturulan suni YSK setini aşabilmesi için İyi Parti’ye geçen 15 “emanet” CHP milletvekiline ve bu yolu açan Kılıçdaroğlu’na, şükran duygularını ve bu yaptığının demokrasi tarihi açısından ne kadar önemli olduğunu her fırsatta belirtmesi vefasını;
İttifak konusunda kararlı duruşu ve tüm kışkırtmalara rağmen bu duruşunu bozmaması da vicdanını ortaya koyuyor.

…

Sürekli yoğun ateş altında tutulan Millet İttifakı için her fırsatta:

“Net olarak söyleyeyim.  Ben Meral Akşener olarak bu birlikteliğe zarar verecek, egosantrik bir adım atmayacağıma, şahsi bir hedefe, kendime dair bir projeye yönelik girişimde bulunmayacağına, milletim önünde söz veriyorum!” diyor.

İşte Cumhur İttifakı’nı umutsuzluğa düşürüp kızdıran, ancak o ittifakın seçmenlerinin önemli bir bölümünün yüreğine işleyen ve Akşener’i büyüten samimiyet bu.

Her şey engellenebiliyor ama bu yürekten yüreği iletişim engellenemiyor.

Bu ‘samimi duygu yansıması’ sürerse, Meral Akşener’in partisinin ilk seçimde merkez sağın en büyük partisi haline gelmesi kimseyi şaşırtmasın.
Bu milletin kahir ekseriyesi, vicdanlı, vefalı ve samimi insana hastadır.

—

 

—

Çökertme, Çökme 

Son birkaç yılın ticaret ve siyaset jargonuna “Donk!” diye oturan vahşi bir kelime “çökme”. 

Benzetmek gibi olmasın, Osmanlı’nın küffar diyarlara eylediği seferlerde, şehrin muhasarası ve zaptının ardından, karargahın izniyle askerin şehre salınması ve ortaya çıkan peşrevsiz ganimet yağmalamaları gibi bir hadise.

…

Bu yaklaşım ‘15 Temmuz’un ardından başladı…
Çökme vakaları sadece yurtdışına kaçan Fetö’cülerin mallarına el koymakla sınırlı kalmadı. Zaman içinde, içine suç çetelerinin de karıştığı bir yağma metodu haline geldi.
Şiddetli korkut; bırakıp kaçmasını sağla; ve el koy!
Görülüyor ki iktidara yakın duran kötü niyetli yapılar, aracı olarak bu suç çetelerini kullanarak sadece Fetö’cülere değil, Fetö ile ilişkisi olmayan varlıklı ama korunmasız bazı kişilere de çelik uçlu sivri kancalarını atmışlar.
Sedat Peker’in açıklamaları, sağda solda dedikoduları yapılan benzeri hadiselerle, şehir efsaneleri ile birebir örtüşüyor.

…
Adli kayıtlardaki bilgilere göre Türkiye genelindeki ‘ulusal, bölgesel ve yerel’ organize suç örgütlerinin toplam sayısı 881. 

Bunların eleman sayılarının toplamı ise 13 bin 691. 

Beş-on adamı olanlardan, ikişer, üçer yüz adamları olanlara kadar çeşitli ebatlarda mafyatik örgütlenme var. 

Yani bu yapıları ortalama 150 çalışanlı bir holding gibi düşünün.
Ceo’ları, operasyon müdürleri, muhasebe elemanları, getir götürcüleri, tetikçileri..
13 bin 691 eleman taş yemiyor. 

Maaşları, masrafları var.
Sürekli bir akar lazım!

…

Bu 881 suç örgütünün hepsi kaçak sigara işi yapmıyor.

Önemli bir kısmı ya birilerini tehdit etme ya da tehdit alan birilerini koruma faaliyetinde bulunuyor.
Gözüne kestirdiğinin parasına malına çöküyor!
Hatta bir suç örgütünün başka bir suç örgütüne çökmesinin örnekleri var.
…

Peki suç örgütleri ve o örgütlerin adamı olmak neden bu kadar revaçta?

Yanıtı imam cemaat darbımeselinde yatıyor.

…
Örneğin; ‘Varlık Fonu’ bütçe fazlası veren ülkelerin, bu fazla parayı yönetmeleri için icat ettikleri bir uygulama.

…

Bu ülkede, bütçe açık verdiği halde, yani yönetilecek fazla parası olmadığı halde ‘Varlık Fonu’ denilen havuz neden kuruldu?

Türkiye’nin en karlı, en büyük kurumları, özel yasayla sayıştayın denetleyemediği, bu kontrolsüz yapının içerisine neden dolduruldu? 

Bu kurumun başına neden Cumhurbaşkanı kendi kendini ve damadını atadı?

Çoğu Cumhuriyet’in yarı yaşında ve bu güne kadar hep kar açıklayan bu dev şirketler bir iki yılda nasıl zararlara gark oldu?

…

Güç; çevresine çok kuvvetli ve renkli bir ışık yayar.
Bu ışık, rengini en yakınından en uzağındakine kadar etrafındaki herkesin yüzüne yansıtır.
Gücün ışığının rengi kırmızıysa en yakındakiler kızıla keser. Uzaktakiler ise pembeye..
İnsanlar değişmez.
Güç değiştikçe, ışığın rengi değişir!
—

 

Üzgünüm yine petrol ve doğalgaz bulduk!

Nasıl bir korelasyon kuruluyorsa; her yeni “petrol bulduk!” müjdesinden sonra benzine ve mazota; her yeni “doğalgaz bulduk!” müjdesinden sonra da doğalgaza zam geldi.

…
Karadeniz’de doğalgaz bulunmasından bu yana doğalgaz’a 4 kez zamlandı. 

Resmi Enflasyon %30 iken doğalgaza %50’ye yakın zam geldi.

…
Her bulduğunuzda zamlanacaksa bulmayın şunları kardeşim!

İstemezük!

—

 

 

 

Her şey de kötü değil

AKP ileri gelenlerinin çocuklarının neredeyse tamamı finans, ticaret ve yönetim virtüözü.
Kimisi onlarca gemi sahibi, kimisinin tır filoları var.
Kimisi büyük şirketlerin yönetim kurullarında.
Kimisi “eski” Türkiye devam etse önünden bile geçemeyecekleri baba holdinglerin hissedarı.
Kimi hayatında tıraş makinesi bile alamayacakken “yeni” Türkiye’de üçer beşer para sayma makinesi istifledi.
Nasıl bir koleksiyon merakı ise.

…

İyi ki AKP iktidara geldi.
Yoksa memleketin bu dahi beyinleri karambolde yitip gideceklerdi..

—

 

ikinci iş Arıyorum

Dolgun maaşlı, yurtdışı seyahat primli, özel araç tahsisli, tüm vergi ve harçları işveren kurum tarafından yüklenilecek, yılda 4 kez ikramiye uygulamalı, minimum 75 bin TL net maaşlı, yönetim kurulu üyeliği benzeri, yerli ve milli ikinci, iş arıyorum.
Maaşın TL üzerinden ödenmesi konusunda hassasım. Dolar ile maaş kabul edilmez.

…

“Beyhude çaba” dediğinizi işitir gibiyim.
Özellikle bu maaş konusundaki hassasiyetimin işe yarayacağı konusunda umutluyum.
Ben ilanımı yazıp ortaya atayım da balık bilmezse halik bilir! 

—

 

Hep bir örtü var

Masal dinlemeye ‘Kırmızı Başlıklı Kız’ ile başlamıştık.
Türbanlı Bacı hikayeleri ile devam ettik,
Örtülü ödenek ile Kanlıçay tesislerinde çay ve ihtiyaç molası verdik.
Suç örgütünden on bin dolar gizli maaş ile yola devam ediyoruz.
Ne masalmış be!
Uykulara doyamadık!

 

—

 

 

 

Önerme
Önerme: kabul edilmesi dileğiyle ortaya sürülen düşünce, görüş, öneri.. 

…

Bir yanda “Her şey çok güzel olacak!” diyenler;

Diğer yanda “Bu birşey değil, daha neler olacak neler!” diyenler.

…
Karşı iki ittifakın, aslında ruh halini yansıtan, iki önerme!

Sandık ortaya konulduğunda vatandaş bu iki önermeden birini tercih edecek!

Birine gel, birine git! diyecek..
Toplumun en iyi ilacı sandıktır!


 

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2021/05/cokertme_cokme.jpg 810 1123 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2021-05-30 19:53:252021-05-30 19:53:25Lomboz 30 Mayıs 2021 Pazar

Haftanın karikatürleri

28 Mayıs 2021/0 Yorumlar/in Genel/tarafından bulent
Devamını Oku
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2021/05/Soylu_dan_cevap_almak_zordur-1.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2021-05-28 21:15:162021-05-28 21:17:32Haftanın karikatürleri

LOMBOZ 28 MAYIS 2021 CUMA

28 Mayıs 2021/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

 

 

Kadınlara: C Planı

Turgut Özal “Anayasa’yı bir kere delmekle birşey olmaz!” demişti.

Ama o yol bir kere açılınca “Birşey oldu!”

Bir kereyi kim kaybetmiş? Anayasa’nın kevgire dönmüş haline bile razı olduk.

Maatteessüf ortalıkta Anayasa, babayasa kalmadı!

…

Şimdi taze Aile Bakanımız Derya Yanık; patenti Turgut Özal’a ait “bir kereden birşey olmaz!” mealinde bir yaklaşım ile

“Pandemi döneminde kadına şiddetin artışının ‘tolere edilebilir’ düzeyde” olduğunu söylüyor. Sonra da, “Ben o sözü İstatistiki manada söyledim!” diye açıklama getiriyor.

…

Bu sözleri, vurduğu yerden toz çıkartan, Habertürk fatihi, erkeklerin erkeği “İçişleri Bakanımız”dan duysak neyse!

Hem Türkiye’deki ailelerin yediemini, baş koruyucusu, hem lisans diplomasına sahip bir hukukçu hem de bir kadın aile bakanının ağzından işitiyoruz!

…

Nezaketsizlik olmasın diye, “Sayın bakanım, siz hayatınızda bir kerecik, hani o küçücük kız çocuğunun önünde, gece yarısı caddenin ortasında çığlık çığlığa dövülen kadın misali, ‘tolere edilebilir’ bir erkek şiddetine maruz kaldınız mı?” diye soramıyorum!

…

Bu durumda, kadınlara ‘C Planı’nı öneriyorum:

“Derhal son bilezik satılacak. Kocadan gizli karate kursuna başlanacak! 

Siyah Kuşak, 10’uncu Dan’a gelene kadar da herif haberdar edilmeyecek!”

Sonrası…  

Artık öğrense de kendi bilir!

—

 

Venezüela Peyniri soruşturma tutanaklarından

-Rafet efendi! Şu Venezuela’dan peynir olayı için soruşturacağımız kişiyi içeri alın!

-Aldık efendim. İşte bu arkadaş!..

…

-Otur!..  Kimsin sen?

-Haldun!

-Haldun… Haldun… (dosyaları karıştırır..)

Bu “ib.. Haldun” dedikleri sen misin yoksa?

-Yok efenim estağf… 

-E, hep öyle diyorlar ya! Meşhur!..

-Ha!.. O İbni Haldun efendim! Yani Haldun’un oğlu, ‘ibn’ manasında.

-Haldun sensin!  Oğlun mu ib..?

-Yok efendim, oğlum ib.. değil.. İbni: oğlu demek diyorum…

-Haldun, ib.. oğlu ib.. mi?

-Yok canım abim!.. Haldun niye afedersiniz ib.. olsun, oğlu niye ib.. olsun durduk yerde? Töbe töbe!..

-Kim ib.. o zaman kardeşim?! İb.. nereden çıktı? Sen Haldun değil misin?

-Güzel abim!. Herşeyi bi unut! Baştan alalım. Ben Haldun.. İb.. mib.. yok!

-Abim deyip durma bana!.. Savcı Bey de!.. Efendim de!

…

Neyse! Şu Venezuela işine geçelim! Soyadın ne?

-Hoppaa!..

-Anlamadım!.. Soyadın?

-Şey, efendim! Bu durumda onu söylemesem!..

-Bu durumda derken?

-Soyadımı diyorum efenim!.. Söylememe hakkım varsa onu kullanmak istiyorum!
-Olum! Soyadını söylesene yav!.. NE DEMEK SÖYLEMEME HAKKI! ÇILDIRTMAYIN ADAMI! PİTBULLAŞTIRMAYIN LAN BENİ! (masadaki bişeyleri sağa sola atar..)
-Eee, şey.. Peki!. Soyadım Donsuz efendim!

…

-Kim Donsuz?
-Soyadım Donsuz efendim.. ‘Don’u yok manasında yani!

-(Aşağıya doğru bakarak) Donsuz!? 

-Yok efendim, öyle değil! Baba tarafım İspanyol seferadlarından. Vaktiyle oradan gelmişler. Don orada ünvan demek ya.. O manada.. Ünvanı yok yani..

-İspanyollar mı donsuz?

-Hayır efendim! İspanyollar niye donsuz olsun? 

-Sen diyorsun ya işte donsuz diye!.. Demiyor mu Rafet efendi? Ben mi yanlış anlıyorum!

-…

-Efendim, Don Pedro Ramirez gibi mesela. Burada Don papaz filan demek!..
-Papaz?!.. Neyse şu Marsilya peyniri meselesine gelelim.. 

İsim Haldun Donsuz du değil mi? 

—

 

Bir bakan nasıl ceza alır?

Bildiğiniz gibi yeni sistemimize göre bakanlar artık milletvekili değil.
Bakanlar, Cumhurbaşkanının bizzat atadığı, istediği zaman da görevden aldığı Cumhurbaşkanlığı memurları.
Tıpkı Cumhurbaşkanı yardımcıları gibi.

Bu nedenle kendileri hakkında mecliste fezleke filan hazırlanamıyor.

…

O halde yeni sistemde, mevcut yasaya göre bir bakan, yaptığı kanunsuz bir işten dolayı, misal kendi firmasından, kendi bakanlığına, piyasa fiyatının üzerinde dezenfektan sattığı faturalarla belgelenmiş ise nasıl ceza alır?

Hiç bir şekilde almaz!

Allah allah!.. Nasıl mı olur?

…

Adım adım anlatalım.
Önce mecliste bir araştırma önergesi verilerek eğilim yoklanır.

“Tamam, araştıralım bakalım” denilse de yetmez!

…

301 milletvekili oyu ile soruşturma önergesi verilir. 

Tamam soruşturalım denilse de yetmez!

…

360 milletvekili oyu ile soruşturmaya karar verilir. Soruşturma komisyonu kurulur.

Komisyon suçlu bulsa da yetmez!

…

400 milletvekili onayı ile bakan mahkemeye verilir. 

Mahkemeye verilse de yetmez!

…

Anayasa Mahkemesi üyeleri yapılan “Yüce Divan yargılaması” sonucu bakanı suçlu bulması gerekir.

Anayasa mahkemesi suçlu bulsa da yetmez!

…

Nasıl yetmez yahu? İşte Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan filan?

…

Yeni sistemimize göre, Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar ömür boyu dokunulmazlığa sahip. O zırhı bir kez kuşandın mı mübarek, adeta derine yapışıyor.
Evde eşini, mahallede komşunu dövsen cezası yok!
…
Anladık mı şimdi İçişleri Bakanı’nın:“hadi, savcılar soruştursunlar beni” diye rahat rahat, gerine gerine yol vermesinin esbabı mucibesini?

…

Peki o halde yukarıdaki 300, 500, komisyon, önerge tiyatrosu niye?

Valla onu değil ben, o yasayı yazan hukukçular bile izah edemiyor!
—

 

Duruş

Sedat Peker’in görüntülü telefon ile konuştuğu dostlarının kendine özgü duruşu sosyal medyada çok kişinin dikkatine mazhar oldu.

Ben konuyu araştırdım ve bunun bir “Selam Reis! Ne kadar samimiyiz değil mi?” deme şekli olduğuna kanaat getirdim. 

Yine de meseleyi diğer telefon görüşme kayıtlarında istatistiki olarak netleştiririz. 

Belli ki nasılsa daha çok kayıt izleyeceğiz.

—

 

Pamuk tıkama

Sanayideki bir arkadaşın morgda tanıdığı varmış.
Bu ara o kadar vefat eden olmuş ki; “Artık mevtalara pamuk tıkama yerine silikon tabancası ile silikon basıyoruz!” demiş. 

Buna inanamadım.

Arkadaş bunu anlatınca oradan bir Karadenizli kaporta ustası atıldı:

“Ula!” dedi “Ha bu inşaat şirketlerine iş yaratmak için bi kararnamelan mabadımıza C30 peton da töktürür bunlar. Bu aralar mümkün olduğu kadar ölmemeye gayret edin, benden söylemesi!”

—

 

Cevabını bulamadığım sorular!

 

Bir ülkede, bütün devlet ihalelerinin neredeyse tamamına yakını 5 şirket arasında dönüp dururken ihale yasası, tek bir iktidar boyunca neden 192 kere değiştirilir?

Sonuçta atla deve değil. Ortada yapılacak bir iş var, iki tane de şık var.

-Birisi bu işi ya yap-işlet-devret usulü yapacak; 

-Ya da devletten parasını alarak yapacak.

…
Bu devlet, ilk defa bu iktidar zamanında ihale vermediğine göre bunun mevcut bir usulü, bir yasası vardı.
Diyelim ki bazı yerleri size uymadı. Üç beş yerini değiştirdiniz, eklediniz, attınız, tuttunuz!

“192 ne abi ya?” 

İktidar sürecinde; yarısı, Kalyon, Kolin, Cengiz, Makyol, Özgün Yapı’ya verilmiş olmak  üzere, ilk yirmi şirkete verilen ihale sayısı 150, hadi son bir yılda verilenlerle birlikte 160 olsun!

Ufak tefekleri saymazsak 160 ihale, 192 değişiklik!

Anlamadım!

Her ihaleye özel bir yasa mı çıkarılıyor?

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2021/05/kadinlara_C_plani.jpg 902 1583 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2021-05-28 21:11:252021-05-28 21:12:45LOMBOZ 28 MAYIS 2021 CUMA

Lomboz 23 Mayıs 2021 PAZAR

24 Mayıs 2021/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

 

Ben birşey anlamadım!

İlhan Selçuk ustanın dediği gibi “İnanç tartışılmaz, fikir tartışılır.

İnanç, adı üstünde inançtır! İsteyen istediğine inanır!”

 

Devamını Oku

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2021/05/soylu_bisiklet.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2021-05-24 19:36:252021-05-24 19:36:25Lomboz 23 Mayıs 2021 PAZAR

Ayın Karikatürleri

21 Mayıs 2021/0 Yorumlar/in Genel/tarafından bulent
Devamını Oku
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2021/05/eminim_Hersey.jpg 985 1419 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2021-05-21 22:52:322021-05-21 22:55:23Ayın Karikatürleri

LOMBOZ 21 Mayıs CUMA 2021

21 Mayıs 2021/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

Polisten donla kim kaçar?

Pandemi kısıtlama kurallarının kendi içindeki çelişki ve saçmalıkları, ister istemez uygulamalara da yansıdı.
Kimi trajik, kimi komik, kimi de trajikomik bir çok olay yaşandı ki alt alta dizsen roman olur!

…

En komik enstantaneler, turiste serbest Türkler’e yasak olan ‘denize girme’ olayında sahnelendi.
Polisi görünce, açılıp saatlerce sudan çıkmayan ve boğulma tehlikesi geçirip ambülansla hastaneye kaldırılanlardan, kurbağa yüzüşü ile elbiselerinden uzağa yanlayarak, dipten dipten karaya vasıl olmaya çalışanlara kadar; kara ponçik gözleri ve paçalı donuyla, hollandalı turistlerin arasında kaybolmaya çalışanlardan, “Abi valla ben denize düştüm.. Yüzmüyordum!” diye yemin edenlere kadar, neler görmedik!

“İyi de madem düştün, niye donlasın hemşerim, elbiseler iskelede ve kuru?”

“İşte polis abi, ben de onu tam çözemedim!”

… Devamını Oku

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2021/05/demokrasiTramvayi.jpg 1408 1635 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2021-05-21 22:49:392021-05-21 22:49:39LOMBOZ 21 Mayıs CUMA 2021

LOMBOZ 16 MAYIS 2021 PAZAR

16 Mayıs 2021/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

 

Aşılıyım, keyfini çıkarın!

Doğrudan konuya girelim.

Ekonominin acil kana ihtiyacı var. 

Kasada 70 değil 10 cent bile yok!

Neredeyse bütün turist gönderen kaynaklarımız: 

“Geçen yıl bizi kandırdığınız için bu yıl size turist göndermiyoruz!” modunda!..

… Devamını Oku

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2021/05/helallik.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2021-05-16 18:42:482021-05-16 18:42:48LOMBOZ 16 MAYIS 2021 PAZAR

LOMBOZ 14 Mayıs Cuma

15 Mayıs 2021/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

 

 

İmamoğlu stresi

Denilebilir ki, mağduriyetle geldiler, mağduriyetle gidiyorlar!

…

Ak Parti, aslında siyasi hayatının en önemli mağduriyetini yaşıyor.

Nedir o?

İmamoğlu stresi! Devamını Oku

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2021/05/imamoglu_Stresi.jpg 1007 1944 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2021-05-15 03:28:242021-05-15 03:28:24LOMBOZ 14 Mayıs Cuma

LOMBOZ 9 Mayıs Pazar

10 Mayıs 2021/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

 

 

Eminim.. Her şey çok daha güzel olacak!

Usta Kalem Mehmet Tezkan’ın, GazetePencere’de ‘İkizdere’ye ilişkin “umutluyum, kazanacaklar!” diye biten yazısının girişinde yer alan şu yoruma dikkat çekmek istiyorum!
Tezkan diyor ki:

“Eskiden vatandaş doğayı tahrip ederdi devlet korumaya çalışırdı.. Şimdi tersine döndü, devlet doğayı tahrip ediyor vatandaş korumaya çalışıyor..”

… Devamını Oku

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2021/05/eli_arkasinda_yurumek.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2021-05-10 03:53:362021-05-10 03:55:35LOMBOZ 9 Mayıs Pazar

LOMBOZ 7 MAYIS 2021 CUMA

7 Mayıs 2021/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

 

Yeter! Sırtımız yara oldu!

Az kriz görmedik biz!

Bizim kuşağın üyeleri kriz konusunda “master degree” yaptı!

Ucundan 27 Mayıs İhtilali, 12 Mart Muhtırası, 12 Eylül darbesi, Postmodern 28 Şubat süreci ve 15 Temmuz Fetöcü kalkışması da dahil, cümle içinde “darbe” şeklinde kullanılabilecek 5 hadise gördü. 

… Devamını Oku

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2021/05/ikizdere.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2021-05-07 21:09:042021-05-07 21:16:29LOMBOZ 7 MAYIS 2021 CUMA
Page 1 of 212
Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön