İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

Lomboz 23 Mayıs 2021 PAZAR

24 Mayıs 2021/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

 

Ben birşey anlamadım!

İlhan Selçuk ustanın dediği gibi “İnanç tartışılmaz, fikir tartışılır.

İnanç, adı üstünde inançtır! İsteyen istediğine inanır!”

 

…

Hangi dinden olursa olsun dindarlara, inanç sahibi insanlara bir sözümüz yok.

Sözümüz dinden geçinenlere.
Yani siyasal dincilere!

…

Siyasal dincilik anlayışı; taşıyıcı kolonunda “para ve bireysel çıkar” olduğu için olağanüstü kaypak bir zemin üzerinde hareket eder.

Siyasal dinciler en küçük zorlanmada ilk aklına geleni, en yakınındakini satar.

Çünkü uğruna ölümü göze alacak, tumturaklı bir ideolojileri yoktur.
Makasta sıkıntı hissettikleri anda raydan atlarlar..

Para, nasıl olur da ideolojiyi -finali dışında- böyle sıkı taklit eder bunu hiç anlamış değilim.

…

Süleyman Özışık Türkiye gazetesindeki köşe yazarlığı görevine, “aklanıncaya kadar” ara verdiğini açıkladı.

Son makalesinde bu durumu onuruma yediremem mealinde bir şeyler yazdı..

Süleyman Özışık’ın; Gazetesine taşıması gereken haberi; bir mafya babası ile bir siyasetçi arasında taşımasını mı yoksa bunun ortaya çıkmasını mı onuruna yediremediğini hiç anlamadım.

“Ben onuruma yediremem, artık siz de yerseniz!” mi demeye getirdi, valla onu da anlamadım!

…

Bütün bunlar bir yana;

Peker henüz, abi ‘Süleyman Özışık’ın adını hiç deklere etmemiş.

Daha sona, bu görüntülü telefon görüşmelerini paylaşırken yazacağı Twitter mesajı dışında Süleyman Özışık’ın adı hiç bir videoda geçmiyor!

Peker’in, Hadi Özışık ile yaptığı ikinci görüntülü görüşmede, ‘Süleyman Soylu ile görüşmeye giden gazeteci’ konusunu konuştukları sırada: “Gözünü seveyim! Benim adımı niye geçirdin orada! Çocuklara söyle benim adımın geçtiği bölümü kırpsınlar , ciddi sıkıntı olur” derken; bahsi geçen görüşmeye gidenin kendisi değil kardeşi Süleyman Özışık olduğunu, tekrar tekrar, altını çize çize, isim-soyisim vererek belirtmesinin nedenini bissürü kardeşi olan birisi olarak zinhar anlamadım!

…

Tam bu satırda farkettim ki burada size “şahsımın da anlamadığı” şeyleri yazmaya çalışıyorum!

O halde Ziya Paşa’nın:

“İdrâk-i maâlî bu küçük akla gerekmez.
Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez.”
şeklindeki beyitini aktararak bu yazıyı bitirmek anlamlı olacak diye düşündüm.
Bilmem anlaştırabildim mi?

—

 

Satan satana!

Şu karmaşaya bakar mısınız?

Önce siyaset, “kurumsal dost” olarak uzun süre birlikte “çalıştığı” Peker’i -bir sebeple- satıyor.

O da “dönüş biletim!” dediği, “bir dost olarak uzun süre destekledim!” dediği, Süleyman Soylu’yu satıyor!

Özışık, Cüneyt Özdemir’e verdiği röportajda, dostum dediği Peker’i, “şerefime, namusuma” diyerek yeminle yalanlayınca, Peker, şak diye Özışık ile görüntülü telefon görüşmelerini yayınlıyor, dostum diye gazetecilik namusuna methiyeler düzdüğü Hadi Özışık’ı, hem de kardeşiyle birlikte satıyor.

Bu arada bir yerde, Hadi Özışık, “benim adım geçmesin” talebinde bulunarak ismini zikrettiği öz abisini sattığının farkında bile olmuyor!
…
Tv programlarında ve gazetelerinde senelerdir canhıraş bir şekilde savundukları bu sistemin savcısı “üyesi olmamakla birlikte…” diye devam eden suça istinaden talimat çıkartıp evlerinde arama yaptırıyor,  telefonlarına bilgisayarlarına el koyuyor! Bir satış da savundukları sistemden geliyor!
…
Devam eden bölümler bize daha ne satışlar gösterecek allah bilir!

—

 

Tekel bayilerine hibe desteği neden çıkmadı?

Pandemi kısıtlamalarında benzer işi yapan bakkal ve marketler açıkken tekel bayileri ısrarla kapalı tutuldu.

Yetmezmiş gibi, yeni açıklanan 3 ve 5 bin TL tutarındaki hibe desteği paketinin de dışında bırakıldılar.

…

İktidar cenahından kimse açıkça söylemese de, bu genel yaklaşımın gerçek nedeninin tekel bayilerinin ana ticaret kaleminin alkollü içki satışı olması gayet aşikar.

…

Hele alkollü mekanların halini hiç sormayın!

Pandemi kısıtlamaları bahanesiyle; hazır ele almışken onların ruhsat işleri de “hale yola” koyuldu..

Daha önce alkollü mekan açılış iznini belediyelerin ilgili birimleri verirken, belediyeler kaybedildikçe izinleri merkezi kontrole bağlama eğilimi burada da ortaya çıktı.

…

Bu yılın Nisan ayında alınan kararla, artık içkili mekanların faaliyet göstereceği alanlar ile çalışma saatlerine, belediyelerle beraber; vali yardımcısı veya kaymakamın başkanlığında, ilgili belediye, kolluk birimleri, kamu kurumları ve meslek odaları temsilcilerinden oluşan ‘İçkili yer bölgesi tespit komisyonu’ karar verecek.

Yani; alkollü mekan açmak banka açmaktan daha zor hale gelecek.

…

“Alkollü içki üretmek de, satmak da, içmek de kökünden yasak!” demeye şimdilik cesaret edemedikleri için, bir yandan üretenin, satanın, tüketen işini zorlaştırma, öte yandan vergi ve KDV ayarları ile fiyatlarını yükseltme yoluyla, yanlardan sıkıştırıp duruyorlar.

Peki uzun vadede işe yarar mı?

Geçtik tarihsel hafızamızdaki “4. Murad” tecrübesini, bu günkü İran’ı, Suudi Arabistan’ı bilmiyor olamazlar!

İçki içenin 200 kırbaç vurularak cezalandırıldığı Suudi Arabistan’ın, son Türk malı boykot kalemleri arasında Türk rakısı, Türk şarabı ve birası markaları da vardı diyeyim gerisini siz anlayın.

Alkol almanın 70 değnek cezası bulunan İran’da 130 tane aktif Alkol tedavi merkezi var.

Türkiye’de uyuşturucu tedavi merkezleri de dahil bu sayının 46 olduğunu belirtirsek mesele daha net anlaşılır.
…

Demek ki yasaklar uzun vadede işe yaramıyor!

Ama zaten beklenti de uzun vadeli değil.

Zira durum acil!

…

Ne diyor Hayyam:

“Niceleri geldi neler istediler,

Sonunda dünyayı bırakıp gittiler.

Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?

O gidenler hep senin gibiydiler.”

—

 

Haftanın saptaması

Artık birilerine “AKP yandaşı” demek onu tanımlamaya yetmiyor.
“AKP’de hangi grubun yandaşı?” demek gerekiyor!

Merdan Yanardağ/TELE1

—-

 

4,5 milyon Suriyeli ne durumda?
Twitter fenomenlerinden, xanax sormuş: “Çok acayip, 4-5 milyon Suriyeli buharlaşıp uçmuş gibi, haklarında hiçbir haber yapılmıyor. Ne yer, ne içer, nerede barınırlar? Salgından nasıl etkilendiler, aşı oldular mı? Bu bir bana mı tuhaf geliyor?” diye..

…

Tuhaf gelmesin birader! Onların bir kısmı TC vatandaşı oldu, TC vatandaşlarının büyük çoğunluğu da fiziki ve içtimai koşullarda onlarla eşitlendi. Böylece olay homojenleşti. Artık hepimiz aynı çöplükte eşindiğimizden memleketin Suriyeli diye bir sorunu kalmadı. Haydi gözümüz aydın!

 

Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2021/05/soylu_bisiklet.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2021-05-24 19:36:252021-05-24 19:36:25Lomboz 23 Mayıs 2021 PAZAR
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: Ayın Karikatürleri Link to: Ayın Karikatürleri Ayın Karikatürleri Link to: LOMBOZ 28 MAYIS 2021 CUMA Link to: LOMBOZ 28 MAYIS 2021 CUMA LOMBOZ 28 MAYIS 2021 CUMA
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön