LOMBOZ 9 Mayıs Pazar

 

 

Eminim.. Her şey çok daha güzel olacak!

Usta Kalem Mehmet Tezkan’ın, GazetePencere’de ‘İkizdere’ye ilişkin “umutluyum, kazanacaklar!” diye biten yazısının girişinde yer alan şu yoruma dikkat çekmek istiyorum!
Tezkan diyor ki:

“Eskiden vatandaş doğayı tahrip ederdi devlet korumaya çalışırdı.. Şimdi tersine döndü, devlet doğayı tahrip ediyor vatandaş korumaya çalışıyor..”

İlk bakışta basit bir ironi gibi görülen bu ifade aslında çok can alıcı bir tespit.

Tezkan’ın bu tespiti, benim de uzun süredir üzerinde düşündüğüm bir olgunun adeta net bir dışa vurumu!

Hemen ne demek istediğimi çok kısa özetleyeyim.

AKP’nin, ilk birkaç yılı hariç,  ülkeyi tek adam yetkisi ve gücü ile yönettiği bu 19 yıl, aslında Türk Milleti için çok önemli bir “inkişaf süreci” oldu.
Ülkenin önemli bölümü, bu süreç içerisinde adeta ‘vatandaşlık dersi’nde yüksek lisans yaptı.

 

  • Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in ‘daha iyi bir dünyaya giden yoldaki’ anlamını bu 19 yılda anladı.
  • Demokrasi olmaz ise ekonominin neden düzelemeyeceğini bu 19 yılda öğrendi.
  • Yargı, yasama, yürütme sacayağının ne manaya geldiğini, ‘dördüncü kuvvet medya’ sözünün ne ifade ettiğini bu 19 yılda çözümledi.
  • Eğitim denilen, eğitimci denilen meselenin nasıl bir hayati mesele olduğunu en tersine örneklerle, en net şekilde yaşayarak bu 19 yılda idrak etti.

Bakmayın bütün bu dibe vurmuşluğa rağmen hala %20-30’lar arasında görülen iktidar destekçilerinin oranına!..
O oranın; bu iktidar olmazsa aç kalacağını; işinden, aşından olacağını; ticaretinden, ibadetinden hasar alacağını zannedenlerin de uyanmasıyla; iktidardan doğrudan beslenenlerin aritmetik sayısına kadar düşeceğinden hiç kuşkunuz olmasın.

Gerçek şu ki, bu 19 sene vatandaşın çoğunluğu için “nasıl olur ise olmaz”ı gözleriyle gördüğü, bedeniyle, zihniyle yaşadığı bir rönesans, bir aydınlanma dönemi oldu. 

İşte o yüzden artık devlet ormanını köylülerden değil, köylüler ormanlarını iktidar gücünden koruyorlar!

Hani “taç giyen baş akıllanır!” diye bir darb-ı mesel vardır ya!

İşte bu 19 yılda o tacı, yönetenler değil, yönetilenler giydi.

 

 

Post truth’tan sonra ‘söyle yalanı’ düzeni

Post truth siyaset modelinden, doğrudan “söyle yalanı” siyaset dönemine zorunlu geçiş yaptık.
Çünkü sandıktaki çatlak büyüyor!

En azından ‘Post truth’un bir haysiyeti vardı. Biraz mühendislik, biraz hesap kitap ve çaba istiyordu. Şimdi artık bunlara hiç gerek kalmadı.


Geçtiğimiz hafta AA’nın haberi tüm yandaş medyada yer aldı:
“Vatandaşa destekte Dünya’nın irili ufaklı bütün ülkelerini geride bırakmışız!”

Peki bunun gerçek ile ilgisi var mı?

Zinhar yok!

Gerçek tam tersi!

Türkiye, milli gelirine oranla, vatandaşına en az ‘karşılıksız destek’te bulunan ülke!

Hadi canım sen de! O kadar da olmaz diyenlere; Doç. Aziz Çelik’in, Birgün gazetesindeki ayrıntılı yorumunu; Faruk Bildirici’nin web sitesinde yayınladığı tüm detaylarını ve objektif kanıtlarını; o da olmadı, “Doğruluk Payı isimli teyid sitesinin araştırmasına şöyle bir göz gezdirmelerini öneririm. 

Burada ayrıntılarına girmeyelim ama özetle, vatandaşına milli gelirinin %2,5’undan daha düşük yardım yapan ülkeler liginde bulunan: Arnavutluk, Mısır, Suudi Arabistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Afganistan Pakistan, Çad, Somali, Sudan ve bazı başka Afrika ülkeleri içerisinde %1.1 ile milli gelire oranla en az destekte bulunan ülkenin Türkiye olduğunu söylemekle yetinelim!


“Devleri Geçtik” lafı büyük bir yalan!
ABD’nin %16’sı Kanada’nın %14’ü, Japonya’nın , yeni Zelanda’nın %19’u nerede, senin %1.5’un nerede?

Ha! “Devleri Geçtik!” dedikleri şey nedir biliyor musunuz?

Esnafın, vatandaşın bankalardan kredi almasını sağlayarak onu cari faizden borçlandırmak.

Dünyanın ‘Nakit Destek’ olarak sınıfladığı karşılıksız nakit yardım ile; bankalar aracılığı ile verilen ‘Likit Destek’i kıyaslamak.
Yani elma ile armutu toplayarak hokus pokus yapmak!

Dahası ödeyemeyeceği bir borcun altına sokarak vatandaşın batışını daha da hızlandırmak!
İşte bu süreçte herkesi geride bıraktığımız, kırdığımız rekor bu!

Bu süreçte esnafını ve vatandaşını, Dünyada en fazla borçlandıran ülke Türkiye!

Neden?
Çünkü diğerleri borçlandırmıyor! Doğrudan para veriyor. Karşılıksız destek veriyor!

Evet, pandemi desteğinde, dünya devlerine nal toplattığımız bir vatandaş kesimi var.

Yap-işlet-devretçiler, çoklu maaşlı danışman ve bürokratlar, Merkez Bankasının dolarlarını ucuz fiyattan pompaladığımız özel mudiler, Devlete, kendi firmalarının ürünlerini pazarlayan atama bakanlar, doymayan bir iştahla parasına para, malına mal katan vakıflar, dernekler, cemaatler…

O bakımdan yalan yok! 

Olay sadece, ‘vatandaş’ olarak kimi tarif ettiğinize bağlı!

 

Maksat hasıl oldu!

Animasyon işinin müsebbibi Hamza Dağ, içinde 128 milyar dolar nerede sorusunun 5 kez tekrarlandığı, o da yetmezmiş gibi “dezenfektan yolsuzluğu”nun altının çizildiği animasyonun, Ak Parti resmi web sitesinden kaldırılmasının gerekçesini açıkladı..

“Maksat hasıl oldu!”

Hasıl olan maksat, acaba animasyonu, CHP’nin kendi web sitesinden yayınlamaya başlaması mı?

Damat giderken “At izi it izine karıştı!” diye veciz bir laf etmişti ya!

Ben tarafsız bir gözlemci olarak bu durumda, bu karışan izlerin bir kısmının animasyon ekibinin başı Emre Cemil Ayvalı’ya ait olduğundan şüpheleniyorum.

Daha önce “Ak Parti FETÖ ile kol kola girdiyse farklı darbecileri tasviye etmek için yaptı” açıklaması ile AKP’yi zor durumda bırakan ve bunun üzerine, Tanıtım Başkan Yardımcılığı görevinden istifa etmek durumunda kalan Emre Cemil Ayvalı acaba Bay Kemal’in Ak Parti içine sızdırdığı bir kripto CHP’li olabilir!
Hayır bu kadarını ancak rakip yapar!

Değilim diye yemin etsin, inanayım! 

 

 

Gerçekten bir yalan üretim merkezi var galiba!

 

Fetö’nün siyasi ortağı CHP imiş.

Kim açıklıyor bu bombayı

Yandaş medya yazarlarından Hilal Kaplan açıklıyor!

Hilal Kaplan’ı nerelerden hatırlıyoruz?

Mesela:
Fetö ve ABD ortak yapımı “Ergenekon Kumpası” filminin broşürü olarak basılan ‘Taraf’ gazetesi yazarlığından..

Başka?
“…bak güneş nasıl gülümsüyor dört yana.

…Gülen de görse bu güneşi, Ahmet abi de Nazım da…”

şeklindeki mısraları ile sümüklü vaiz’i sitayişle andığı şiirinden..

Başka nerelerden hatırlıyoruz?

Ünlü Kabataş yalanının sütre gerisi neferliğinden, çözüm sürecinin kullanışlı akil insanlığından; Atatürk’ün Cumhuriyetini “basiretsiz” olarak tanımlayan ifadesinden; Çocuk yaşta evliliği savunmuşluğundan, Bir kadın olarak, İstanbul Sözleşmesi’nin iptal cephesinde yer almışlığından, hatta Allahın Trump’ından bile “Gazeteci misin devlet görevlisi mi?” diye ayar almışlığından hatırlıyoruz!

Mesela ”Cemaat bu ülkenin başına gelmiş en iyi şeylerden biridir!” cümlesiyle hatırlıyoruz!

Hep birlikte “yanılmışız” şemsiyesinin altına giren bu hayatı yanılgılarla geçmiş arkadaşlara bir tek sözüm var!

Diyelim ki hafızanız zayıf. Birçok CHP yetkilisinin defaten uyarılarını hatırlamıyorsunuz! 

Merhum Kamer Genç’in meclis kürsüsünden defalarca “Yarın bu cemaatin en büyük zararını siz çekeceksiniz!” uyarılarını da mı hatırlamıyorsunuz? 

Youtube’a  ‘Kamer Genç’ yazsanız göreceksiniz!

Ya da Meclis Arşivi’ne şöyle bir baksanız reddedilmiş bir çok önergeyle birlikte, mesela 15 sene önce, altında Kemal Kılıçdaroğlu’nun da, Muharrem İnce’nin de imzaları bulunan 72 CHP Milletvekili tarafından TBMM Başkanlığına verilmiş 9.3.2005 tarih ve 209 sayılı Gülen Cemaati ile ilgili araştırma önergesini şıp diye bulacaksınız!

 

Ağam bizle eğleniyir
Cumhurbaşkanı kararıyla, Ramazan Bayramı boyunca, Yap-işlet’ler hariç, köprü ve otoyol geçişleri bedava olacak.

Ya dışarı çıkma kısıtlamasına kimsenin inandığı yok ya da ağam bizle eğleniyir!

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir