DERDİNİZ NE?
/0 Yorumlar/in Genel /tarafından bulent
Sorun kafandaysa yaşadığın yeri değiştirerek sorundan kurtulmuş olmazsın.
Sadece, sorunu yeni gittiğin yere de taşımış olursun!
Hani bu Anayasa’ya, darbecilerin Anayasası diyorlar ya!
Hani değişmeli diyorlar ya!..
Hani bu yüzden bu Anayasa’ya uymuyorlar ya!
Matematik yalan söylemez!
Gelin işin gerçeği nedir birlikte bakalım.
1982 Anayasa’sı, 177 maddeydi.
Bir kere, 23 maddeyi attılar, madde sayısını 154’e indirdiler!
İlk 4 madde zaten dokunulmaz! Kaldı mı 150 madde…
Bu 150 maddenin 121’ini evet 121’ini değiştirdiler.
Bu değişikliklerin hemen hemen tamamı da esas olarak 2010 ve 2017 referandumlarında AKP iktidarı tarafından yapıldı.
Peki, neredeyse hallaç pamuğu gibi attığınız, değiştirmedik yerini bırakmadığınız bu anayasa, hala size uymadıysa yenisine kuş mu konduracaksınız?..
Hayır, derdiniz bir türlü ilişemediğiniz ilk 4 madde mi?
Açık konuşun kardeşim! Bu millet açık konuşanı sever!
Biz gittiğiniz her yere taşıdığınız ‘kafanızın içindeki derdi’ bilmiyor değiliz!
—
AYNILAR AYNI YERDE
/0 Yorumlar/in Genel /tarafından bulentKılıçdaroğlu, Selin Sayek Böke ve İlhan Cihaner’in de içinde bulunduğu 52 CHP üyesini tedbirli olarak Yüksek Disiplin Kuruluna sevketti.
Tedbirli ne demek?
Sevk edildikleri andan itibaren çekmecelerini bile açıp kapayamazlar demek!..
Peki kim bu disipline verilerek partiden derhal uzaklaştırılmasına karar verilenler?
Çoğu, daha önce bizzat Kılıçdaroğlu tarafından göreve getirilen CHP’liler.
Şimdi hepsi CE-HA-PE’li oldu!
Böyledir bu isler… Haksızsan gölgenden bile korkarsın!..
DERE BİTTİ
/0 Yorumlar/in Genel /tarafından bulent
“Babanı kandırıyorlar, bizi de yakacaklar seni de yakacaklar!” demiştim, “Bilal’e açık mektup” başlığıyla, yıllar önce yazdığım bir mizah yazısında.
“Parasız diktatörlük olmaz. Bizim Rusya gibi yer altı madenlerimiz, Azerbaycan gibi doğal gazımız, Suudi Arabistan gibi petrolümüz yok. Onlarda olur, bizde olmaz!.. Bizim madenimiz yer üstünde. Bizim madenimiz yetişmiş insan gücümüz. İhracat yapan üreticimiz!… Hele onları da kaçırırız evdeki bulgurdan da oluruz. Bizi dinlemiyor. Babanla bir de sen konuş!” demiştim.
Olmadı!
Galiba Bilal benim o yazımı okumadı.
Babasını kandırdılar.
Hayır, yer üstü madenini de kaybettik!
Bizi de yaktı, kendisini de yaktı!..
Ah Bilal Ah!
AİHM NE Kİ?
/0 Yorumlar/in Genel /tarafından bulent“Milli mahkemelerimiz varken AİHM’de kim oluyormuş?” öyle mi?..
Kazın ayağı öyle değil!
Türkiye, bu gün 46 üyesi bulunan Avrupa konseyinin kurucu olarak davet edilen 11. üyesidir.
Yani Ülkemiz bu Avrupa Konseyi denilen örgütü kuran 11 ülkeden biri.
AİHM ise 0n yıl sonra, yine bu konseyin kurduğu ve üye her bir ülkenin, en iyi yargıçlarından birini görevlendirdiği bir mahkeme, bir adalet üst kurulu!
Sadece o kadar değil. Her ülke, “Biz, birini de bizim gönderdiğimiz bu yargıçlara o kadar güveniyoruz ki, -şimdi üye ülkelerin artışı ile sayıları 46 olan- bu yargıçların aldığı kararlar bizim ülkelerimizde alınan kararların üzerindedir, biz bu kararları uygulamaya devletimiz adına namus sözü veriyoruz” diyerek bir sözleşmeye imza atmışlar.
Soru şu: Recep Tayyip Erdoğan bu mahkemeye, “yerli milli mahkemelerin” kendine haksızlık yaptığını ve adalete ihtiyacı olduğunu düşündüğünde 3 kez başvurmadı mı?
Peki siz, haksızlığa uğradığınızı düşündüğünüzde bu mahkenin, bu yargıçların adaletine sığınırken “adalet dağıtan” bu mahkeme, şimdi nasıl oluyor da “siyasi” oluyor?
Var mı bu sorunun bir cevabı?
GÜÇ ZEHİRLENMESİ
/0 Yorumlar/in Genel /tarafından bulentAlây-ı vâlâ ile haber manşetlerine malzeme ettikleri o koskoca “çete” iddiası çöktü.
Hem de öyle çöktü ki, hakimler çete ya da örgüt kelimesi geçen her satırın karşılığına ‘beraat’ kelimesi yazmak zorunda kaldılar. Çünkü ‘sonu’ doğru hesaplanmadan ortaya atılan “çete” ya da “örgüt” suçlaması, zar zor bulabildikleri itirafçıları da vurmaya başlamış ve onları da hızla çözülmeye doğru savurmuştu.
Örgüt suçlaması ile hücrelere doldurdukları ve hayatlarının en verimli zamanlarını yok ettikleri “olmayan çetenin mensuplarını” beraat ettirdikten sonra evlerine salamazlardı. Salmadılar da..
Çeteden beraat ettirdiklerine “rüşvet” suçuyla hapis ve memuriyetten men cezaları adeta serpiştirildi.
İngiliz siyasetçi ve tarihçi Lord Acton’a ait şu sözü bir kez daha hatırlayalım.
“Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır!”
SKANDAL İÇİNDE SKANDAL
/0 Yorumlar/in Genel /tarafından bulent
Karşımızda skandala doymayan bir ekip var.
İktidarı ile yacısı ile butlancısı ile skandal içinde skandal yaratan bir ekip!..
Figüran ajansının sahibi, CHP toplantısına getirdiği figüranlar için parasını isteyince “Çık, CNN Türk’te ben bu işi hatır için yaptım diye bir açıklama yap, paranı verelim!” demişler. Adam “Televizyona çıktım, yalan konuştum ama yine paramı vermediler!” diye isyan ediyor…
Halbuki ne demişti Gürsel Tekin: “Bu işi parayla yaptırdığımızı kanıtlayın, kendimi Taksim meydanında asarım!”
E hadi buyrun!
Ajans sahibi bizzat çifte kanıt ile meydana çıkıyor!
Kendinize kıymayın ama en azından Taksim Meydanına çıkıp “Ben yalancının biriyim!” diye bir özür dileyin bu milletten!
Ama nerdee?
…
Ne diyor Mahir Çayan efsaneleşen saptamasında:
“Aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde!”
Demokrasi Yangını
/0 Yorumlar/in Genel /tarafından bulentİnsanlık tarihi büyük bir nehir gibi ileriye doğru akar.
Bu büyük nehir, içerisinde felsefeden sosyolojiye, dinden teknolojiye yaşama dair her şeyi ileriye doğru taşır. Bazen bu nehrin menderesler (büklümler) meydana getirmesi, yukarıdan bakınca sanki akışın geriye döndüğü hissi yaratabilir. Hatta bu sanrı ile ismi “Ters akan” konmuş akarsular bile vardır ama ‘ters akan’ tek bir akarsu yoktur!..
Bugün, bizim de içinde olduğumuz dünyanın bazı ülkelerinde, demokrasinin geriye doğru akıtılma çabası beyhude bir zorlamadan ibarettir.
Başarı şansı yoktur!..
Gördüğümüz yeni bir menderestir, hepsi o kadar!
HALK İSTEMİYORSA…
/0 Yorumlar/in Genel /tarafından bulentKale olarak adlandırdıkları Rize’de bile, %75.71’lerden, bu gün anketlerde %30’lara inen oy oranı, artık vatandaşın AKP’yi sahneden indirmeye karar verdiğini açık seçik gösteriyor.
Dünya bu örnekleri çok yaşadı.
İktidarların “gitmek istememek” gibi bir arzuları olabilir. Bu arzularının kendilerince çok ciddi nedenleri de bulunabilir.
Ama Halk istemiyorsa, koltuğa tırnaklarını geçirmenin hiç bir yararı olmaz.
Koltuğun derisi bir miktar yıpransa ne gam!
Ortada ne tırnak kalır ne de pençe!
Devlet neden madenciyi değil de patronu tutuyor?
/0 Yorumlar/in Genel /tarafından bulentDevlet neden madenciyi değil de patronu tutuyor?
Cevabı basit!
Patron ile ortak da ondan!..
3213 Sayılı Maden Kanununa göre, üzerindeki arazi kimin olursa olsun, bütün madenler devletindir.
Devlet, işletmek isteyene süreye bağlı ruhsat verir. İşlettirip payını alır.
Ruhsatı “bir şekilde” cebine koyan bazı uyanık kişiler de madeni kendileri işletmez, aradan sakalını alarak işletme yetkisini, belirledikleri sürelerle, 3’üncü kişilere kiraya verirler. Bu olaya rödovans, kişilere de rödovansçı denir.
Onlar da en az maliyetle en fazla parayı nasıl kazanırım diye kafa-göz dalarlar madene!
Hem çalışanı, hem de madeni israf eder ortalığın tozunu attırılar!
…
Gelgelelim kömürde durum biraz farklıdır. Yaşanan Soma benzeri facialar yüzünden özel ruhsat sahiplerinin 3’üncü işletmeciye maden kiralaması yasaktır. Lakin bu hak sadece TKİ ve TTK gibi devlet kurumlarına serbesttir. İşte kömürde rödovansçıların ortağı bu yüzden devlettir. Rödovansçı zarar ederse, devlete ödeyeceği kirayı da vermez. Sözleşme böyledir.
O zaman, “Neden devlet şu patrona bir tokat atıp da işçinin parasını ödetmiyor? Neden bu “kırtipyoz herifler” koskoca bakanların sözünü dinlemiyor?” gibi soruları sorup durmayın kardeşim!
Devlet, ortağını mı, yoksa arada bir uzun yol yürüyüp baretlerini tak, tak, tak yere vuran baldırı çıplakları mı kollayacak!
Murathan Mungan’ın efsane şiirinin adıyla bağlayayım..
“Eskidendi, çok eskiden”
Kategoriler
Arşiv
- Eylül 2026
- Ağustos 2026
- Temmuz 2026
- Haziran 2026
- Mart 2026
- Şubat 2026
- Aralık 2025
- Eylül 2025
- Ağustos 2025
- Haziran 2025
- Mayıs 2025
- Nisan 2025
- Mart 2025
- Şubat 2025
- Ocak 2025
- Aralık 2024
- Kasım 2024
- Ekim 2024
- Ağustos 2024
- Haziran 2024
- Mayıs 2024
- Nisan 2024
- Mart 2024
- Şubat 2024
- Ocak 2024
- Aralık 2023
- Kasım 2023
- Ekim 2023
- Eylül 2023
- Ağustos 2023
- Temmuz 2023
- Haziran 2023
- Mayıs 2023
- Nisan 2023
- Mart 2023
- Şubat 2023
- Ocak 2023
- Aralık 2022
- Kasım 2022
- Ağustos 2022
- Temmuz 2022
- Haziran 2022
- Mayıs 2022
- Nisan 2022
- Mart 2022
- Şubat 2022
- Ocak 2022
- Aralık 2021
- Kasım 2021
- Ekim 2021
- Eylül 2021
- Ağustos 2021
- Temmuz 2021
- Haziran 2021
- Mayıs 2021
- Nisan 2021
- Mart 2021
- Şubat 2021
- Ocak 2021
- Aralık 2020
- Kasım 2020
- Ekim 2020
- Eylül 2020
- Ağustos 2020
- Temmuz 2020
- Haziran 2020
- Mayıs 2020
- Nisan 2020
- Mart 2020
- Şubat 2020
- Ocak 2020
- Aralık 2019
- Kasım 2019
- Ekim 2019
- Eylül 2019
- Ağustos 2019
- Temmuz 2019
- Haziran 2019
- Mayıs 2019
- Nisan 2019
- Mart 2019
- Şubat 2019
- Ocak 2019
- Aralık 2018
- Kasım 2018
- Ekim 2018
- Eylül 2018
- Ağustos 2018
- Temmuz 2018
- Haziran 2018
- Mayıs 2018
- Nisan 2018
- Mart 2018
- Şubat 2018
- Ocak 2018
- Aralık 2017
- Kasım 2017
- Ekim 2017
- Ağustos 2017
- Mart 2017
- Şubat 2017
- Ocak 2017
- Aralık 2016
- Kasım 2016
- Ekim 2016
- Temmuz 2016
- Haziran 2016
- Mayıs 2016
- Nisan 2016
- Ocak 2016
- Aralık 2015
- Kasım 2015
- Ekim 2015
- Eylül 2015
- Temmuz 2015
- Haziran 2015
- Mayıs 2015
- Nisan 2015
- Ekim 2014
- Ekim 2013
- Aralık 2012
- Ağustos 2005
- Nisan 2005

















