İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

Bilirkişi Vakası

30 Ocak 2025/1 Yorum/in Genel/tarafından bulent

Aslında Hukukçu İlhan Cihaner ve  TELE1 haber yorumcusu Murat Taylan konuyu çok net ve anlaşılır biçimde ortaya koydular.

…

Konuyla yakından ilişkisi olmayanların ve sayısı az da olsa her cenahtan kafası karışanların netleşmesi için konuyu bütün boyutlarıyla ve kısaca bir kez de buradan özetleyelim.
…
İmamoğlu bir basın açıklaması yapıyor ve kendisi hakkında açılan neredeyse bütün davalara atanan ve bu davaların tamamında aleyhte rapor hazırlayan bir bilirkişinin ismini veriyor.  Elindeki dosya bilgileri ile “Bu nasıl bir tesadüftür?” diyerek kendisine yapılan bir kumpası ifşa ediyor.
…
Peki nedir bu bilirkişi olayı?

Bilirkişiler, isimleri, sicil numaraları ve uzmanlık alanları ‘Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı’ tarafından kamuya açık olarak her yıl yayınlanan, Türkiye’nin belirli bölgelerinde, çeşitli alanlardaki uzmanlardan oluşuyor. (1)

Bu bilirkişiler, jeoloji, tarım, şehir ve bölge planlama, muhasebe gibi çok sayıda alt uzmanlık alanlarında dosyalara bakıyor. Bazıları tek alanda, bazıları birden fazla uzmanlık alanında bilirkişi olarak rapor hazırlıyor, kendi alanlarında bu raporlarla, hakimlerin hukuki uzlaşmazlıkları karara bağlamasına destek veriyor.
Bilirkişiler, bazı davalarda tarafların üzerinde uzlaştığı kişilerden oluşurken çoğunlukla bu listelerden, hakim tarafından resen yani kimseye danışmadan, hakimin kendi kararı ile seçiliyor ve 2025 tarifesine göre bilirkişi her bir işlemden 1.600 ile 4.400 TL arasında ücret alıyor.
…
İstanbul bölgesinde 8 bin civarında kayıtlı bilirkişi bulunuyor.
Bu alt uzmanlık alanlarında, İmamoğlu ve İBB hakkında oluşturulan suçlama dosyalarının bilirkişisi olabilecek mahiyette en az 1500 uzman bulunuyor.

…
Şimdi gelelim İmamoğlu’nun basın açıklamasına!

İmamoğlu , açıklamasında, kendisi ve İBB ile ilgili dosyalara 1500 bilirkişi arasından yıllardan beri sürekli ‘SB’ isimli bilirkişinin seçilmesini, bu kişi tarafından imzalanan tüm raporların aleyhte olmasını, heyet halinde yazılması gereken raporları o tek kişinin, tek başına imzalamasını, bir kumpas olarak niteledi.

Dolayısıyla, bu tesadüf olması mümkün olmayan kasıtlı eşleşme sonucu mağdur edilen Ekrem İmamoğlu, ifşaatta bulunarak konuyu kamuoyuna mal etti.

Biraz daha açalım!
16 Milyonluk bir kentin belediye başkanı; hakkında sürekli açılan mesnetsiz iddialarla örülmüş davalar yüzünden meşgul edildiğini ve verimli çalışmasına engel teşkil edecek girişimlere maruz kaldığını iddia etmekte, üstelik bu davaların bir anlamda yürütülmesini sağlayan bilirkişinin sürekli SB olarak ismi geçen kişi olduğunu dosyalarla ispat eden bir ifşa açıklaması yapmaktadır.
Hatta bu bilirkişinin İBB lehine yazdığı tek raporun bulunduğunu ancak onun da bir önceki yönetim yani Ak Parti yönetimi dönemine ait olduğunu dosyalarla ortaya koymaktadır.

Cumhurbaşkanlığı sürecinde de en muhtemel muhalefet adaylarından biri olduğu kabul edilen ve bu günkü koşullara göre anketlerde kazanması neredeyse kesin görülen İmamoğlu, bütün bunların kendisine yapılma nedeninin İBB’de başarısız gösterilerek önünün kesilmesi amacını taşıdığını ifade etmektedir.
…
Bu bir basın açıklamasıdır.
Dolayısıyla bu mesele, basın açısından her yanıyla ortaya konulması gereken ciddi bir araştırma konusudur.
Vaka gerçek ise hukuk açısından vahimdir. Binlerce bilirkişi içerisinden hep bu aynı bilirkişiyi seçen de sonuçta bir hakimdir. Peki bu hakim ya da bu hakimlere bu bilirkişiyi seçtiren kimdir?
…

Haliyle, İmamoğlu’nun bu ifşaatta bulunduğu basın toplantısı sonrasında, basın toplantısını izleyen tanınmış bir gazeteci (Barış Pehlivan) doğal bir gazetecilik refleksi ile sözü edilen bilirkişiye telefonla ulaşmış, kendini tanıtmış, -ki muhatabı da onu tanıdığını beyan etmiş- bir gazeteci olarak, kendisine yöneltilen iddialara yönelik düşüncelerini sormuş. Bilirkişi SB. Bunların asılsız suçlamalar olduğunu beyan etmiş. Devamında gazetecinin kendisine teklif ettiği yüz yüze röportaj teklifini, -gazetecinin bulunduğu yere gelme önerisine rağmen- reddetmiştir. 

…

Bu görüşme sırasında, Barış Pehlivan’ın  yanında bulunan ve  aynı yayın kurumunda çalışan gazeteci bu kısa görüşmeyi kayda almış. Kaydı kurumuna göndermiş, Yayın yönetmeni de konunun tartışıldığı bir programda bilirkişinin hakkındaki iddiaları yalanladığı bu kısa görüşmeyi olduğu gibi yayınlamıştır.

…
Şimdi biraz geri saralım.
Bilirkişi SB, herhangi biri değil, devletin kendisini bir bilirkişi olarak tayin ettiği ve bu hizmeti karşılığı kendisine ücret ödediği bir uzmandır.
Öyle ki konusuyla ilgili vakalarda, yazdığı raporlarla insanların ve kurumların kaderini etkileme yetkisi ile donatılmıştır.
Kendisini arayan kişinin gazeteci olduğunu bilmektedir. Çünkü arayan kişi kendisini tanıtmıştır. Bilirkişi de aynı görüşmede gazeteciyi tanıdığını beyan etmektedir. Yani kandırılmamıştır!
…
Daha da kritik nokta şudur. Hakkındaki iddiaları yalanlamakla aslında söz konusu röportajı gerçekleştirmiştir.
Bu kaydı yayınlamayın diye bir şerh koymamıştır. Kaldı ki, gazeteci kendisini tanıttığında, “Hiçbir şey konuşmak istemiyorum!” deyip telefonu gazetecinin yüzüne kapatsa bile bu kaydı kullanmak gazeteci açısından suç teşkil etmez. Zira Yargıtayın benzer davalarda verdiği içtihat bütün benzer davaların esasını oluşturur.(2)
İşte bu içtihatta belirlenen koşullar oluşmuş durumdadır.

…
Nedir o içtihat?

Yargıtay, Basın yoluyla kişilik hakkı ihlali iddiasında bulunulduğu hallerde istikrarlı biçimde şu tespitte bulunmuştur.

“Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda, hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği bunun sonucunda da, az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir.”

Buradan anlaşılacağı gibi temel ölçüt kamu yararıdır.
“gerek yazılı gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi korumalıdır. Yine basın, objektif sınırları içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basın sorumlu tutulmamalıdır.”

O halde verileri formüldeki yerine koyalım!

Olay gerçektir: Çünkü içinden rastgele atama yapılması gereken 8 bin bilirkişi vardır ve neredeyse bütün raporlarda aynı bilirkişinin imzası vardır. Hatta bazı dosyalara 3 kişi yerine tek başına imza atarak usulsüzlük yapmıştır.

Olayın çözüme kavuşmasında kamu yararı vardır: İddiayı ortaya koyan kişi 16 milyonluk bir mega kentin çoğunluk oyu ile seçilen bir kamu temsilcisidir.

Toplumsal ilgi vardır: Toplumun önemli bir kesimi konuya ilgilidir.

Konu günceldir: Açıklama ve ifşalar yenidir.
Haber verirken öz ve biçim arasında denge korunmuştur: Çünkü Konuşma olduğu gibi yayınlanmıştır.
Dolayısıyla Yargıtay’ın sık başvurulan bu içtihadındaki bütün kriterlere uygun bir basın faaliyeti söz konusudur.


sonuç:
Bilirkişinin şikayette bulunup bulunmadığının, görüşmenin yayınlanmasını isteyip istememesinin sonuç üzerinde bir etkisi yoktur

Çünkü Yargıtay içtihadına uygunluğu nedeniyle konu, sonuna kadar habercilik ve gazeteciliktir.
Bu gazetecilik faaliyeti, belki de deşifre edilen bu “bilirkişiye” artık  Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirme yapılamasını ve dolayısıyla kamu yararını sağlamış olacak.  
Konunun bir suç olarak tartışılması bile abesle iştigaldir. Ceza kanununa göre ifadeye davet, gözaltı biçimleri ve hele tutuklama usulsüzdür.

(1) Bilirkişilerin detaylı bilgilerine ise UYAP üzerinden yetkili hukukçular ulaşabiliyor.
(2) Ferhat Canbolat / Günhan Gönül Koşar. TBB dergisi 2020.

———-

Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2025/01/bilirkisi.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2025-01-30 21:34:372025-01-30 21:34:37Bilirkişi Vakası
1 cevap
  1. Haluk Özmen
    Haluk Özmen says:
    31 Ocak 2025 de 00:13

    Savcı veya hakim olan kişilerin mezun oldukları üniversite hocalarının yapılan usulsüzlükler üzerine bazı hukukçuların diplomasi iptal edilebilmesi gerekir. Çok net adalet birçok kere çıkarlar için uygunlanmaktadir. 12 sene evladını arayan biri olarak bizzat yaşadım. Maalesef yaşamaya devam ediyoruz. Teşekkürler

    Yanıtla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: Link to: Link to: Biz bu filmin yerli versiyonunu izlemiştik Link to: Biz bu filmin yerli versiyonunu izlemiştik Biz bu filmin yerli versiyonunu izlemiştik
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön