Müstakbel Avrupalılar!

Türkiye’de yargı, Kadı’ların hüküm sürdüğü hatta Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye ile adalet dağıtılmaya çalışılan Osmanlı’nın son döneminde bile böyle keyfi bir yargılama usulüne tanık olmadı.
Tek avuntumuz, bu gün mevcut 25 bin hakim ve savcımızın sadece bir avuç kadarının ‘yönetenleriyle birlikte’ bu yanlış usulün “kahramanı” durumunda olması.
Biz bu filmi daha önce de gördük!
O filmin kahramanları şimdi Avrupalı olmadı mı?

Olmadı Baştan!


Seçim sathı mailine girdik giriyoruz…
Bu güne kadar, köyleri mahalle yapmaktan ilçelerin sınırlarını değiştirmeye; Mühürsüz oyları geçerli saymaktan kamu kaynaklarını fütursuzca kullanmaya kadar, seçimi kazanabilmek için her şeyi yapan iktidarda atacak safra kalmadı.
Rakipleri hapsetmenin de işe yaramayacağı ortaya çıkınca “B planına” geçildi. “Seçim yasalarını ‘kazanmaya’ ayarlamak!…”
Ben şimdiden söyleyeyim! Fifti-fiftiyi ayarlamak mümkün de, minnak oy alanın kazanabildiği bir sistem henüz icat edilmedi.
Haa, bunu da biz icat ederiz diyorsanız; ona da vakit kalmadı!..

Bitmeyen Transfer Sezonu


Diyelim ki, korkutarak, sindirerek ya da ikbal vaat ederek belediye başkanlarının, belediye meclis üyelerinin hepsini transfer ettiniz. Mutlu beraberliğiniz ne kadar sürecek?
Hepi topu bir-iki yıl içinde seçime gitmeyecek misiniz?

O transfer ettiklerinizin asıllarını, yani onları seçerek vekil tayin edenleri transfer edebilecek misiniz?
Evet!..  duyamadım!?

Hızlı Savunma

İmamoğlu ile birlikte 402 şüpheliyi,147 ayrı suç  ile itham eden, hazırlanması -kim bilir kaç kişiyle- birkaç yıl süren, 4000 sayfalık bir iddianameyi adamın önüne koyacaksınız, sonra “hadi birkaç günde kendini savun” diyeceksiniz!..

Bırakın savunmayı, siz hayatınızda hiç 4 bin sayfayı tek tek çevirdiniz mi?

Sizin başınızda, size sağlıklı metod, akıl veren hiç mi kimse kalmadı arkadaş!
Bence bu milletin ayarlarıyla daha fazla oynamayın!

Nereden Nereye


AKP 25. iktidar yılını kutluyor.
Tek tek saymaya gerek yok!..
Sadece şu parametre herşeyi anlatıyor:
Dünyanın kendi kendine yeten 7 ülkesinden biri iken 25 yıl sonunda dünyada gıdaya erişimi en pahalı ülke haline getirildik.
Üstelik asgari ve ortalama ücretimiz bu kadar düşükken!
Dünyada karnını en pahalı doyuran ülke vatandaşı olmak az şey mi?

Sadece gıda mı?
2000 yılında deposu 40 litre yakıt alan orta sınıf bir otomobili,  o depoyu 87 kez doldurma karşılığına gelen bir fiyat ile alınabiliyorken,  bu gün aynı sınıf otomobilin fiyatı 416 depo yakıt karşılığına denk geliyor. Üstelik yakıt fiyatı bu kadar artmışken…
Bu kıyaslama, bu iktidar yönetiminde orta sınıf bir otomobilin, üzerine konulan envai çeşit verginin de katkısıyla, bir çalışan için nasıl bir ultra lüks araç haline geldiğini ortaya koyuyor.

AKP iktidarının 25. yılını kutluyor!
Kutlayacak ne buluyorlarsa?

Şimdi Süleymanlılar…

Bu olanların nedeni;
kendilerine tanınan sınırsız imtiyazlarla; sahip oldukları makamlar, kurdukları ticarethanelerle, adeta cennetlerini dünyaya taşımış onlarca tarikata gözdağı vermek içindir. İktidarın bu, “Besle, büyüt, dikeni sana batmaya başlayınca kes!” politikasını izlemeleri ders almaları içindir…
Anladınız siz onu!

Yazıklar olsun!

Türkiye’de en fazla kömür madeni ihalesi verilen adamlardan biri aylardır beş-altı yüz işçinin maaşını vermiyor.
İşçiler Ankara’ya yürüyüp duruyor.
Araya üç koca bakan giriyor, teminat veriyorlar, kefil oluyorlar, adam “tamam” diyor ama yine işçilerin hepi topu on milyon TL tutan maaşlarını ödemiyor.
Halbuki adamın kapısındaki otomobillerden sadece biri 25 milyon!..
Şımarıklığa bakar mısınız?..

Sen sırtını kime dayadın arkadaş?
Bu lale devrinin senin şirketinin ömründen daha uzun mu süreceğine inanıyorsun?
Hepi topu seçime bir buçuk yıl var!
İktidar değişirse seni bu halinle kim kollayacak?

Temmuz 2026 Karikatürleri 2

Temmuz 2026 Karikatürleri 1