Akkuyu Nükleer Santrali

Köprülerden gördüğümüz hayrı elbette nükleer santralden de göreceğiz.

Çünkü model hemen hemen aynı.
Satın alma garantili Yap-işlet-devret.
Bu sefer Ruslar yapacak, Ruslar işletecek, Ruslar ürettiği elektriği tam kırk dokuz yıl bize satacak..
Hem de şimdiden belirlenmiş fahiş bir fiyatla. Bu gün tükettiğimiz elektrik fiyatının tam üç katına!

Yanınızda yörenizde 12 yaşında bir çocuk var ise lütfen durumu ona anlatın..
Böyle hem yerli ve milli olmayan, hem tehlikeli, hem her yıl tonlarca atık ortaya çıkaran, hem de üç katı pahalı bir enerji santralinin üstelik de Akkuyu gibi bir çevreye neden yapılma-ma-sı gerektiği konusunda zerre kadar tereddüt ederse ben Türk halkından özür dileyip karikatür çizmeyi bırakırım.
Peki bu aklı evvel takımın amacı ne?

Yerli ve milli değil!..
İnşaatı Ruslar yapacak, operasyonu yani işletmeyi Ruslar yapacak, personelin çoğu yabancı olacak. Kullanılacak yakıt ham maddesi olan ‘zenginleştirilmiş uranyumdioksit’ de dışarıdan alınacak. Yani Bulgaristan’dan elektrik satın almaktan -üstelik daha yüksek bir fiyattan satın almaktan- bir farkı olmayacak.

Ucuz değil!
Şu anda 4 Cent olan elektriği 49 yıl boyunca  dört katına 12.35 Cent’e alma garantisine yönelik fiyat anlaşması imzalandı. Hele doların değer kazanması durumu tabloyu daha da ağırlaştıracak.

Mantıklı değil! 
Bu santralin ömrü 60 yıl. Yani 60 yıl sonra kesinlikle sökülecek. Sözleşmeden arta kalan yani santralin bizim olacağı süre sadece 11 yıl. Basit bir hesap, bu günkü şartlar sabit kalsa bile kalan sürede edeceğimiz getirinin ödeyeceğimiz elektrik fiyatının çok altında olduğunu açıkça ortaya koyuyor. (12 yaşındaki çocuğa sorun kafadan yapsın hesabı!) Fiyat 3 katı olduğuna göre: 49 yıl, 147 birimin üçte ikisi yani 98 birimi zarar hanesinde. Son 11 yıl para ödemeyeceğimize göre 11 birim kar hanesinde. Çık 98 birim zarardan 11 birim karı.. Kalır 87 birim zarar!.  60 Yıl sonra söküleceğine göre “Canım şimdi zarar etsek de sonradan torunlarımız kar edecek” gibi bir mantık da yok!.. O halde neden?

Masum Değil!
Tehlikeli!.. Hem de Depremselliğin bulunduğu bir bölge. Hiç bir sorun olmasa bile faaliyeti boyunca ortaya çıkarılan binlerce ton nükleer atık Demokles’in Kılıcı gibi kafamızın üzerinde sallanıp duracak.

Tek alternatif değil!
Yenilenebilir enerji kaynaklarının teknolojisi çok hızlı bir ivme ile gelişiyor. Ülkemiz rüzgar enerjisi için son derece uygun iklime sahip, atıl alanlarla dolu. Güneş enerjisi panelleri gittikçe ucuzluyor. Üstelik yerli üretim her zaman arttırılabilir. Kiremit şeklinde enerji panelleri bile üretildi. Sekiz-on yıl içinde çatınızı kaplayacağınız malzeme enerji sorununuzu çözecek.. Dünya çöllere güneş enerjisi santralleri projelerini yarıladı. Küresel ısınma 12 yıl sonra Türkiye’nin -ortasından bir çizgi çek, çizginin- güneyini 55 derece sıcaklıkta bitkisel üretim yapılamayan bir iklime çevirecek. Bu acele ne?

Atla deve değil:
Türkiye’nin kurulu güç miktarı 70-80 bin megavat. Her biri 1.2 bin megavat olacak bu 4 üniteli yeni santral yuvarlak hesapla 5 bin megavatlık bir ilave güç sağlayacak.
Ne bütün ihtiyacımızı çözecek, ne başımızı göğe erdirecek.. Mevcut üretimimizin 6.2’si kadar bir katkı yapacak.
O halde bu zarar bu risk neden?

“Canım, yanıbaşımızda, Bulgaristan’da, Ermenistan’da var!” söylemlerine bakmayın.. Dünya nükleer santralları gittikçe devreden çıkarıyor. Her geçen yıl sayıları azalıyor, yerlerine alternatif enerji üretim alanları ikame ediliyor..
En fazla 20 yıl sonra, enerji sorununun belki de tamamını güneşle kuracağı doğru teknolojik ilişki ile çözmüş olacak dünyada, bizim çocuklarımız, üstelik de riskli bir şemsiye altında  49 yıl dolana kadar bu günün 3 katı fiyattan elektrik satın alarak borç ödemeye devam edecek..
Neden?

1 cevap
  1. Avatar
    Mehmet Turan says:

    Avrupa 1960 dan sonra hizli sanayilesmeye baslayinca bildiginiz gibi Bir cok ülkeden isci göcü aldi. Gelen isciler makina ve hayvan degildi. Hayvandan daha asagi degerlerde (Almanin Küpegi) yasasalarda sonunda Insan geciyordu. Simdi onlar büyük bir yük. Herseye ragmen simdiye kadar yasadiklari refahin bedeli cevre kirliligi ve sitresle ödediler. 2000 yilindan sonra Komunizm ve sosyalizm tehlikesi ortadan kalkinca Kendi valileri gibi ülkelerin basindaki yöneticileri belirleyince.: Dedilerki biz iscileri getirdik Mercedes yaptirdik Türkiyeye sattik. Cocuklari Aileleri egitimi sagligi hatta Türkiyedeki yedi sülalesini biz besledik. Fabrikayi oraya kuralim Bütün sorunlar kendilerine kalsin. Hem ucuz hem dertsiz olsun. Devlette yalvariyor. Fabrikayi buraya kurun 40 yil vergi yok. Asgari ücreti size sormadan artirmayacagiz. Yeterki bizim iscimiz is bulsun dedi ve böylece ortak Fabrikalar kuruldu. Elektrik alt yapi ve yan hizmetler devlete ait. Hasiladan Belki % 5-10 icerdeki ortak firmaya kahyalik yaptigi icin. Gerisi Avrupadaki veya USA daki ana firmaya. Tabi bu durumda Memleketin bütün dogal alanlari talan ediliyor. Cevre kirleniyor. Insanlar Her yil% 70 artan Kanserden kiriliyor. Onlarin umurunda degil. Bizim Cobanlar da Milli Gelir süyle artti böyle artti diye reklam yapiyor. Milli gelirin % 70 disari gidiyor bundan bahseden yok. Üc kurusa tas satacagiz diye Memleketi dagi tasi Agaci kusu katlediyorlar. Bunu ihracat yapiyoruz diye sisiniyorlar. Ne utanc verici bir durum. Tabi bu kadar Taseron firma olunca Elektrik te yetmiyor. Kendileri Memeleketlerine Günes ve Rüzgar enerjisini kuruyor. Bizim On ay günes olan bir ülkeye Atom enerji yaptiriyorlar. Cernobilin sonuclari hala bütün Avrupada kanser olaylarinin temel nedeni iken bizim Cobanlar koyunlar is buluyor diye övünüyordu. Simdi o da olmayacak. Simdiden sonra dünya Cesur Yeni Dünya kitabinda oldugu gibi Inanan ilkel Koyunlar – Inandiran Modern Kurtlar dünyasi olacak.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir