07.09.2015 Cumhuriyet GEZİ-Nabi Tırışık

Pek çok kişi tarafından söylenir durur. “Turizm ülkemizin bacasız fabrikası” diye.
Bu cinaslı kafiyeyi, bu leziz lakırdıyı ilk kez 1965’lerde naçizane kulunuz sarfetti..
Sonraları, turizm geliştikçe “Bacasız Sanayi”ye çevirdiler ya, benimki kadar tutmadı; bacasız fabrika.

Ben söyledim diye değil ama sevgili okurlar bakınız;
ne güzel bir teşbih,
ne isabetli bir saptama,
ne zeka şavkları ile dolu bir buluş,
ne akıl ve irfan dolu bir istihsal…

Sonra yayıldı gitti bu laf, dillere pelesenk oldu…
Oldu da fabrika battı mı?
Hayır batmadı.
Üstelik haralagürele çalışıyor.

Rahat bıraksalar üretim patlatacak, tur bindirecek, dipten kum çıkartacak, yakıt deposundan parça kopartacak!

Ama kökü dışarıda bir kısım ceberrut, karagözlüklü aymaz taifesi ha bire bir şeyler bulup, bir şeyler istihsal edip bir şeyler fişteklemeye, fabrikayı batırmaya çalışıyor; illa baltalayacaklar ya!
Neymiş efendim; iki değerli mebus es kaza bir düğünde havaya ateş etmiş! Ver Allah ver! Yaz Allah yaz! Parlat Allah parlat! Bir aydır susmadılar!

Bu malumatı okuyan turist; “Abareeey! Bunlar eğlencede bile birbirine tabanca sıkıyorlar” diye ürküp, memleketimize avdet planını iptal eder, gelecek olan zaten üç kuruş döviz, o da heba olur” diye hesap kitap yapan, düşünceli, mesuliyetli bir Allah’ın kulu yok!

Hayır, adam (yani sayın mebus), ateş etti de gök mü delindi be hastalıklı beyin?.. Ozon mu hasar gördü?

Böyle naif bir mevzuyu sakız gibi uzatmanın manası nedir?
Amacınız, hedefiniz nedir?

Taze ceviz kadar cürmü olmayan hışır beyinlerinizdeki nifak üretim merkezi bir lahza duramaz mı?
Tam da fabrika gazı almışken!