İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

LOMBOZ 24 Eylül 2023

24 Eylül 2023/0 Yorumlar/in Genel/tarafından bulent

Seçim nasıl kazanılır?

Eskiden tuvalet kağıdı mı vardı?
Yoktu!
Arazide iş pratikti!
Yaprak vardı, taş vardı.
Kışın kar, yazın mısır koçanı vardı.

…

Evlerdeki rabıtayı ise özellikle kentli genç kuşak bilmez.
Ama doğum tarihi 1960 ve öncesi olanlar istisnasız iyi bilir!
…

Evlerde alafranga tuvalet yoktu. Hepsi çömmeliydi!
İbrik, maşrapa ya da yarım metre hortum vardı.
Af buyurun, elde dikilmiş yarım A4 boyutunda taharet bezleri vardı.

Bu son saydıklarım belli ki hâlâ da çok evde var!

Neden “belli ki” oraya geleceğiz!
Kahvaltısını yapmamış olanları düşünerek bu girizgahı fazla uzatmayalım.

…

Rulo tuvalet kağıdı denen şeyi dünya 1800’lerin sonlarına doğru icat etti.

…
Tuvalet medeniyeti, bizde yani Osmanlı’nın merkez coğrafyasında, dünyanın diğer ülkelerine göre çok daha erken gelişmişti. Buna rağmen tuvalet kağıdı; matbaayı sevmediğimiz için kağıt ile haşır neşir olma işi bizden çok önce başlayan batı toplumlarında, bizden çok daha önce kullanıma girdi.
…
Hatta biz tuvalet kağıdını o kadar geç kullanmaya başladık ki, Türkiye’de ilk tuvalet kağıdı üretimi 1970 yılında, Eczacıbaşı bünyesinde başlayana kadar, bu narin buluş elit bir kesimin kullandığı ithal bir malzeme olmaktan öte bir şey değildi.

…

İşte o ara, tuvalet kağıdı gerçekten de lüks tüketimdi.

…
Ben çocukluğumda ilk tuvalet kağıdını Sinop’ta babamın çalıştığı Amerikan üssünde görmüştüm.
Aklıma başka birşey gelmediği için, o kağıtla elimi yüzümü kurulayıp çıkmıştım tuvaletten!

…

Şimdi gelelim asıl soruya:
“Bugün artık tuvalet kağıdı lüks mü değil mi?

Bu garip soruyu neden soruyoruz?

Çünkü son düzenlemede, tuvalet kağıdı lüks tüketim sınıfına sokularak KDV’si  yüzde 8’den yüzde 20’ye çıkarıldı.
…

Böylece tuvalet kağıdı, vatandaşın, etten sonra tükettiği en pahalı zorunlu ürünlerden biri oldu.
Bugün birçok evin olmazsa olmazlarından biri haline gelen ürün gerçekten zorunlu tüketim mi lüks tüketim mi?
…
Dedik ya, buna iktidar, “lüks tüketim!” kararını verdi?

…
Peki, seçim hesapları ile kılı kırk yaran, saraydaki maaşlı danışman kadrolarının ağır mesaisi ile en ince hareketi seçime göre planlayan bu seçim odaklı kadro, tuvalet kağıdını lüks tüketim sayarken seçmenin tepkisinden çekinmedi mi?

…

El cevap!
Hayır çekinmedi!
…
Çünkü tuvalet kağıdının lüks sınıfına sokulması ve ondan gereğinden fazla vergi alınması onu kullanmayanın umurunda olmaz!
…

Hayır, bu iktidara oy verenler evlerinde tuvalet kağıdı kullanmıyor demek istemiyorum.
“Belli ki iktidarın seçim danışmanları bunu böyle varsayıyorlar” demek istiyorum.

…

Çok şaşıracaksınız ama ‘AcNielsen’in yaptığı araştırmaya göre Türkiye’de nüfusun sadece dörtte biri tuvalet kağıdı kullanıyor!
Zaten ona inanmazsanız da toplam satılan tuvalet kağıdını nüfusa bölün, durum ortaya çıkıyor! Kişi başına iki kilo!
…

Acaba, tuvalet kağıdı kullanmayan, dolayısıyla KDV artışını umursamayan dörtte üçlük vatandaş kesiminin içinde, ağırlıklı olarak hangi partilerin seçmeni vardır?
…

Belli ki iktidarın konuyla ilgili danışmanları da şu anda sizin düşündüğünüzü düşünüyor!

Vatandaştan hem vergi alacaksın, hem de kendi seçmeninin mümkün olduğunca incitmeyeceksin!

Yoksa seçim nasıl kazanılır?

…

E o zaman yapıştır KDV’yi gitsin!

Hainin dübürünü mü düşüneceksin?

—


Artık kabak tadı vermedi mi?

Seçim bittiğinde, seçimi kazandığına bir türlü inanamayan, şaşkınlıktan adamakıllı bir kutlama bile organize edemeyen; gazetecisiyle, yöneticisiyle, milletvekiliyle tüm iktidar elemanlarının, seçimin ertesi gününden itibaren en önemli derdi, ‘Kemal Kılıçdaroğlu’nun koltuğunda oturmaya devam etmesi’ oldu…

…

Neden?
Çünkü en başından itibaren hayal kırıklığı yaşamış CHP seçmeninin de katıldığı ve güçlendirdiği müthiş verimli bir yıpratma alanı!

…
Hazır bütün muhalefet bu ateşin altına odun atarken;
Hazır kimse çocuğuna defter kalem alamayan, bırak eti tavuğu,  evine bir kilo patates götüremez hale gelmiş vatandaştan bahsetmezken;
Hazır kimse ev sahibi ile yakın dövüşe girmiş kiracıdan söz etmezken;
Hazır kimse artık neredeyse damperli kamyonlarla şehir merkezlerine dökülen sığınmacıları konu etmezken,
iktidar enayi mi ki bu verimli alandan yararlanmasın?
…
Doğal olarak onlar da, adeta bütün ağırlıkları ile vatandaşın üzerine çöktükleri halde, ellerinde bir yelpaze, bu ateşi yelleyip duruyorlar.
…
“Yelleyin arkadaşlar!.. Körükleyin!.. Hatta her fırsatta: “Bakın nasıl kavga ediyorlar, iktidarı bunlara mı verecektiniz, onlar kavga ediyor, biz çalışıyoruz deyin!..”
Eğer Sarayın danışmanlarından, bütün il ve ilçe başkanlarına, milletvekillerine, bu söylem, bir talimat olarak gelmediyse ben de bir şey bilmiyorum!
…
Aklın yolu bir!
Şu ekonomik yangında, iktidar için bundan daha serinletici bir iklimi hangi güç yaratabilir ki?
…
Muhalefetin kendi yarattığı bu iklimi tersine çevirme zamanı artık geçiyor.
Bu duygusal yaklaşımın, seçmende sabit fikir haline gelmeden ortadan kaldırılması için yarından daha uygun bir vakit yok! 

—

Önlük

Onlar şans eseri sağ kaldı.
Onları 7,7  şiddetindeki deprem öldüremedi!
Ama cehdettik, biz öldüreceğiz!
…
5 Şubat’ta herkes gibiydiler.
6 Şubat’ta ne evleri kaldı ne okulları..
Ne oyuncakları kaldı, ne hikaye kitapları!
…
Depremzedeler şimdi, sağ kalan, hayatta kalan çocukları için eğitim istiyorlar!
Hala yiyecek içecekleri yok denilecek düzeyde.
Suları çamurlu akıyor.
Hala konteynerlerde, çadırlarda yaşıyorlar.
Ama çocukları için eğitim istiyorlar.
Defter kalem, kitap istiyorlar.
Okul, öğretmen istiyorlar!
…
Ne cevap veriyor Milli Eğitim Bakanı?
“Öğretmenler önlük giyecek!” diyor.
Yeni eğitim reformumuz bu!
“Önlük giyecekler!”
…
Bakan gelip bakacak!
Öğretmen önlük giyiyor mu giymiyor mu?
…
İyi de öğretmen yok ki Sayın Bakanım!
Atanmış olsa, çuval pantolon bile giyecek!
Kelebek tokalı kemer bile takacak!
Ama öğretmen yok ki!

—

Boşuna tutsak etmemişler!
Depremin en ağır yaralı ili durumundaki Hatay’da, TİP’in organize ettiği, mahalle mahalle dolaşan, Can Atalay Gezici İrtibat Bürosu karavanı dışında, heyecanlı, hareketli bir nesne yok!
Demek ki Can, bir de dışarıda olaymış!..
—

 

İnanmak!

İskoç psikiyatrist R.D. Laing diyor ki:
“Öldüğün zaman ölü olduğunu bilmezsin. Bu başkalarına acı verir.

Aynısı aptal olduğun zaman da geçerlidir!”
…
Karadeniz’de gaz dediler, inandın!
Gabar’da petrol dediler, inandın!
Kırıkkale’de Jelibon rezervi dediler ona bile inandın!
…
“Verin bu kardeşinize yetkiyi görün etkiyi!” dediler ona da inandın.
Verdin!
Şimdi öldüm bittim! diyorsun!
Ama onlar sana inanmıyor!
“İyisin, iyisin!” diyorlar.
Şimdi güya sana akıllı telefon, bilgisayar, kota veriyorlar!
…
Nasıl anlarsan anla güzel kardeşim; 
“Sen inanıyorsun, onlar inanmıyor!”
Acıyı hepimiz çekiyoruz!

 

—

Anlayana Haftanın Hatırlatması
Türkiye Yazarlar Sendikası eski yöneticilerinden Recai Şeyhoğlu ustamız, Karşıyaka Gazetesindeki köşesinde, özellikle gazetecilere, Çetin Altan’ın: “Yazı dediğin, 100 yıl sonra birileri baktığı zaman sana ‘dangalak’ demesinler diye özenle yazılmalıdır” cümlesini hatırlatmış.
…

Bu uyarıyı okuyunca, şu arapça kaset doldurup, köşe yazılarında, Ortadoğu’nun bütün ülkelerinin vatandaşlarına “Hepimiz aynı milletiz!” diye ara nağme yapan gazeteci-yazar(!) arkadaşlar geldi aklıma!..
…
Bir kamyon gazetecinin, daha ‘millet’in tanımını bilmediği yerde, noktalama, gramer, tashih filan meğerse ne kadar da naif ve entipüften hatalarmış!

—

 

Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2023/09/ideal_vatandas.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2023-09-24 03:17:122023-11-07 22:34:35LOMBOZ 24 Eylül 2023
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: Önlük Link to: Önlük Önlük Link to: Haftadan Karikatürler Link to: Haftadan Karikatürler Haftadan Karikatürler
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön