İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu

Bu bölümdeki karikatürler, 2014 Temmuz’undan 2016 Temmuz’una kadar Ulusal Kanal’da Cuma Akşamları saat 21:00 de yayınlanan, Mustafa Mutlu’nun ‘Kral Çıplak’ programında ‘Canlı Yayın esnasında, gündeme ilişkin çizdiğim karikatürler’ den oluşuyor.. 2017 Aralık itibariyle yaklaşık bir buçuk yıllık bir aradan sonra bu kez aynı programa CEM Tv’ de yeniden start veriyoruz.. Yine Cuma akşamları, bu sefer saat 19:30 dan itibaren..

Son Sprinter

14 Eylül 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın/tarafından bulent

Cumhuriyet 1950’den sonra rotasını değiştirdi.
1950’den sonra Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerini bir-iki kısa istisna dışında tamamen sağ iktidarlar oluşturdu.
“Hadi canım! Öyle değildir!” diyen, tarihe şöyle bir göz gezdirsin.
1950’sonrası, İkinci Dünya Savaşı ile yanmış yıkılmış Avrupa, sosyal demokrat iktidarlar tarafından imar edildi.
Taş üstünde taş kalmamış bir coğrafyadan bu gün birliğine girmeye çalıştığımız ülkeler meydana getirildi.
Hele, Potekiz, İspanya, İtalya, Yunanistan gibi ülkelerin ekonomileri daha benim çocukluk yıllarımda bizden gerideydi.
Sosyal Demokratların Cennet haline getirdiği Kuzey ülkelerine bir bakın. Bir de bize bakın! Örneğin 5,5 Milyon nüfuslu, dünyanın en zengin ülkelerinden birine, Finlandiya’ya bakın. Milli gelir 30 bin dolar. Eğitim, sağlık, ücretsiz. Bizden farkı, ikinci dünya savaşı ardından Marshall Planından yardım almayı reddetti ve yönetimi o günden beri ağırlıklı olarak sosyal demokratlar ve solcular belirledi.
Siyasal islam’ın bir Amerikan projesi olarak kullanılmasına 1950’den bu yana bu ülkeyi yöneten bütün sağ ve liberaller, darbeci askerler, siviller bilerek bilmeyerek destek verdiler, çanak tuttular.
Sonra 2002 de bayrağı, bayrak yarışının son çeyreğini koşacak sprintere teslim ettiler.
Basit, günlük siyasi ihtiyaçları için bu mazlum, mahzun, fakir ve fakat ‘kabahatin çoğu’na sahip güzel insanlarımızı siyasal islam girdabına teslim ederek son sprinterin yolunu açtılar.
Son sprintere bu kadar şaşırmanın, bozulmanın anlamı yok!
O, kendisine verilen görevi yapıyor..

Allah, bu yavruyu cami önüne bırakanların müstehakkını versin!

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/09/07092018KralciplakB.jpg 1260 1700 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-09-14 01:22:512018-09-14 01:50:34Son Sprinter

Bıktık artık!..

19 Ağustos 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın/tarafından bulent

Birileri ha bire altını batıracak,
biz de ha bire millet olarak temizleyeceğiz.
Bıktık artık bu pis kokudan..

 

 

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/08/17082018KralCiplakA.jpg 1736 2270 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-08-19 15:42:022018-08-19 15:42:03Bıktık artık!..

Pazarlık

11 Ağustos 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın, Genel/tarafından bulent

“Milli Kurtuluş Tarihi üç askeri, bir siyasi zafer üzerine kurulmuştur.
-İnönü zaferi dağınık kuvvetler yerine kurduğumuz ilk muntazam ordunun askeri emir ve kumandanın zaferidir.
-Sakarya, düşman istilasını vatanın bağrında durduran ve geri çeviren,
-Dumlupınar, istila ordularını yok ederek milli istiklali kuran askeri zaferlerdir.

Lozan muahedesi ise yeni Türkiye devletinin toprak ve hak bütünlüğünü ve tamamlığını, harbi kazanan devletler başta olmak üzere bütün milletler alemine tanıttıran ve tasdik ettiren siyasi zaferin şanlı ve şerefli vesikasıdır. İnönü’de: ismet Paşa cephe kumandanı,
Sakarya’da: Mustafa Kemal Paşa başkumandan ve İsmet Paşa cephe kumandanı,
Dumlupınar’da: Gazi Mustafa Kemal Paşa Başkumandan ve İsmet Paşa gene cephe kumandanı.
Lozan görüşmelerinde: Gazi Mustafa Kemal Paşa Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi ve İsmet Paşa Büyük Millet Meclisinin hariciye vekili ve başmurahhası idi…”

Başbakan Şükrü Saracoğlu, Ali Naci Karacan’ın 1943’te ilk baskısı yapılan ‘Lozan’ isimli kitabının sunuş yazısında yukarıdaki önemli tespiti yapıyor.

Ali Naci Karacan ise, bir film tasavvur ederek başlıyor anlatımına;
“Film, Mustafa Kemal’in atlılarının başında yanan İzmir’e girmesiyle başlar; kaçan bir ordunun bozgun manzarası gözlere dehşet verir. Bir elçi gelir, Türk başbuğundan barış diler. derken zırhlı gemilerine binerek İstanbul’dan Mudanya’ya koşan yabancı kumandanların düşünceli yüzlerini ve savaş meydanından gelen İsmet Paşa’nın ahşap bir evde, kendilerine Türk ordularını durdurmanın şartlarını kabul ettirişini seyrederiz..”

Bu gün, heyetimizin ABD’ye gidişinden dönüşüne, yaşadığımız durumu tasvir etmeye bile içim elvermiyor.
Trump gibi bir maskaranın önünde düştüğümüz duruma mı yanarsın, bunu başarı gibi anlatan bir güruhun kendisini basın diye tarifine mi yanarsın, buna inanan ve hatta cehaletiyle övünen bir vatandaş kesiminin varlığına mı yanarsın?
Neye yanarsın?

 

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/08/10.08.2018Kralciplakb.jpg 1736 2270 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-08-11 00:25:342018-08-11 16:55:18Pazarlık

Dolar yükselmiyor ki!

11 Ağustos 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın, Genel/tarafından bulent
Bir yürüyüş parkurunda yürüyen bir çok insanı düşünün.
Kimileri ileri doğru koşar, kimileri jogging yapar, kimileri bankta dinlenirken kimileri de ters istikamette yürür ya da koşar.
Küresel ekonomiye entegre ekonomilerin paralarının değerleri, adeta bir yürüyüş parkurunda hareket eden insanların davranışlarına benzer. Siz parkurda çok hızlı bir şekilde geri giderseniz, ileri gidenlerle aranız açılır. Yani o fark oranında değeriniz düşer. Bankta oturanlar karşısında da değeriniz düşer, sizden daha yavaş geri gidenler arasında, daha az da olsa yine değeriniz düşer. 
Mesele budur.
 
Bir kere adını doğru koyalım.
Malesef TL, sebebi çok belli çeşitli nedenlerle hızlı değer kaybediyor.
TL hızlı değer kaybedince de karşısındaki bütün birimler kendi nispi değerleri oranında değer kazanıyor. 
Dolar’ı “Türk düşmanı lobiler yükseliyor” enayiliğine sığınırsanız Rus rublesinin, Bulgar levasının, Pakistan rupisinin, hatta dostumuz Katar’ın riyal’inin TL karşısındaki yükselmesine bir lobi bulmakta zorlanırsınız.
 
Asıl soru şudur! Paranızın değeri neden düşer?
Üretiminiz, dış satımınız ve hazineniz yeterince güçlü ise paranızın değerini kimse düşüremez. Değil ise düşüş demokrasinizle, hal ve ahvalinizle daha sıkı ilişkili hale gelir. Ani düşüşler çevreye verdiğiniz güven ve istikrar duygusu ile hızla değişir. Sistemi despotizme doğru yöneltirseniz düşer, bu gün söylediğinizin yarın tam tersini yaparsanız düşer, sadece yabancı yatırımcıyı değil kendi halkınızı kandırırsanız düşer. dolu yağar düşer, sel olur düşer, düşer oğlu düşer. Bir kez güven ateşi söndü mü düşmesi kolay çıkması zordur.  
Misal; ekonominin kulağı deliktir.
Ülkenin başındaki zat-ı muhteremin, ülkenin bir köşesinde, hatta küçük bir topluluğa da olsa “Onların Doları varsa bizim de Allahımız var!” dediğini duyar..  Dolarının üzerinde büyük harflerle “IN GOD WE TRUST” yazan kefere, Zat-ı muhteremin bu cümlesini ekonomi diline tercüme eder.
“Bu duruma karşı herhangi bir çaremiz yok!” anlamına gelen bu tercüme karşısında gereğini yapar, tüm paraların dışarı doğru kaçışı artar. Paranızın değeri daha da düşer.
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/08/10.08.2018KralciplakA.jpg 1736 2270 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-08-11 00:24:162018-08-11 13:30:13Dolar yükselmiyor ki!

Can Kurtaran..

8 Ağustos 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın/tarafından bulent

CHP’nin normallerinden biri bu..
Önce bulanacak, sonra durulacak!.
“Ön seçimden” geliyor olmanın verdiği güç, eleştiren, itiraz eden, sorgulayan, kolay kabul etmeyen bir üye tipi yaratıyor.
Bu fena bir şey değil tabi. Ama bu sefer biraz fazla uzadı. Biraz daha da sürecek gibi görülüyor..
Oysa hiç zamanı değil.
AKP, 16 yıllık ömrü hayatında, -vermeye çalıştığı görüntünün aksine- hiç bu kadar güçsüz ve çaresiz olmamıştı.
Biz de istemezdik böyle olsun ama;
Uluslararası ilişkilerde, “Ahmet Abi”yle birlikte ektiği “GDO’lu hormonlu tohumların kalitesiz meyveleri” önüne bir bir serilirken;
Ekonomide, üretim yerine, kredi-faiz ilişkisiyle balon gibi şişmiş bir tabloyla, ağrılı sancılı yatağa düşmüşken, sen kalk “569 delege mi 630 delege mi imza atmış” malzemesini, bu sahte alemin çakma tarafsız  programlara malamat et!
Konuşacak konusu kalmayan, “yanlış bir yere dokunursam işten işten atılırım!” korkusuyla “üçüncü sayfa haberlerini” ana bültenlerine baş tacı eden  yandaş programlara can ve kan ver. Onlar da mal bulmuş magribi gibi sabah, akşam saldırsınlar!
Yeter!..
Kkurultay mı yapılacak, tatile mi çıkılacak karar verin!
İnsanlık tarihinin konuşmayı öğrendiği dönemlerinden bu yana gelen, köklü bir Çin atasözü var! “Mabadıyla inatlaşan, altına yapar!”

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/08/04082018Kralciplakb.jpg 1736 2270 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-08-08 16:51:312018-08-08 16:51:31Can Kurtaran..

AKP,MHP- Al Gülüm Ver Gülüm

4 Ağustos 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın, Genel/tarafından bulent

Türkeş’in ardından , Devlet Bahçeli MHP’Yİ 1999 seçimlerinde 129 milletvekili çıkararak Meclisin ikinci partisi yaptı. MHP’YE oy verenler de dahil hemen herkes, yeni bir Milliyetçi Cephe hükümetinin kurulmasını beklerken MHP, yıllarca düşman parti ilan ettiği Bülent Ecevit’in DSP’Sİ ile hükümet kurdu ve iktidara geldi.
Tuhaf gelecek ama “Apo’yu ancak biz asarız diye oy istedi. Ancak koalisyonda Apo nun idamı yargı kararıyla kesinleşmesine rağmen, infazını engellemek için Ecevit ve Yılmazla anlaştı.

7 Kasım 2002’de, Kemal Derviş’in yapamadığını yaptı ve içinde bulunduğu koalisyonu bozarak AKP’yi iktidara getiren hamleyi yaptı.
Bundan sonraki süreçte Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesinden Türban’ın Devlet memurlarına serbest bırakılmasına, 4+4+4’den, Anayasa değişikliklerine kadar sürekli olarak AKP’nin yedek lastiği oldu.
ez cümle AKP, ne zaman başı sıkışsa MHP’yi yanında buldu. Peki karşılıksız mı?
MHP’de parti içi isyanları AKP’nin yasa yapma gücünü kullanarak bertaraf etti.
Varlığı varlığına, varlığı da varlığına mahkum.
O mübarek ipi sıkı tutun bakalım..

 

 

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/08/04082018Kralciplaka.jpg 1736 2270 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-08-04 15:12:142018-08-08 13:43:22AKP,MHP- Al Gülüm Ver Gülüm

CHP’de imza meselesi sürerken..

29 Temmuz 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın/tarafından bulent

CHP, 24 Haziran seçimlerinin ardından klasik reaksiyonlarını yaşıyor.
İmza olayı şu ya da bu şekilde bu hafta sona erecek.
Sonrasında kırılıp dökülenlerin, -normal koşullarda 31 Mart 2019’da yapılacak- yerel seçimlere kadar toparlanması gerekiyor.
Bu “yaralı” görüntünün, seçimlerin erkene alınması için iktidarda karşı konulmaz bir avlanma iştahı yaratacağını söylemek için siyaset ve sosyoloji bilimcisi olmaya gerek yok. Yeter ki ülke ekonominin alarmları bir salise susmaya görsün!

Sonra Vizontele’nin Belediye anonsundaki gibi: “tikkat! etrafta kabuklu yemiş, meyve, sebze yiyenlerin vay haline! Sonra vay ben duymadım, vay ben işitmedim demeyin!”

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/07/27072018KralCiplakB.jpg 1260 1700 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-07-29 16:02:172018-07-31 04:12:24CHP’de imza meselesi sürerken..

Mecliste defans derinliği

29 Temmuz 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın, Genel/tarafından bulent

Ahmet Şık, Meclis kürsüsündeki konuşmasında zülf-i yare dokundu.
AKP sıralarından vekiller, başta eski futbolcu Alpay olmak üzere kürsüye yürüdü ki anlaşıldı eski sporcuların milletvekili yapılmasının eshabı mucibesi..

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/07/27072018Kralciplak.jpg 1795 2424 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-07-29 14:52:052018-07-29 16:38:59Mecliste defans derinliği

Bilal’e açık mektup..

23 Temmuz 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın, Karikatür Yazıları/tarafından bulent

Sevgili Bilal,
Sana bu mektubu son çare olarak yazıyorum..
Hepimiz için, benim için, senin için, baban için en hayırlısı olsun diye yazıyorum..

Bilirsin ama önce şunu açıklayayım:
Ohal, yani ‘olağanüstü hal’ uygulaması nedir?
OHAL, devleti yönetmenin terör ya da savaş nedeniyle sıkıntılı olması durumunda, devleti yönetenlere anormal yetkiler verilmesi durumudur.
Bunlar öyle yetkilerdir ki normal koşullarda hukuk engeline takılacak, yapmayı asla kimsenin aklına getiremeyeceği yetkilerdir. Yöneticiyi neredeyse tiran yapacak yetkiler. Hatta ona; senin bile malına, bankadaki parana, yastığının altındaki altına el koyma hakkı veren yetkiler.
Bilalim, bu yetkiler yöneticilerin çok hoşuna gider, bazılarında alışkanlık yapar. Bizde böyle bir şey olmaz diye düşünebiliriz ama bazı yöneticiler bu yetkileri ilgili ilgisiz her alanda kullanır. Muhaliflerini hapse tıkmaktan, onları adaletsiz kaynak kullanarak seçimlerde tuş etmeye kadar her türlü acil ihtiyacının maymuncuğu yapar. Bir türlü, onu yasalar karşısında dokunulmaz yapan, bu engin ayrıcalığı, bu sihirli kalkanı elinden bırakmak istemez.
Söz konusu devlet, ‘Kuzey Kore’ gibi kapalı bir ekonomi olursa bu durumdan pek fazla etkilenmeyebilir. Ama misal bizim gibi uluslararası piyasalara entegre olmuş ekonomilerde ciddi soruna yol açar. Üstelik üretmiyorsan, gazın, petrolün yoksa, ekonomin, yabancı yatırımcının ilave ettiği paraya muhtaç ise adam; “Yav, ya parama el koyarlarsa!” korkusu ile sana para getirmez. Hatta daha önceden getirenler geri götürmeye başlar.
Ekonomin; dışarıdan alınacak borca muhtaç ise borç verenler seni riskli görür ve faizleri dibine kadar yükseltir. Bu durumu izleyen uluslararası not veren kuruluşlar notunu düşürüp işi daha da zora sokar.  Hatta senin içinde olduğun kuruluşlar bile senin notunu kırar. Puanını düşürür. Gittikçe hazinendeki paran tükenir, merkez bankanda dolar kalmaz. İç piyasaların krize girer. İflaslar başlar, bırakın işsizliğe çareyi, işten atılmalar artar. Mevcut işsizlere yenileri eklenir. Dövizin azaldığı için paranın değeri düşer. Enflasyon yükselir. Bilalim, inan, bir hafta önce yedi bin liraya aldığın “ayfon plas”ın fiyatı kendiliğinden bir haftada lanet olası on bin liraya çıkar.
yukarıda anlattıklarımdan anlayacağın gibi bu durumdan çıkışın yolu demokrasidir.
Ama Bilalim, neredeyse aynı sınırsız ohal yetkilerini normal yasalara yedirerek şark kurnazlığı yapar “OHAL’i kaldırdık!” derlerse bunu biz yeriz ama o anasının gözü yabancı yatırımcı ve yabancı sermaye piyasaları yemez.
Biz, döviz büfelerindeki ışıklı rakamlara,  “Arkadaş, Ohal’i kaldırdık ama bu şerefsiz Dolar niye düşmüyor?” diye enayi enayi bakar dururuz..
Bu durumdan en kötü etkilenen de Baban olur. Herkes ona “yönetemiyor!, beceremiyor!” diye kıs kıs güler. Hatta durum daha da kötüleşirse halk da çok kızar. Halkın tersi pistir. Onu koltuğundan indirir.  İşin kötüsü O inince siz de inmiş sayılırsınız.
Bilalim, gördüğün gibi durum son derece ciddi! Sen babanla bir konuş.
Bizi dinlemiyor.. Belki seni dinler!
Selam ve sevgilerimle..

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg 0 0 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-07-23 22:16:392019-06-10 01:35:11Bilal’e açık mektup..

Seni övene iyi bak! Seni yerene iyi bak!

21 Temmuz 2018/0 Yorumlar/in Canlı Yayın/tarafından bulent

Dünyanın bir kısım “kökü dışarıda” dergileri, Trump’ı, Putin’i altına “diktatör” yazarak kapak yapıyor. Asrın liderimizi de aralarına katıyor. Yani asrın liderimize de “diktatör” diyor.. Ayakta alkışlıyorsun..
Aynı şeyi ODTÜ öğrencisi pankarta yazıyor hapse atıyorsun!
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!..
Dünya yirmi yıldan bu yana “manyak!” bir süreçten geçiyor..
Türkiye de bu sürecin yıldızlarından..
“Ülkemizin geleceği için cahil nesiller lazım!” diyen ama evine ekmeği profesörlük maaşından götüren üniversite hocalarını yetiştiren bir acayip dönem bu!..
Trump son Nato toplantısında “Kimse işini Erdoğan gibi düzgün yapmıyor!” diyerek Erdoğan ile yumruk tokuşturmuş.
Bizim yandaş medyanın şapkaları havada!.. “Trump Reisi övdü!”
İyi de bu adam daha dün Kudüs’e ilk elçiliğin sözünü verirken, Netanyahu’nun yumruğunu kalbine götürerek ona da övgüler düzmedi mi?
Binlerce tır silahı verip, IŞID’e karşı kahramanca mücadele ediyorlar diyerek  PYD ve YPG’yi övmedi mi?
Fetö’yü bir türlü iade etmeyen, ama Rahip Andrew Brunson’un iade edilmemesi için “tam bir rezalet !” diyen Trump bu değil mi?

Demek ki Trump tarafından övülmek pek matah bir şey değil..
O halde bu mutluluk çığlıklsarı neyin nesi?
Hocanın öğrencileri bu kadar çabuk mu yetişti..

https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2018/07/20072018kralciplak_a.jpg 1736 2270 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2018-07-21 01:42:092018-07-21 10:02:44Seni övene iyi bak! Seni yerene iyi bak!
Page 8 of 20«‹678910›»
Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Kasım 2026
    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön