1_164_01022010_1
Erman Hoca niye asıldı?
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
Erman Hoca niye asıldı?
Yargı ve yürütme
Orada kimse yok mu?..
Toplumu rayında tutan yapışkanın biraz iyisi biraz kötüsü de olsa "Adalet" olduğu bütün sosyoloji bilimcilerinin ortak kanısı. Hakime, savcıya avukata cübbe giydirilmesinin sebebi, renkleri belli olmasın diyedir. Renkleri belli olmasın ki karşısındaki renkle benzeştiğinde taraftarlik hissi yaratmasın.. Oysa şimdi o hissi koca koca devlet adamları yaratıyor. Ellerinde kocaman bir firça, hakimi de savcıyı da mahkemeyi de boyamaya çalışıyorlar. Aman ha! İnsanlara açlığı yoksulluğu imkansızlık diye izah edebilirsiniz.. Ama adaletsizliği cahillik diye izah edemezsiniz.. Çok geç olmasın sonra!..
Başbakan, 4C ye direnen Tekel işçilerine, direnmekten vazgeçmeleri için şubat sonuna kadar süre verdi..
Başbakan, Tekel işçisine eylemlerini bitirip Ankara’yı terketmeleri için ay sonuna kadar süre verdi. "Ay sonuna kadar nasılsa yarısı donar yarısı da açlıktan kırılır" diye düşünüyorlarsa hatırlatalım bari! şubat bu yıl da 28 çekiyor!. Göz acıp kapayıncaya kadar geçer..
Önceleri pek ciddiye alınmayan Tekel işçileri direnişi gün geçtikçe hükümet için tehlikeli bir hal almaya başlar..
İşsizlikte dünya birincisi olmuşuz..
Dizi ekonomisi!.. Sağolasın Bihter abla!..
Bir zamanlar cep telefonumuz yoktu ama kendi kendine yeten ülkelerin ilk sıralarındaydık. Borcumuz harcımız da azdı. şimdi nasıl zenginleştiysek, hem adam başına düşen borcumuz ayyuka çıktı, hem buğdayı mısırı dışarıdan alır olduk. şimdilerde üstüste gelen zamlarla eti de en pahalı yiyen dünya ülkesi olduk. Almanya bile bizden sonra ikinci sırada ye alıyor.. Bu nasıl zenginleşmek? biri bana izah etsin!..
