1_6571_10122009_1
Zoraki dönüş..
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
Zoraki dönüş..
Erdogan Libya’da.. Ya Kaddafi ile yıldızlar uyuşur, "Arap dünyasını hamiliği" gibi derin konulara girilmez, sarmaş dolaş süt kardeş olunur gelinir ya da kaddafinin çadırı iki yüksek egonun çatışmasına sahne olur ki seyri cihan değer..
Ve DTP (bir kez daha) kapatıldı. Kapatılma, DTP’liler dahil kimse için sürpriz olmadı..
Memurların iş bırakma eylemi bugün.. Memurlar neden mi feryat figan yollara düşüyor? Fazla söze gerek yok. Özeti şu; 1945’lerde maaşı ile kırk altın alabilen ortalama memur bu gün ancak 7 altın alabiliyor. Reel olarak Cumhuriyetin en yoksul dönemlerinden daha geride. Memur yollarda; "Madem artık zenginiz! Madem milli gelirimiz de 10 bin doları geçti, her ay bizim 33 altını kim götürüyorsa geri getirsin!" diyor.
Son 5 maçta sekiz puan kaybedince Daum’un ücreti konusulmaya başlandı.. Ama hiç üzülüp sıkıntı yapmasın. Baksın açılım yapacağım diye yola çıkıp tökezleyince başı sıkışan siyasetçilere, onlar ne yapıyorsa taklit etsin. Geçer gider…
Mutlu, huzurlu, güller gülücükler dolu bayramlar..
Ne hayal kurmuştuk? Güya gelişen teknoloji üretimi kolaylaştıracak, insan emeğine olan ihtiyaç azalacak, dolayısıyla insanın kendine ayıracağı zaman artacak ve insanoğlu da bu artan zamanı plajlarda, teknelerde eğlenerek, daha mutlu yaşayarak geçirecek. Ne oldu? Teknoloji gelişti, jetonları, sinema biletlerini bile elektronik büfelerden almaya başladık. Jetoncu ve biletçileri işsiz bıraktık. Dizüstü bilgisayarları, yanımızda taşıyıp plajlarda bile çalışmaya başladık. Yetmezmiş gibi birbirimizin bayramını da SMS ile, e-posta ile kutlar hale geldik. Üstelik meşhur ‘ağa- kahya’ fıkrasındaki gibi ağalığımız kahyalığımız da baki kalmadı "E biz bu b..ku niye yedik o zaman?..
I. Dünya savaşı, malum prensin öldürülmesiyle başlamıştı ama Avrupa’yı topyekün savaşa hazır hale getiren kutuplaşma süreci daha önce tamamlanmıştı. "Sosyal fiziğin" temel kuralıdır bu. "Kutuplaşma tamamlanınca savaş başlar" Kutuplaşma tamamsa artık gereken sadece öldürülecek, "çakmak kavı yeterli" bir prens bulmaktan ibarettir. Ağız okuma, bir prens arayışıdır. Ama bence çakmak kavı yetersizdir. Yeterli olması için şöyle mikrofondan, doldura doldura bir küfür gerekir.. Yürü be kasımpaşalı!.
Vatan Gazetesi – 11.11.2009
“Kürt Acılımı”nın görüşmelerinin 10 Kasım’da başlatılması Mecliste gerginliğe yol açtı. “11 Kasım olsa olmaz mıydı?” diyen muhalefet ile “10 Kasım olsa nolucak ki?” diyen iktidar birbirine girdi. Başkan sık sık ara verdiyse de gerilim artarak sürecek gibi..
Siyasi irade, Sistem’in, Cumhuriyeti korumakla en üst düzeyde görevlendirdigi koskoca bir anayasal kurumu "santralden dalarak" neden dinlemeye kalkmış? Cumhuriyeti onlardan daha fazla korumak için mi? İnşallah öyledir!.
