1_793_08102009_1
Memur çıplak eylem yapacak..Eh!.. Memurun en zorlanmadan yapacagi eylem de bu olur herhalde.. Hiç giyinemedi ki garibanlar..
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
Memur çıplak eylem yapacak..Eh!.. Memurun en zorlanmadan yapacagi eylem de bu olur herhalde.. Hiç giyinemedi ki garibanlar..
şov sınırı sonu..
Beklenen mektup..
Mektup nihayet gelir..
Zarf değil zarfın içindeki önemlidir anlamına gelen "Zarfa değil Mazrufa bak" diye bir deyim vardır. Mektup olayı bir süredir öylesine hakiki meselenin önüne geçti ki işin özü kayboldu gitti. Meclisteki odaların mesafesi 25 metre olan iki lider, kamuoyunu bir mektubun peşine takıp götürdüler..
Elbette bu nazik davete Baykal’ın bigane kalması düşünülemez. Büyük bir ihtimalle randevu gerçekleşecek.. Bize de sakız çignemek düşecek yine..
Liderlerin mektup maçından dakika ve skor bilgisi alıyoruz..
Konuşmadan anlasma dönemi
Mehmet Tezkan usta "hangileri" oldugunu tek tek sıralamış.. Baykal ve Erdoğan’ın neredeyse aynı fikirde oldukları tek bir konu yok.. Telefonla bile konuşamadıkları için buluşmayı bir ayda "mektupla" hallettiler.. Böyle bir buluşmadan kim ne bekliyor allahaşkına.. Dostlar alışverişte görsün…
Dünya çapında salgın anlamına gelen ‘pandemi’ olgusu da "Kavramların sulandırılması" furyasından nasibini aldı. Bilim adamlarının böyle durumlarda "toplumu kışkırtmanın" salgının penetransını arttıracağı uyarıları, siyasetçilerin umurunda değil. Sıkışınca iç ve dış düşman yaratma iştiyaklarının, "anons merciini" yalancı çobana çevirdigini görmüyorlar mı?
