1_1693_05122009_1
Dubai krizi?. Bir bilene soralım!.
Dubai krizi?. Bir bilene soralım!.
Domuz gribi ısrarlı çağrılara dayanamaz..
Teknoloji, yaşamımıza bir yandan reddedilemez kolaylıkları taşırken, bir yandan da bireysel özgürlüklerimizin can düşmanı oldu! Ceket Düğmesi kameralar; GSM kartlı duvar saatleri; kameralı, uzaktan kumandalı abajurlar; ortamda ses olduğunda sizi arayan masa lambaları, neredeyse hediye mağazalarında satılır hale geldi. Kapalıyken bile ‘ortam dinlemesi’ yapan yazılımların yüklü olduğu cep telefonları "yakınlarınıza en güzel hediye!" sloganıyla web sitelerinde satılıyor. Üstelik normal telefon fiyatına!. Görülüyor ki, "teknoloji ve özgürlük" kıskacında, ne yardan ne de serden geçebilen insanoğlunun tek çaresi kaldı: Dürüst ve tutarlı olmak!.. "Derede hangi türküyü çığırıyorsa, merada da o türküyü çığırmak.." … Daha durun!.. ‘Beyin dalgalarından karşısındakinin düşüncelerini okuyan gözlükler’ neredeyse düşer marketlere.. Allahın sopası yok!.. Ama teknolojinin sopası var!
29.10.2009 – VATAN:
Bundan neredeyse 1800 yıl önce söylemiş Sasani hükümdarı Hüsrev..
“Bir devlet iki türlü yönetilir. Ya bilimle, ya zulümle!”
Evet!. Zulümle yönetilen bir devlet de zengin olabilir. Okullara, hastanelere, yollara, uçaklara sahip olabilir.. Ama insanları, kazara ‘Zulmeden’e çarpılmaktan korkarak evinin önünde bile oturamaz. Çarpılırsa da hakkını arayamaz..
HAKKINI ARAYAMAZ!
Bilimle yönetilmenin asıl tercih nedeni budur.
Biz dünyalılar, bir kaç gündür bir yıldız kuyruğu kalıntısına girdik. Belki de bundan milyonlarca yıl önce bu yörüngeden geçip giderken, izlerini tozlarını bırakmış bir kuyruklu yıldızın ardında kalanlar, dünya ile halvet oldular.. Yerçekimi etkisine kapılıp yanarak küle dönüşen; çoğu çakıl taşı büyüklüğünde bile olmayan göktaşlarının, bulutsu, ışıklı, senfonik dansına tanık oldu atmosfer. Ancak bu büyülü manzarayı kentlerde yaşayanlar izleyemediler. Çünkü şehirlerimizin ışık kirliliği bu minik, ışıklı fırça darbelerini hayasızca örtü.. Biz, yeryüzünde, geçmiş acıları avucumuzda harlayıp birbirimizle boğuşurken, şu kısacık maceramızda bir güzelliği daha kaçırdık.. şehirler ışıklarıyla atmosferi kirlettiler.. Biz göremedik..
Nefes..
AB işi uyanıyor..
Bir yılda asgari ücret yüzde 3, kurbanlık fiyatları ise yüzde 60 zamlandı. Hangisi daha kurban?
Bu nasıl bir güvensizlik ki tıp biliminin, deney üzerine kurulu o "ketum" diline ragmen insanlar ikiye ayrıldı.. Herşey bir yana, sadece bu bile nereye doğru gittiğimize dair uzun uzun düşünmeye değmez mi?
ince ayar..
