1_2007_16022007_1
Bir gizli örgütlenme, gerçekten bu denli afişe olup, buna rağmen bu kadar uzun süre etkilenmeden, fire vermeden, bir tarafını açığa vurmadan gizli kalmayı, sır olmayı sürdürebilir mi?.. Yoksa yine kendi kendimizi mi işletiyoruz?..
Bir gizli örgütlenme, gerçekten bu denli afişe olup, buna rağmen bu kadar uzun süre etkilenmeden, fire vermeden, bir tarafını açığa vurmadan gizli kalmayı, sır olmayı sürdürebilir mi?.. Yoksa yine kendi kendimizi mi işletiyoruz?..
“Polisle çatışmalar, kokainler, silahlar, şunlar bunlar.. Sezercik’in “O yediğin güzel mi?” diye soran ağlamaklı, masum sesi, benim yaşımdakilerin kulaklarında duruyordur hala.. O Sezercik’i korkutucu bir adam haline bu ülkede ne getirebilir?! Arkadaşlar! Bir yerlerde bir yanlışlık var. Bu yaşadıklarımız film değil, gerçek..
Kırk yıllık Kani, olur mu yani.. Gelenekselcilik’le beleşçilik karışınca görüntü komikleşiyor tabi.. Hayır, yeni bir “uzay teleskobu” üretip babanın adını verdin de karşı mı çıktık sayın başkan!. Sokak adlarından şehir sembollerine oralardan dere tepe isimlerine kadar geldik. Yok artık..
Nihayet yağmur geldi..
Etrafımız suç ve suçlulularla kuşatılırken, neredeyse suçu öven, suçluyu ve silahı sevimlileştiren dizileri kollamayı “sanata saygı” ile karıştırma enayiliğine düşmeyelim. Gelişmiş toplumsal kurguda, polisin belindeki tabanca bile gösterilmez gizlenir. Sebebi basittir. Düşünmek gerekir..
Ümran Ertok’un Frankfurt’ta sahneye koyduğu bir oyunun afişi..
Acarkent davası davacıların yoğunluğundan ötürü nikah salonunda görüldü.
Nihayet yağmur geldi-2
sessiz ve derinden..
..yorum yok..
