Haftanı karikatürleri

Hayır Hasenat..


Hayat insanı nasıl da bozuyor(!)
Ben hep, kimilerince “dinci” tabir edilen muhafazakar entellektüellerin, gerçekten kendisine karşı dürüst olanlarının bir gün solcu olacaklarına inanmışımdır.
Bu çocuk da öyle umduklarımdan biriydi..
Ama olmadı..


Bu çocuk TRT’de ‘Ayrıntı’ isimli bir program yapardı.
Genç bir öğretim üyesi..
Ara sıra denk gelir dinlerdim..
Muhafazakar kesimin bir nebze okumuş-yazmışlarını, felsefeye dokunmuşlarını programına davet eder onları konuştururdu.
Zaman zaman anlamak için dinlediğim, anlayabilir miyim diye dinlediğim muhafazakar yazarlar ile tanıştığım programlardan biriydi.
Çok farklı felsefe ve düşünce yöntemine sahip olsam da dinlemeye diğer bulduğum yanlarını not ettiğim muhafazakar entellektüeller.
Ben dinleyerek bir sonuca varamadım!
Ama bu genç arkadaş, sunarak, vardı belli ki!

Hakikatten bu, o mu diye geriye dönüp araştırdım.
Öyle ya, isim benzerliği filan da olabilir.
Ama maatteessüf  oydu.
O uzun saçlı, edepli, gelecek vaadeden genç muhafazakar entellektüel, bu gün iktidarın nizamname tebliğci başısı haline getirilmişti.
Birkaç maaşlı bir tebliğci başı!.
Kariyer ve konformizm uğruna kaçırılan kalıcı olabilme fırsatı.

Hayır hasenat ile tüy dikti!..
Hayırlısı olsun…

 

Lomboz 4 Aralık 2020 Cuma

Batan Gemi


Israrla gemi batmadı yüzüyor diyorlar..
Halbuki biz gemiyi denizin dibinde, mercan kayalıklarının üzerinde görüyoruz.
Etrafında balıklar var.
Gemi dipte!

Devamını Oku

Batan gemi..

Israrla gemi batmadı yüzüyor diyorlar..

Halbuki biz gemiyi denizin dibinde, mercan kayalıklarının üzerinde görüyoruz.

Etrafında balıklar var.

Gemi dipte!

Hayır, gemi yüzüyor diyorlar!

Denizi gösteriyorlar.. Bakıyoruz..

Gözlerimizle denizin üstünü ufka kadar tarıyoruz.

Gemi yok!

Deniz gözlüklerimizi takıp denizin dibine bakıyoruz.

Gemi suyun dibinde yatıyor..

Ama onlar ısrarlı.

“Gemi batmadı!” diyorlar.

“Yüzüyor!” diyorlar.

Zaman sonra anlıyoruz ki baktığımız gemi aynı gemi değil.

Başka gemilere bakıyoruz.

Onların gemileri yüzüyor.

Bizimkisi batmış!

Batan gemi bizim gemimiz..
Baş bodoslaması kırık!
Karina kaplamaları yırtılmış..
Bordasında kosmocaman bir delik var..
İçi boşaltılmış.
Randa yelkeninin çördek yakasına çektiğimiz ay yıldızlı bayrak lime lime!

Onların gemisi, atlastan yelkenleri ile suları yalayarak, uçarcasına kaybolmuş ufukta.

Bizim gemi dipte.

Meğer aynı gemide değilmişiz!

Bizim gemi mercan kayalıklarının üzerine omurgası kırık bir balina ölüsü gibi yatıyor.

Etrafında balık sürüleri var.

Onların gemisi yüzüyor..

Haftanın karikatürleri

Haftanın karikatürleri

İzmir Depremi Karikatürleri

Eller Öldürür
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın diyor ki:
“17 yılda, depremle ilgili verdiğimiz 58 araştırma önergesi, iktidar partisinin oylarıyla rededildi!”

Yani, biz ısrarla yasa ve kural çıkaralım, uygulayalım dedik..
Gel gör ki, ısrarla ve inatla reddedildik diyor.

Peki bu araştırma önergelerinden hiç olmazsa biri kabul edilse idi ne olacaktı?

Kimbilir?
Belki de deprem için senden benden, hatta depremlerde hayatını kaybedenlerden toplanan 30 Milyar dolar doğru yönetilecekti.


Belki de Rızabey apartmanı için iki kez verilen çürük raporunu bakanlık değerlendirecek, binayı cebren boşalttıracak, belki de beton bloklar arasından cansız bedenleri çıkartılan 16 yaşındaki ikizler, Çınar ve Sayla, hala aramızda olacaktı!

Belki Elazığ depreminde, kum gibi dağılan betonların tozunda 2 yaşındaki Doruk annesiyle elele boğulup ölmeyecekti.

Belki de; ta İran’ın Hoy kentinde meydana gelen bir deprem,  Başkale’deki dört mahalleyi yıkamayacak,
çamaşır asmaya bahçeye çıkan Nebahat’nın, evdeki eşini ve üç küçük yavrusunu elinden alıp gitmeyecekti.
Belki de Fatma diğer çocuklar gibi büyüyecek doktor olacaktı..
Kim bilebilir?

O halde şunu söylemekte bir beis yok.
Deprem öldürmez.
Zemin de öldürmez..
Hatta bina da öldürmez.

Ama yasasızlık öldürür!
Kuralsızlık öldürür!
Kural ve yasa getirme isteğini, iman gücüyle kalkıp reddeden eller iki kez öldürür!

Elleriniz… Dert görmesin!


Geçen Haftadan Karikatürler

 

 

Oh ne rahat!

İktidarın en korktuğu yer sokak!..

Yoksulluk ve adaletsizlik insanların canına tak edince, onların anayasal bir hak olarak tepki gösterecekleri protestoların bir anda büyümesinden korkuyor.

İç ve dış kamuoyunu fazla rahatsız etmeden bu riski bertaraf edebilmenin yollarını ararken korona imdada yetişti.
Korona, hem zaten dibe vurmuş ekonominin bahanesi oldu hem de bu dibe vuruşun yaratabileceği sosyal tepkilerin büyümesinin engellenmesi için ilaç oldu.

İktidar, üzülmüş gibi görünüyorsa da korona ilaç gibi geldi!

Ama doktorlar der ki; ilaç, zehirin doğru dozda ve doğru zamanda alınanıdır.
Doz aşımı olursa ilaç zehire dönebilir..

Bi tayka!

 

Bi tayka!

Eğer KKTC’nin tüm dünya tarafından bağımsız bir devlet olarak tanınmasını istiyorsan, KKTC’yi bağımsız bir devlet olarak önce sen tanıyacaksın!

Bunun da en birinci yolu, halkın yönetici olarak kimi seçeceğine karışmamak!

Eğer bu ülkeye “bağımsız” diyorsan, verdiğin hiç bir destek sana bu hakkı vermemeli!

Yok illa da karışacağım dersen; KKTC halkı, ikinci turda gereğini yaparak bağımsız olduğunu tescil edecek mantık ve izana sahiptir..

Nitekim CTP, Pazar günü yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda Akıncı’yı destekleyeceğini açıkladı.
AKP’nin Cumhuriyet tarihinde bir ilk gerçekleştirerek ‘açık açık desteklediğini beyan ettiği’ Ersin Tatar, öyle görünüyor ki Pazar günü gümleyecek!..

Hatırlar mısınız, Bülent Arınç, AKP’nin o yükselen günlerinde “Allah verdikçe veriyor!” diye mutmain demeçler veriyordu.
Son yerel seçimlerden bu yana devran tersine döndü..
Saray’dan maaşa bağlanan Bülent Arınç’a şimdi bir sorsak acaba “Allah aldıkça alıyor!” der mi?