1_9681_27092006_1
garibanın imdadına iftar çadırları yetişti.. Hiç bu kadar çok çadır ama bu kadar çok da kuyruk olmazdı..
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
garibanın imdadına iftar çadırları yetişti.. Hiç bu kadar çok çadır ama bu kadar çok da kuyruk olmazdı..
Pusula bir kere şaştı mı artık doğru yön bulmak şansa kalır.. Hibrit bir eğitim modeli uygulamada.. Ne çağdaş, ne bağdaş.. Öğretmenin saygınlığını arttırmadan öğrencinin saygısını arttıramazsınız ki..
Yunanistan’ın kaçak göçmenleri denize dökmesi ile Hollanda’nın, Hollanda vatandaşı Türk siyasetçileri “Soykırım var” demedikleri için siyasetten men etmeye çalışması arasında ne fark var?
Başbakan’ın zırlı aracının camını kıran balyoz(!) bir AKP milletvekili tarafından “ilahi gücün bir mucizesi” olduğu gerekçesiyle inşaattan alınıp meclise getirildi. İnsan sormadan edemiyor. O balyoz ilahi gücün mucizesi ise, o kapının kilidi başka bir ilahi gücün mü kapsama alanına mı giriyor? Balyozu hüda-i nebi peydah eden ilahi güçler, kilidin kapanmasını neden engellemiyor? İlahi gücün harekete geçmesine vesile olan kapının kilidini de söküp meclise getireydin ya a benim durgun evladım! VATAN 21.10.2006
beyhude çaba
İstanbul’da deprem!.. Merkez üssü Manyas!.. Bir televizyonumuz haberi böyle verdi… Manyas ne zamandan beri istanbul’a baglandı bilemedik. Neyse.. Konumuz, her gün yaklaştığını bildiğimiz İstanbul Depremine hazırlık açısından hala başlangıç noktasında olmamız.. İlkyardım konteyner’larından öte geçemedik. Onlar da ne durumda allah bilir.. En dayanıksız en büyük risk altındaki evlerde yine garibanlar oturuyor. Gariban’ın parası olsa çocuğuna ayakkabı alacak..
Amerika’daki Bush ve Erdogan zirvesi çok samimi geçmiş..
Amerika ufak ufak..
Tayland darbecileri, bizim 12 Eylül’ü aynen kopya etmisler..
Kentli olmanın bedeli gittikçe ağırlaşıyor. Teknoloji masumu koruduğu oranda soyanı da güçlendiriyor.. Terör bir yolunu bulup, dünyanın en gelişmiş savaş gücünün kullandığı silah ve teknolojiyi kullanıyor.. Gidiş pek içaçıcı değil gibi..
