Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..

1_3167_01122009_1

Aşı ve Arınç sorunsalı..

1_8530_01122009_1

İş ufak ufak Sultan Hamid’in Maarif Nazırı tadını bulmaya başladı. Ne demişti Haşim Paşa: "şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim!" İşçiler, memurlar para istemese, karnı aç vatandaş iş-aş istemese, çiftçi destek, dayanak istemese, muhalefet muhalefet etmese, yazar yazmasa, çizer çizmese şu memleketi ne güzel idare ederdiniz biliyoruz.. Ama ne yazık ki olmuyor. Herkes meclis grubunuzun üyesi değil ki!..

1_7002_02122009_1

Hakan Uzan Ürdün Kralı’ndan usuluyle istenecek..

1_370_05122009_1

İlaç üretilicileri ile hükümetin kavgasında dayağı yine eczacılar yedi. Üstelik kapatma eylemiyle bir günlük cirolarından da oldular:)

1_1693_05122009_1

Dubai krizi?. Bir bilene soralım!.

1_8485_05122009_1

12 Eylül 1980′ de yapıldı. Hadi ilk beş yıl asker kimseye gözünü açtırmadı. Eder 1985.. Hadi, nur içinde yatsın Aziz Nesin "Beşibiryerde yargılanmalı" diye cengaverce ortaya atılıp bas bas bağırırken siz on yıl daha yine korkunuzu atamadınız üstünüzden. Eder 1995.. Aradan geçen 14 yılda tık yokken, bu gün neredeyse Kenan Evren’in adını bile değiştirecek düzeyde depreşen tatlı su demokratlığının eshabı mucibesi ne ola ki? Sormaz mıyım ben o zaman "Sizin demokratlığınız ile Evren’in ressamlığı arasında ne fark kaldı" diye!

1_9189_07122009_1

Son şans..

1_3750_19112009_1

Hükümet adı üstünde ‘hükmetmek’ten gelir. Hipotalamusunda hükümranlık, hükümdarlık vardır. Hükümdarlık ise girdap gibidir. Aradaki çizgi incedir. Çekiverir hükmedeni içine. Ne elini tutan olur ne bilegini büken. Ama bir maluliyeti vardır hükümet denen en büyük şirketin. Mutlak kaderi iflas etmektir. Hükmeden, önünde sonunda yerini mutlaka rakip şirketin yöneticisine bırakır gider.. Milletvekillerinin Televizyon sohbetlerine bile "Tek ses" dayatırken, bilimin egemenlik alanına giren bir salgında bakanıyla ters köşe olmak çizginin ötesinde olmak değil de nedir? Bu gün hükmedenler, mutlak iflası asla unutmamalıdır.

1_1147_08122009_1

Amerika’da resmi ziyarette bulunan ve ardından Meksika’ya geçecek olan Erdogan’a, Tokat’ta gerçekleşen terörist saldırı sonucu 7 Erin şehit edilmesi nedeniyle önce Bahçeli sonra da Baykal tarafından "Ülkeye dön!" çağrısı yapıldı.. Tam da Obama’nın "Dostum Türkiye!", "Kardeşim Erdoğan!" ünlemeleri eşliginde, noel babanın bile gerçek olduğuna inandırılmak üzereyken..

1_2406_20112009_1

AB’nin yeni başkanı bize karşıymış ne gam! Avrupa, futbol tarihinin en büyük bahis skandalında AB’ye alınmış durumdayız.. Alman mahkemeleri bizim de 29 maçımızın şikeli olduğunu iddia edince niyeyse şaşırdık kaldık. Halbuki futbolun bir sürü tarifi var. Tariflerinden birinde de bu var. Al! 1996 Hırvatistan’la Milli Takım’ın yaptığı tamam-devam maçında son dakikalarda gole giden Vlaoviç’i indirebilecekken indirmeyen ve elenmeye neden olan Alpay’ın Avrupa Fair-Play ödülünü alması futbolun bir tarifiydi. Alpay’ın, yeni beyin ameliyatı olmuş Vilaoviç’e acıdığı için düşürmediğini sanan Avrupa’nın ona ödül vermesi ikinci tarif, Elinde ödülü, canlı yayında "Neden indirmedin?" diye soran muhabire, sempatik sesiyle "Valla, basiretim bağlandı abicim yaa!" diyerek durumu açıklayan Alpay’ınki de üçüncü tarifiydi.. Alpay’da bir dördüncü tarif daha olmadığını kim söyleyebilir. Futbol bu işte!.