1_3094_12122009_1
Ve DTP (bir kez daha) kapatıldı. Kapatılma, DTP’liler dahil kimse için sürpriz olmadı..
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
Ve DTP (bir kez daha) kapatıldı. Kapatılma, DTP’liler dahil kimse için sürpriz olmadı..
Memurların iş bırakma eylemi bugün.. Memurlar neden mi feryat figan yollara düşüyor? Fazla söze gerek yok. Özeti şu; 1945’lerde maaşı ile kırk altın alabilen ortalama memur bu gün ancak 7 altın alabiliyor. Reel olarak Cumhuriyetin en yoksul dönemlerinden daha geride. Memur yollarda; "Madem artık zenginiz! Madem milli gelirimiz de 10 bin doları geçti, her ay bizim 33 altını kim götürüyorsa geri getirsin!" diyor.
Son 5 maçta sekiz puan kaybedince Daum’un ücreti konusulmaya başlandı.. Ama hiç üzülüp sıkıntı yapmasın. Baksın açılım yapacağım diye yola çıkıp tökezleyince başı sıkışan siyasetçilere, onlar ne yapıyorsa taklit etsin. Geçer gider…
Mutlu, huzurlu, güller gülücükler dolu bayramlar..
Ne hayal kurmuştuk? Güya gelişen teknoloji üretimi kolaylaştıracak, insan emeğine olan ihtiyaç azalacak, dolayısıyla insanın kendine ayıracağı zaman artacak ve insanoğlu da bu artan zamanı plajlarda, teknelerde eğlenerek, daha mutlu yaşayarak geçirecek. Ne oldu? Teknoloji gelişti, jetonları, sinema biletlerini bile elektronik büfelerden almaya başladık. Jetoncu ve biletçileri işsiz bıraktık. Dizüstü bilgisayarları, yanımızda taşıyıp plajlarda bile çalışmaya başladık. Yetmezmiş gibi birbirimizin bayramını da SMS ile, e-posta ile kutlar hale geldik. Üstelik meşhur ‘ağa- kahya’ fıkrasındaki gibi ağalığımız kahyalığımız da baki kalmadı "E biz bu b..ku niye yedik o zaman?..
I. Dünya savaşı, malum prensin öldürülmesiyle başlamıştı ama Avrupa’yı topyekün savaşa hazır hale getiren kutuplaşma süreci daha önce tamamlanmıştı. "Sosyal fiziğin" temel kuralıdır bu. "Kutuplaşma tamamlanınca savaş başlar" Kutuplaşma tamamsa artık gereken sadece öldürülecek, "çakmak kavı yeterli" bir prens bulmaktan ibarettir. Ağız okuma, bir prens arayışıdır. Ama bence çakmak kavı yetersizdir. Yeterli olması için şöyle mikrofondan, doldura doldura bir küfür gerekir.. Yürü be kasımpaşalı!.
Aşı ve Arınç sorunsalı..
İş ufak ufak Sultan Hamid’in Maarif Nazırı tadını bulmaya başladı. Ne demişti Haşim Paşa: "şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim!" İşçiler, memurlar para istemese, karnı aç vatandaş iş-aş istemese, çiftçi destek, dayanak istemese, muhalefet muhalefet etmese, yazar yazmasa, çizer çizmese şu memleketi ne güzel idare ederdiniz biliyoruz.. Ama ne yazık ki olmuyor. Herkes meclis grubunuzun üyesi değil ki!..
Açılım yine açılamadı..
Malum kişinin başı sıkışmaya görsün. ya bir tutuklama furyası husule geliyor, ya bir silah gömüsü bulunuyor ya da ortaya bir yerlerden bir belge fışkırıyor.. Gözler ve kulaklar bu yeni duruma kitlenince eski ıkıntılı durum bir anda önemini yitirip gündemden uzaklaşıveriyor!..
