Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..

ilk açılım

Açılım olarak açılan paket içerisinde yeni ve uygulanmayan birşey neredeyse yok.. Tek farklı madde kolluk kuvvetleri hakkında oluşturulcak şikayet mekanizması..

1_843_27102009_1

Sonunda Turizm Bakanı Günay bile dayanadı.. "2010 rezervasyonlarının alındığı bir dönemde domuz gribi haberlerinin birinci sırada yer alması turizmi olumsuz etkiler!" diye serzenişte bulundu. Sayın Günay’a hatırlatalım.. "Ocakta patlamana yapar!" öngörüsü basına değil, Sağlık Bakanlığına ait! At sahibine göre kişner!

1_7508_16112009_1

CHP dersim krizinin faturasını keser..

1_3071_28102009_1

Domuz gribi ısrarlı çağrılara dayanamaz..

1_945_17112009_1

Teknoloji, yaşamımıza bir yandan reddedilemez kolaylıkları taşırken, bir yandan da bireysel özgürlüklerimizin can düşmanı oldu! Ceket Düğmesi kameralar; GSM kartlı duvar saatleri; kameralı, uzaktan kumandalı abajurlar; ortamda ses olduğunda sizi arayan masa lambaları, neredeyse hediye mağazalarında satılır hale geldi. Kapalıyken bile ‘ortam dinlemesi’ yapan yazılımların yüklü olduğu cep telefonları "yakınlarınıza en güzel hediye!" sloganıyla web sitelerinde satılıyor. Üstelik normal telefon fiyatına!. Görülüyor ki, "teknoloji ve özgürlük" kıskacında, ne yardan ne de serden geçebilen insanoğlunun tek çaresi kaldı: Dürüst ve tutarlı olmak!.. "Derede hangi türküyü çığırıyorsa, merada da o türküyü çığırmak.." … Daha durun!.. ‘Beyin dalgalarından karşısındakinin düşüncelerini okuyan gözlükler’ neredeyse düşer marketlere.. Allahın sopası yok!.. Ama teknolojinin sopası var!

Orijinal ayarlara dönmek zorunluluğu

29.10.2009 – VATAN:
Bundan neredeyse 1800 yıl önce söylemiş Sasani hükümdarı Hüsrev..
“Bir devlet iki türlü yönetilir. Ya bilimle, ya zulümle!”
Evet!. Zulümle yönetilen bir devlet de zengin olabilir. Okullara, hastanelere, yollara, uçaklara sahip olabilir.. Ama insanları, kazara ‘Zulmeden’e çarpılmaktan korkarak evinin önünde bile oturamaz. Çarpılırsa da hakkını arayamaz..
HAKKINI ARAYAMAZ!
Bilimle yönetilmenin asıl tercih nedeni budur.

1_8057_18112009_1

Biz dünyalılar, bir kaç gündür bir yıldız kuyruğu kalıntısına girdik. Belki de bundan milyonlarca yıl önce bu yörüngeden geçip giderken, izlerini tozlarını bırakmış bir kuyruklu yıldızın ardında kalanlar, dünya ile halvet oldular.. Yerçekimi etkisine kapılıp yanarak küle dönüşen; çoğu çakıl taşı büyüklüğünde bile olmayan göktaşlarının, bulutsu, ışıklı, senfonik dansına tanık oldu atmosfer. Ancak bu büyülü manzarayı kentlerde yaşayanlar izleyemediler. Çünkü şehirlerimizin ışık kirliliği bu minik, ışıklı fırça darbelerini hayasızca örtü.. Biz, yeryüzünde, geçmiş acıları avucumuzda harlayıp birbirimizle boğuşurken, şu kısacık maceramızda bir güzelliği daha kaçırdık.. şehirler ışıklarıyla atmosferi kirlettiler.. Biz göremedik..

1_6970_02112009_1

Nefes..

1_6967_02112009_1

AB işi uyanıyor..

1_6394_02112009_1

Bir yılda asgari ücret yüzde 3, kurbanlık fiyatları ise yüzde 60 zamlandı. Hangisi daha kurban?