1_9970_16022009_1
yorumsuz
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
yorumsuz
Başbakan "Kriz bizi teğet geçti!" dedikten bir süre sonra, "teğet geçmediği" ayan beyan ortaya çıkınca, "Ben bu memleketin doktoruyum! Hasta ölüyor mu deseydim" anlamında bir şeyler söyleyerek defans derinliklerinde gözden kaybolmuştu..
Devlet adamı olmak, kıyafetten kültüre, konuşmadan yürümeye kadar, toplumda "rol modeli" olma bilincinin tezahürüdür. Bu konudaki zenginlik zihnin doğuştan gelen bir özelliğidir. Sonradan zengin olanlar bunu teşhir etmek isteseler de üzerlerinde doğru taşıyamazlar. Rol modeli rolünü nasıl oynarsa toplumsal kalıp öyle oluşur.. Övgüler, eletek öpmeciliğe, tepkiler canlı bombacılığa kadar radikaleşir. Ve "at" sahibine göre kişner..
Muhaliflerinin "köpeklerini yataklarına almalarına" kadar en şüfeka ayrıntılara hakim olan muhterem, kulağı dibinde bangır bangır çalınan ‘Dosya davullarını’ nedense duyamıyor.. Tam buraya Kılıçdaroğlu’nun veciz sözünü alarak noktalayalım!. "..Kulakları vardır, duymazlar.."
Ya muhterem!.. Tamam! diyelim ki paran çıkışmadı, ortak olamadın ve maddi gelir sağlamadın!.. Bu durumda kusur ortadan kalkıyor mu? "Bir iyilik yaptım, teşekkür etmek istediler!" diyorsun.. Sormazlar mı adama "Ne iyilik yaptın, tuvaleti mi tarif ettin?" diye..
Kılıçdaroğlu ve Topbaş istanbul için yarışıyor..
CHP gemisi bu yarayı tedavi etmezse fazla yük alamaz! Yara küçük de olsa bu bünyede alerji yapar! Sevigen ortak olamamış, sebeplenememiş de olsa bir an önce istifa etsin! O tamam!. Peki olayın esas olglanı, Arsayı alan ve Erdoganin’da yakin arkadasi olan AKP’li ne etsin? Kayırmalı imara izin veren ve içlerinden biri de bir beldede Belediye Başkan adayı olan AKP’li Belediye Meclis çogunlugu ne etsin? Söz konusu arazinin durumunun asıl yasal sorumlusu AKP’li Belediye Başkanı ne etsin? Seyretsin!
Bir yılda %82,5 zam yap. Bütün dünyada enerji fiyatları düşerken sen yine zam yap. Sonra tam seçim öncesi bir miktar geri al. Zammı açıklarken ortadan kaybol, seçim arefesi indirimi açıklarken "fiyatı %17 indirdim!" diye efelen!. iyi de bir küçük sorum olacak! Ekonomiden anlayan cevap versin!. Hadi digerlerini geçtim! Son yapılan %22 lik zam, indirim yapılacağı biline biline yapıldı. Acaba süreç bir çocuk tarafından bile yönetilse bu zam fonlanmaz mıydı?!..
Neredeyse ‘Ramazan Eğlenceleri’ gibi birşey.. ‘Seçim Eğlenceleri!’ yıllarca tozlu raflarda bekletilen dosyalar, onu kullanacak olanlara servis edilmeye başlanır.. Kasetler, fotoğraflar havadra uçuşur.. Kimi dolu çıkar, kimi boş. Buna alıştık ya! Birkaç dönemdir, özellikle iktidarın Medyayı tam da seçim dönemlerinde susturmaya çalışması bu eglence kervanına yeni eklendi.. Hadi bakalım hayırlısı!..
Erdoğan; seçimleri kazanınca Obama’ya "Dik dur Diklenme" mesajı göndermiş, peşinden meşhur "Çarşaf Açılımında" Baykal’a "Dik dur diklen!" diyerek destek çıkmıştı. 2008 şubat’ında Türban konusundaki sert çıkışlarını, bağırıp çağırmasını eleştirenlere "Öfke de bir hitabet sanatıdır" demişti. şimdi ise Davos’ta, aynı tonda konuşan şimon Peres’e "Bu kadar yüksek sesle konuşmak suçluluk psikolojisindendir" deyiverdi.. Fazla söze gerek var mı?..
