1_6171_20062008_1
Tren yine devrildi..
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
Tren yine devrildi..
Yeni bir sektör doguyor..
Kemal Derviş, TÜSIAD’ın toplantısında konuşma yapmak üzere Türkiye’ye geldi. “Acaba ne diyecek?”, “Acaba önerilerde mi bulunacak?”, ” Yoksa siyasete mi girecek!”, ” “Acaba benim koltukta mı gözü var?” düşüncelerini yaratarak bir hışımla geldi geçti.. Ne umulan yeni formülleri döktürdü, ne de siyasete gireceğini açıkladı.. Global olarak Global konulara değindi ve gitti..
Dinleme..
Çocuk düşer mi?
Önce Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Paksüt’ün “dinleme” yapan bir araç tarafından takip edilmesi.. Ardından Önder Sav’ın telefonunun ya da odasının dinlendiğinin basına yansımasıyla patlak veren “dinlenme” skandalı yuvarlanarak büyürken, Devletin de seçimlerden bu yana polise “uzatmalı” dinleme yetkisi verdiği açığa çıktı. Baykal, yalın kılıç arenaya daldı ama CHP dışındaki muhalefetten “tık” yok.. Bu kadar sessiz kalmalarının mantıklı bir nedeni olmalı.. Acep ne ki?!
Tamam! Asalım keselim ama ‘müddeialeyh’in boynunu vurmadan bir durup düşünelim isterseniz. Telefonu “kapatamama” kısmetsizliği, hadi basiretsizliği; “Türkiye’nin Anamuhalefet Partisi’nin, Genel Sekreteri’nin, özel odasında ‘gizlice ve sinsice’ dinlenmesi” dahası bu dinlemenin matah birşeymiş gibi kara bıçaklı bir tehdit gibi yayınlanması ahlaksızlığını hatta suçunu örtbas etmeye yeter mi? Yeter diyorsanız size söyleyecek bir şey yok! Ama yetmez diyorsanız, biliniz ki kütüğe bir boyun daha gerek
Kocakulak..
Son umut Turizm..
Alın size bir doğru bildiğimiz yanlış daha.. Anayasa mahkemesi “Türbana hayır!” demedi..Türban’la ilgili düzenlemenin Anayasa’da yapılamayacağını söyledi. “Özetle; “gidin bu işi yasalarla, yönetmeliklerle halledin. Anayasa bu kadar detaya girmeye başlarsa bu işin altından kalkılmaz.” dedi.. Zaten öteden beri de hukuku gerçekten bilenler bunu söylüyor. Ne bu şiddet bu celal?!..
