1_7002_02122009_1
Hakan Uzan Ürdün Kralı’ndan usuluyle istenecek..
Hakan Uzan Ürdün Kralı’ndan usuluyle istenecek..
Malum kişinin başı sıkışmaya görsün. ya bir tutuklama furyası husule geliyor, ya bir silah gömüsü bulunuyor ya da ortaya bir yerlerden bir belge fışkırıyor.. Gözler ve kulaklar bu yeni duruma kitlenince eski ıkıntılı durum bir anda önemini yitirip gündemden uzaklaşıveriyor!..
Açılım olarak açılan paket içerisinde yeni ve uygulanmayan birşey neredeyse yok.. Tek farklı madde kolluk kuvvetleri hakkında oluşturulcak şikayet mekanizması..
Sonunda Turizm Bakanı Günay bile dayanadı.. "2010 rezervasyonlarının alındığı bir dönemde domuz gribi haberlerinin birinci sırada yer alması turizmi olumsuz etkiler!" diye serzenişte bulundu. Sayın Günay’a hatırlatalım.. "Ocakta patlamana yapar!" öngörüsü basına değil, Sağlık Bakanlığına ait! At sahibine göre kişner!
CHP dersim krizinin faturasını keser..
Domuz gribi ısrarlı çağrılara dayanamaz..
Teknoloji, yaşamımıza bir yandan reddedilemez kolaylıkları taşırken, bir yandan da bireysel özgürlüklerimizin can düşmanı oldu! Ceket Düğmesi kameralar; GSM kartlı duvar saatleri; kameralı, uzaktan kumandalı abajurlar; ortamda ses olduğunda sizi arayan masa lambaları, neredeyse hediye mağazalarında satılır hale geldi. Kapalıyken bile ‘ortam dinlemesi’ yapan yazılımların yüklü olduğu cep telefonları "yakınlarınıza en güzel hediye!" sloganıyla web sitelerinde satılıyor. Üstelik normal telefon fiyatına!. Görülüyor ki, "teknoloji ve özgürlük" kıskacında, ne yardan ne de serden geçebilen insanoğlunun tek çaresi kaldı: Dürüst ve tutarlı olmak!.. "Derede hangi türküyü çığırıyorsa, merada da o türküyü çığırmak.." … Daha durun!.. ‘Beyin dalgalarından karşısındakinin düşüncelerini okuyan gözlükler’ neredeyse düşer marketlere.. Allahın sopası yok!.. Ama teknolojinin sopası var!
29.10.2009 – VATAN:
Bundan neredeyse 1800 yıl önce söylemiş Sasani hükümdarı Hüsrev..
“Bir devlet iki türlü yönetilir. Ya bilimle, ya zulümle!”
Evet!. Zulümle yönetilen bir devlet de zengin olabilir. Okullara, hastanelere, yollara, uçaklara sahip olabilir.. Ama insanları, kazara ‘Zulmeden’e çarpılmaktan korkarak evinin önünde bile oturamaz. Çarpılırsa da hakkını arayamaz..
HAKKINI ARAYAMAZ!
Bilimle yönetilmenin asıl tercih nedeni budur.
Biz dünyalılar, bir kaç gündür bir yıldız kuyruğu kalıntısına girdik. Belki de bundan milyonlarca yıl önce bu yörüngeden geçip giderken, izlerini tozlarını bırakmış bir kuyruklu yıldızın ardında kalanlar, dünya ile halvet oldular.. Yerçekimi etkisine kapılıp yanarak küle dönüşen; çoğu çakıl taşı büyüklüğünde bile olmayan göktaşlarının, bulutsu, ışıklı, senfonik dansına tanık oldu atmosfer. Ancak bu büyülü manzarayı kentlerde yaşayanlar izleyemediler. Çünkü şehirlerimizin ışık kirliliği bu minik, ışıklı fırça darbelerini hayasızca örtü.. Biz, yeryüzünde, geçmiş acıları avucumuzda harlayıp birbirimizle boğuşurken, şu kısacık maceramızda bir güzelliği daha kaçırdık.. şehirler ışıklarıyla atmosferi kirlettiler.. Biz göremedik..
Nefes..
