1_829_08042008_1
Lokmacı kapısı açıkmola?
Lokmacı kapısı açıkmola?
Protesto..
Dikkat!..
Mahalle Baskısı
Fener Chelsa maçına kitlendik..
CHP Kurultayı
Rize de yaylalara çıkıp kemençe çalarak ‘yumuşadığını’ ima eden Erdoğan, döner dönmez Baykal’a yumuşama sinyali vererek kapatılma konusunda mutabakat için görüşme talebinde bulunabileceğini ima eden bir açıklama yaptı. Baykal da bu dolaylı talebe “pek sıcak durmadığını” ortaya koyan bir açıklama ile cevap verdi.. “Kapımıza gelme.. şeriatın kestiği parmak acımaz. Bırak parmak kesilsin, hukuk işlesin..”
Taksim ipi yine geriliyor..
Önüne gelen “laikliği” yeniden tarif etmeye kalktı ama galiba Türkiye’de laiklikten çok “Demokrasinin” tarife daha doğrusu “dogru anlaşılmaya” ihtiyacı var. Demokrasi, her isteyenin, her istedigini yapma özgürlüğü değil, tam tersine sınırlamalar ve kurallar bütünüdür. Demokrasi adabı da, “ortak konulan” bu kurallara uymanın ya da karşı gelmenin yolunu ve yöntemlerini bilme erdemidir. Hakeme tekme at, sonra da faul vermesin diye düdüğünü kır.. iyi be!..
Eskiden, Padişahın “Salma”larından bıkan ahali vergi zamanı koyunu sığırını önüne katar, kendini dağlara vururmuş. Bu sefer de eşkiyanın insafına kalırmış.. Bu çifte sıkıştırmanın intifası hürmetine padişahın biraz eşkiyaya göz yumduğunu söyleyen tarih yazarları bile var. Fabrikaların, firmaların, büroların, koyunlar gibi dörtayağı olsaydı inanın ki iş erbabı bu dengesiz, ayarsız vergilendirme karşısında yine çareyi dağa kaçmakta bulabilirdi.. Neyse ki ofislerde sadece sandalyeler tekerlekli..
