Yazılar

1_6594_06032007_1

Her “durum”, kendisine en fazla ihtiyaç olduğunda en yüksek “değerine” ulaşır. Mizah, en yüksek değerine demokrasi eksikken erişir. şans oyunları ve kumar’ın en fazla toplumsallaşmasının nedeni de kuşkusuz ekonomik düşkünlükle ilgili. Seçimlerin bir “bahis konusu” olması eksik kalmıştı. O da oldu. Artık vekillerimize fırdolayı parti gezme dışında bir kazanç kapısı daha açıldı. Hayırlısı olsun..

1_4928_08032007_1

Görmeyince değil “Görmezden gelmeyi” becerince daha kolay çözebileceğiz sorunları.. Biz görmeyince sorunları çözüyor olsaydık hayat çok kolay olurdu. Hatta, “Kapatırsın okulları, maarifi yönetmek de kolay olur!”.. Ha! bir de gittikçe daha turistik bir ülke oluyoruz yahu!.. Dünya aleminin, “Bu adamlar nasıl birileri beh!” diye meraklarını yeterince gıdıklarsak turist akınına bile uğrarız.. (ne! ağır mı oldu? Hiç sanmam!)

1_804_09032007_1

Bize düşman lazım değil ki.. Bu konuda da kendi kendimize yeteriz evelallah!..

1_9472_12032007_1

Kapkaç’a, otomobil hırsızlığı’na masum eylemler gibi bakmaya başladık. Trafik tıkandıkça yol verme cinayetleri arttı. Suçlu kim? Sondan başa doğru yüklem’e neden sorularını sorarak gidelim.. 3 soruda suçlular ortaya çıkıyor. ilk iki soruyu ben soruyorum, siz devam edin.. “Neden yol verme cinayetleri işleniyor?” Cevap: Çünkü yollar yetersiz?.. “Neden yollar yetersiz?” “Çünkü yönetenler yetersiz!”…

1_5766_18022007_1

Piyer Loti tepesinin adını “Eyüp Sultan Tepesi” yapmaya kalkan Eyüp Belediye Başkanına, “Kentteki isimlerle oynamaya, Fatih Sultan Mehmet’ten daha fazlı mı hakkınız var?” diye sormak lazım.. Fatih bilmez miydi örneğin ‘Ayasofya’nın adını “GençFatih Camisi” yapmayı? Bre fetheyleyen dahi bunu yapmaz iken…

1_9850_14032007_1

Cumhurbaşkanlığı seçimi tarihi (17 Mayıs 2007) yaklaştıkça mücadele de kızışmaktadır. Kimin neyi istediği, neyi istemediği son derece karışır. Vaktiyle şiirine çalışılan Tayyip bu yanlış taktik sonucu Başbakanlığa getirilmiştir. Deniz bey bu sefer aynı hataya düşmek istemez..

1_3585_19022007_1

Siyaset, ticaretin reklam dilini kullanabilir mi?.. Kullanmalı mı?.. Reklamın o ince fırçalı, oynak, illüzyonist tabiatı, siyaseti sunarken aldatmaz mı? “Erfendim, reklam sektörüne hakaret mi ediyorsun?.. Denetimi, yönetimi var?, üst kurulu, etiği, metiği var!” diyen olursa bir sorum daha var.. O halde eczacıların, doktorların, avukatların tabelalarına bile neden standart koyuyoruz..

1_2753_16032007_1

Hatırlarsınız, Mesut yılmaz, daha önce “makam- mevkii gözetmeden yeniden siyasete döneceğini ve yerinin de Anavatan olacağını açıklamıştı. İşte bu açıklamanın “artçı sarsıntıları” sürüyor olsa gerek.. Anavatan’dan bir milletvekili daha istifa ederse 20 olan “Mecliste Grup Kurma” sayısının altına düşecekler.. Bu da çok şey demek anlayana 🙂

1_5426_21022007_1

Krala kılıç çekenin kılıcı uzun olmalı.. Kanaltürk de zaten diyor ki, değil 14, 114 koldan incleme yapsınlar, bizim alnımız açık.. ama işlem yasal değil!..” Gerçekten yasal mı, değil mi bilmiyorum ama bir haddini bil sopa benim elimde mesajı çok açık görülüyor.. Buna sadece Kanaltürk değil, bütün basın karşı çıkmalı.. “Kır ama satma!” prensibinin bir gereğidir bu..

1_5772_16032007_1

Canavar aslında gölde değil karada. Evde, sofranın üzerinde, çocuğun okul çantasında, babanın cebinde, esnafın kasasında.. Van’lıların deyişiyle Van denizinin dışında her yerde. Hiç olmazsa birazcık turist gelse.. Ahdamar’ından Nemrut’una, kahvaltısından Ahlat’ına, kalesinden kümbetine Van’dan daha dolu destinasyon mu var.. Sazan’da olsak yazalım, çizelim Van’ı.. Van’a değer..