1_7131_13022007_1
Meerse bizim anladmz göstergeler ve rakamlar farklymfl..
Meerse bizim anladmz göstergeler ve rakamlar farklymfl..
Tüketici olarak; bir ürünü satın alırken KDV’yi, o ürünü işaretlemek için ödüyoruz.
Yani, maliyeye yardım etmek için, paramızla ödünç olarak koyduğumuz bu işaret sayesinde, o ürünün vergisi esnaf tarafından devlete ödenmek zorunda kalınıyor.
Sonra bizim o ödünç işaretimizi geri almamız lazım diy’mi?
Harcamamız oranındaki fişi Devlete verip işaretlerimizi geri alıyoruz.
Biraz uğraşıyoruz ama olsun.. Devletimiz vergisini topluyor. Biz de hasbel kader vatandaşlık görevimizdir deyip ezayı sineye çekiyoruz..
Bu uyanıklar, Hayır! siz işareti koymaya devam edin ama biz artık onları size geri vermeyeceğiz diyorlar. Onları iç edeceğiz diyorlar!
E, bu durumda Vatandaş da fısat buldukça “Bir alışveriş, bir fiş’ten vazgeçiyor..”
Yani “O zaman buyur, işareti de sen koy baba!” diyor..
Fiş kesme oranının, dolayısıyla vergi gelirinin azalmasının nedeni bu..
İşareti koydurup geriye vermemek akıllı bir yol olsaydı,
Merhum Özal, o cin zekasıyla onu da keşfederdi..
Hayır, bunlar o işareti icad edenden daha mı cevval? – VATAN 13.07.2007
Acaristan sorununda, yine en mazlımlar cezalandırılıyor. Belediye’nin iskan verdiği, Devletin Tapu verdiği, Bankanın kredi verdiği, Müteahhitin paralarını aldığı konut sahiplerinin konutları yıkılacak. İnanılır gibi değil.. Ama gerçek!
Bir gizli örgütlenme, gerçekten bu denli afişe olup, buna rağmen bu kadar uzun süre etkilenmeden, fire vermeden, bir tarafını açığa vurmadan gizli kalmayı, sır olmayı sürdürebilir mi?.. Yoksa yine kendi kendimizi mi işletiyoruz?..
“Polisle çatışmalar, kokainler, silahlar, şunlar bunlar.. Sezercik’in “O yediğin güzel mi?” diye soran ağlamaklı, masum sesi, benim yaşımdakilerin kulaklarında duruyordur hala.. O Sezercik’i korkutucu bir adam haline bu ülkede ne getirebilir?! Arkadaşlar! Bir yerlerde bir yanlışlık var. Bu yaşadıklarımız film değil, gerçek..
Kırk yıllık Kani, olur mu yani.. Gelenekselcilik’le beleşçilik karışınca görüntü komikleşiyor tabi.. Hayır, yeni bir “uzay teleskobu” üretip babanın adını verdin de karşı mı çıktık sayın başkan!. Sokak adlarından şehir sembollerine oralardan dere tepe isimlerine kadar geldik. Yok artık..
Nihayet yağmur geldi..
Etrafımız suç ve suçlulularla kuşatılırken, neredeyse suçu öven, suçluyu ve silahı sevimlileştiren dizileri kollamayı “sanata saygı” ile karıştırma enayiliğine düşmeyelim. Gelişmiş toplumsal kurguda, polisin belindeki tabanca bile gösterilmez gizlenir. Sebebi basittir. Düşünmek gerekir..
Ümran Ertok’un Frankfurt’ta sahneye koyduğu bir oyunun afişi..
Acarkent davası davacıların yoğunluğundan ötürü nikah salonunda görüldü.
