İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

Lomboz 27 Eylül 2020 Pazar

27 Eylül 2020/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

 

MİZAH VE ZÜLFÜ LİVANELİ 

 

Ben gençliğim boyunca Zülfü Livaneli’nin hayranıydım.
Hala da hayranıyım.. 

Onunla aynı gazetelerde yazıp çizme maceram oldu. Ama bu kadar yakınlarında olmama rağmen oturup  boylu boyunca sohbet etme şansını ne yazık ki hiç yakalayamadım.
Amacım Zülfü Livaneli’ye övgü düzmek değil..
Zaten muhtemel ki Zülfü Livaneli, toplumdan sevgi görme konusunda bir eksiklik yaşamadı.
Ama toplum ondan alabilecekleri konusunda ne yazık ki derin bir yoksunluk ve hovardalık içinde! 

Onun hayatı yorumlayışının, yaşadığı topluma örnek teşkil edecek tecrübelerinin ve felsefesinin topluma aktarım kanalları, olabildiğince tıkalı..
“Kitapları, filmleri makaleleri var, daha ne olsun?” diyeceksiniz..
Ama kazın ayağı öyle değil. Bu ayrı bir yazı konusu..

Sözün özü, Zülfü Livaneli gibi kanlı canlı bir değerimiz var -nice yıllar var olsun- ama genç kuşaklar bu değerden yeterince yararlanamıyorlar.

Böyle bir savurganlık lüksümüz var mı?
Sonra sanatla, insanlıkla, vicdanla, zerafetle törpülenmemiş ruhlar hastane kapılarında, ellerinde silahlarla doktorlara saldırıyor!
Bu gençliğe yıllar yılı Livaneli ve benzeri aydınların eserleri yerine Kurtlar Vadisi izletirseniz daha farklı bir sonuç bekleyemezsiniz!
… 

Merkez Bankası bir gün rezervini düzeltir.
İhracat rakamları bir gün yerini bulur.
Milli hasıla bir gün iki katına çıkar..
Ama Yaşar Kemal’den “O yar Gelir” türküsünü bir daha işitemezsiniz!
Nazım Hikmet’ten henüz kağıda dökmediği, kayıp bir şiiri onun sesinden dinleyemezsiniz!


Değerler yitip gitmeden toplum onlardan alabileceklerini sonuna kadar almaya çalışmalı.
Karşılığında, onlar henüz yaşarken saygı ve minnettarlığını ifade etmeli..
Bu toplumun ve toplumun değerlerinin karşılıklı alacak-verecek meselesi..
Bu alışverişe mani olacak iktidar ya da yasa yok!
Mazeret yok!

…

 

Vatan Gazetesinde uzun süre birlikte çalıştık.
Gazetenin kuruluşunun beşinci yıl dönümüydü sanırım, yayın yönetmeni benden, birinci sayfa için tam sayfa bir karikatür talep etti. İçinde gazetenin çalışanları yanında yazarları yöneticileri de karikatürize edilsin istedi..
Gazetenin birinci sayfasına koskocaman panoramik bir gazete binası karikatürize ettim. Bülent Arabacıoğlu’nun Gırgır dergisinde döktürdüğü türden, çalışanları, yazarları yöneticileri olduğu gibi çizip yorumladım.
Yayınlandığında çizdiğim bazı yazarlarla ufak tefek sorunlar bile yaşadım.
Aynı katta çalıştığımız halde Müge Anlı, yazı işleri toplantısında kendisini, “kırmızı telefon kırmızı mı?” şeklinde konuşturduğum için benimle bir kaç ay selamlaşmadı. Selahattin duman onu “sarı kırmızı civciv” olarak çizdiğim için köşesinden karşı atağa geçti. Espriyle de olsa ismimin başındaki “İ”nin manasını sordu..  Yine bir iki kadın yazar karikatürlerini yeterince güzel bulmayıp itirazlarını bizzat gelerek aktardılar!.. Neredeyse dayak yiyecektim!
Ortak duygu şuydu:
“Neden bizi de Zülfü Livaneli gibi havalı çizmedin?”

…

O çizimde Zülfü Livaneli’yi, Gazete binasının üzerinde uçmaya hazır bir Süperman olarak resmetmiştim.
Göğsünde S yerine Z harfi ile..

…
Nedeni açık:
Efsane bir besteci, yorumcu ve saz üstadı,

Efsane bir makale yazarı ve romancı,

Efsane bir senarist ve yönetmen,

Efsane bir uluslararası sivil toplum ve siyaset insanı..

Ve daha bilmediğimiz nice kişisel efsanelikler..

Bir insan elini attığı her konuda mı en üst düzeyde başarılı olur birader?

Nasıl çizecektim ki?

…
Tiyatroların, oyuncuların, dizi ve film sektörü çalışanlarının en zor günlerini yaşadıkları bu felaket sürecinde, ‘Kavuk değişimi’ olayı, topluma ucundan da olsa mizah’ın ve mizah ustalığının önemini yeniden hatırlattı.
Mizahın amacının sadece güldürmek ve eğlendirmek olmadığını, mizahçının yaşadığı toplumun sağlığı ile ilgili bir derdi olması gerekliliğini, bu derdi hissedenlerin başına

daha yakın geçmişte Müjdat Gezen ve Metin Akpınar başına gelenlerin gelebileceğini, bunu göze almayanların bu yola baş koymaması gerektiğini bir kez daha anımsadık.

 

Ben de işte tam bu noktada, bu durumu en iyi anlatan, etkileyici ve geçerliliğini yitirmeyen efsane bir Zülfü Livaneli makalesinin bir bölümünü sizlerle paylaşmak istedim: 

 

“…Charlie Chaplin ve Adolf Hitler 20. Yüzyıl’ın iki önemli figürüydü. Her ikisi de yüzyıla damgasını vurdu. İkisi de aynı yıl, aynı ayda, dört gün farkla doğdu. Birbirlerine benziyorlardı. Renkleri, ufak tefek oluşları, badem bıyıkları…

 

Şarlo’nun, Hitler’i canlandırdığı “Diktatör” filminde ona ne kadar benzediğini hatırlayın. Her ikisinde de büyük kitleleri etkileme yeteneği vardı. İnsan yığınlarını peşlerine düşürebiliyorlardı.

 

Hitler, Almanya’ya davet edilmiş olan Şarlo’nun ülkeye girişine izin vermemiş, bütün filmlerini yasaklatmıştı. Yakınlarına “O bir oyuncu değil, politikacı…” diyordu. Şarlo’nun Hitler hakkındaki yorumu ise şöyleydi: “Hitler çağımızın en büyük oyuncusu.” 

 

O zamanlar, politikayla oyunculuğu bir arada yürüten iki adamdan birisi, gücünün doruğunda ülkeler zapteden bir ordunun komutanı, öteki ise dünya halklarını güldüren bir palyaçoydu.

 

Hitler’in yıldırım orduları, SS’leri, savaş uçakları, gaz fırınları vardı. Hiç yıkılmayacak gibi görünen bir dünya düzeninin başında, mağrur ve muzaffer duruyordu.

 

Şarlo’nun ise başı beladaydı. Filmleri yasaklanıyor, hatta ünlü Amerikan Aleyhtarı Faaliyetler Komisyonu onu suçluyordu. Suçlama nedeni ise belliydi: Kışkırtıcılık. Onlara göre Şarlo bir provokatördü. Şarlo komisyona bir telgraf çekmişti: “Evet! Ben bir kışkırtıcıyım, bir barış kışkırtıcısı.” 

 

Hitler yüzyılın en büyük felaketini hazırlarken, dünya savaşını kışkırtarak alkışlanıyor, Şarlo ise hiçbir gücü olmayan bir sanatçı olarak barışı savunduğu için suçlanıyordu.

 

Şimdi 21. Yüzyıl’ın başlangıcında duruma bakıyoruz. Geleceğe devredeceğimiz miras, Şarlo denen o ufak tefek adamın varlığıyla onurlanıyor. Şarlo insanlığın onur anıtlarından, büyük klasiklerinden biri oldu. Hitler ise sonsuza kadar “sapık bir katil” olarak damgalandı. Orduları, üniformaları, hükmettiği mahkemeleri onu kurtarmaya yetmedi. 

 

İşte size iki insanın öyküsü… Birbirine çok benzeyen iki insanın. Bugün Şarlo’nun olağanüstü gücüyle, Hitler’in zavallılığını yan yana getirebilir misiniz hiç? 

 

İşte bu mucizeyi sağlayan şey insanoğlunun vicdanı. İmparatorlukları, zulüm krallıklarını deviren mekanizma, insanın, daha iyiye, daha güzele ve daha doğruya olan inancı. 

 

Eğer böyle olmasaydı, Hitler’ler hep başımızda kalırdı. Şarlo’lar da hep sürünürdü…”

 

 

 


 

2007 yılında, Amerika’nın en büyük kitapçı zinciri Barnes & Noble tarafından bir yabancıya ilk kez verilen ödülü, BLISS isimli kitabıyla alması üzerine çizdiğim karikatürde de Aynı Süperman vardı..

 

—


Tevazu bilgelikle ayni asansöre biner.. Bilgelikle birlikte yükselir!

Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2020/09/Zulfu.jpg 621 900 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2020-09-27 21:39:232020-09-27 21:42:17Lomboz 27 Eylül 2020 Pazar
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: LOMBOZ 25 EYLÜL 2020 CUMA Link to: LOMBOZ 25 EYLÜL 2020 CUMA LOMBOZ 25 EYLÜL 2020 CUMA Link to: Seçim Sath-ı Maili Link to: Seçim Sath-ı Maili Seçim Sath-ı Maili
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön