Dünya kanser olmuş!

 

09.01.2015 Kral Çıplak – Ulusal Kanal;
Edip Akbayram’ın konuk olduğu programda c
anlı yayın telefon bağlantısı ile Charlie Hebdo katliamı ardından yaptığım konuşmanın tam metni.

“Öncelikle, bu akşam stüdyoda sizlerle birlikte olamadığım, hayranı olduğum değerli sanatçı Edip Akbayram ile aynı stüdyonun havasını teneffüs edemediğim için çok üzgünüm. Hepinize Samsun’dan saygı ve selamlarımı sunuyorum.

Dünya kanser olmuş durumda.
Bu gün, çeşitli aralıklarla, Dünya’nın çeşitli bölgelerinde bu hastalığın semptomları yaşanıyor..
Her semptomda rol alan aktörler değişiyor.
Değişmeyen üç temel parametre Var.
-Gerekçeler
-Saldırganlar
-Kurbanlar
Bu üç temel parametrenin karşısına yazılacak değerleri neredeyse sınırsız sayıda değiştirebilirsiniz..
‘Gerekçe’ parametresinin karşılığına ‘din’i koyabilirsiniz.. İslamı, hristiyanlığı, Aleviliği, sunniliği, selefiliği, koyabilirsiniz. Sözde Ulusal kurtuluş mücadelelerini, psikopatlığı, pazar yaratma iştahını, ticari hırsı, güç ihtirasını, vesaire vesaireyi koyabilirsiniz.
Gerekçeyi değiştirdiğinizde, gerekçeye uygun ‘saldırganlar’ ve gerekçeye uygun ‘kurbanlar’ da, otomatik bir oyunun elemanları gibi yerlerine oturuveriyor.
Gerekçe’nin bir “moda” olma özelliği de var.

 

Bu dönem, ‘Moda Gerekçe’ tahtında ne yazık ki İslam oturuyor.
Bununla birlikte hem saldırganlar hem de kurbanlar kürsüsünde de çok sayıda müslüman var.
Çünkü bu kurguda, bir paradoks olarak saldırganlar daha çok kurbanlar arasından çıkıyor.


Amerika’daki bir liseli’nin okulunda onlarca öğrenciyi katletmesi bu kanserin semptomlarından biridir.
Sultanahmet’te Canlı bomba bir Rus kadının bir Türk turizm Polisini öldürmesi de
Bingöl’de terhis olmuş 33 sivil giyimli askerin otobüsten indirilerek PKK tarafından kurşuna dizilmesi de
Uludere’de PKK’lı diye 39 köylünün askeri jetler tarafından bombalanması da,
Nijerya’da yüzlerce insanın Bogo Haram örgütü tarafından öldürmesi de,
Ortadoğu’da Işid’ın bir yıl içinde binlerce insanın kafasını kesmesi de,
Sivas, Madımak Otel’de aydınların yakılması da,
Rusya’da Rus çocuklarının çeçenler tarafından, Pakistan’da asker çocuklarının el kaide tarafından okullarının basılıp katledilmesi de..

 

Ve son olarak Fransa da karikatüristlerin öldürülmeleri de aynı hastalığın başka başka semptomlarıdır.

Ne yazık ki kısa gelecekte son da olmayacaktır.

 

Çünkü Dünya kanser olmuştur.
Hastalık her yerde aynıdır. Gerekçeler, Katiller ve kurbanlar değişmektedir.
Yarın hangi gerekçeyle kimin katil, kimin kurban olacağı belli değildir.
Bu gün hastalığın semptomları, gerekçeleri, kurbanları, katilleri adamakıllı karışmış durumdadır.
Charlie Hebdo da öldürülen çizerler tam da ırkçılığa karşı bir kongre hazırlığı içerisinde oldukları bir dönemde katledilmişlerdir. Yani tam da onları öldüren katillerinin derdine derman olmaya, hastalıklarına çare aramaya çalışırlarken.. Kapıda vurulan polisin de bir müslüman olduğu söylenmektedir.. Kör bir düello sürüp gidiyor.

 

İslam Düşmanı mı?
Öte yandan Charlie Hebdo bazı kesimlerce sanıldığı gibi islam düşmanı filan değildir. Tabu düşmanıdır. Bu nedenle sadece fanatik islamcılarla değil Fransa Cumhurbaşkanı’yla da, Papa’yla da, Hristiyan fanatikleriyle de başları derttedir. Dünyanın kültür devriminin önderliğini yapan, Reform ve Rönesans’ın bayrağını taşıyan bir ülkenin çocukları olarak “yazı ve çizi’nin önünde hiç bir tabunun olmaması düşüncesindedirler.. Kağıt ile kalem arasına korku girmemesi için mücadele edilmesi gerektiğini, bunun mizahın asli görevlerinden biri olduğunu düşünmektedirler.. Bunun için dilleri elbette biraz sivri ve kaçınılmaz olarak inciticidir. Kaldı ki medeni toplumların, kendilerine bile iğne batıran entellektüelleri ayakta tutmaları o toplumun sağlıklı kalmasını sağlayan kurallardan biridir.
Saldırıda hayatını kaybeden ve daha öncesinde de çeşitli kesimlerden tehditler alan derginin yayın yönetmeni çizer Stephanie Charbonnier verdiği bir röportajda “Kaleşnikoflara karşı yapacak bir şey yok. Ama yazıp çizmeye devam edeceğiz!”  diyerek korkunun anlamsızlığından söz etmişti.
Yazma ve çizmenin önündeki tabular ila-nihaye kalkacaktır. Ama elli yıl ama yüz yıl belki de beş yüz yıl sonra kalkacaktır. Sonunda mutlaka kalkacaktır.

O zaman geriye dönüp bakıldığında, Dünya yuvarlak ve dönüyor dediği için yargılanan Galileo ile Charlie Hebdo yazar ve çizerleri aynı kürsüde oturuyor olacaklardır.

Dünya Kanser olmuştur.
Bu kanserin temel sebebi dünya nimetlerinin adaletsiz paylaşımı ve buna bağlı olarak ortaya çıkan düşük entellektüel yapıdır..
Hastalık her yerde aynıdır. Gerekçeler, Katiller ve kurbanlar değişmektedir.
Yarın hangi gerekçeyle kimin katil, kimin kurban olacağı belli değildir.
Azrailin nefesi herkesin ensesindedir.
Herkes, her rol için adaydır!

Oysa sebep belliyse çaresi de bellidir.
Başta dünyanın üst yapı kurumları işin ciddiyetini kavramalı ve gerekli önlemleri almaya çalışmalıdır.
Peki alabilirler mi? Alacaklar mı?
Dünya bu hayali kurmaya, bu umudu taze tutmaya değecek kadar güzel bir yer.
Umut ediyoruz!
Yoksa Galileo da Karikatüristler de boşu boşuna ölmüş olurlar.
Umut ediyoruz çünkü,
Edip Akbayram’ın slogan olan türküsünde söylediği gibi, ‘Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz!’ ”

Programı Youtube’ da izlemek için:

1.32.20 – 1.45.02

YSK; Kedidir Kedi!

KPSS sorularını çalmış, ÖSS, ÖSYM cevap anahtarlarını yürütmüş. ALES , Polis okulu, askeri okul sınav sorularını yandaşlarına dağıtmış. Ehliyet, yabancı dil, özel eğitim, rehabilitasyon kurslarının bile sorularını iç etmiş. Danıştayı, sayıştayı,  yargıtayı ele geçirmiş. Askeriyeye yüzde seksen, polise yüzde doksan sızmış, Genel Kurmay Başkanı’nın, Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı’nın harim-i ismetine kadar duhul etmiş. Magazinden hava kuvvetlerine, futboldan milli eğitime imam tayin etmiş. Ankara’da ‘Bale İmamı’ Konya’da ‘Etli Ekmek imamı’ makamı ihdas ederek her bulduğu boş araziye imam atamış, neredeyse rum ortodoks ruhban okuluna bile “imam” tayin etmiş; Karayollarından Köy işleri’ne, Yök’ünden Tek’ine, devletin bütün kurumlarının kalbini ele geçirmiş; amma velakin gel gör ki ‘Yüksek Seçim Kurulu’na yani namı diğer YSK’ya hiç dokunmamış.

Sinop Valisi’nin mandalina bahçesine kadar girmiş ama YSK gibi, devletin iktidar sahibini belirleyen, memleketin mührünü teslim eden kuruma hiç bulaşmamış..
Biz de safız ya anam! Bunu yemişiz!..

2002 yılından bu yana YSK’da yuvalanan o günden bu yana yapılan bütün seçimleri yöneten fetö’cüler, 15 Temmuz’dan iki  yıl önce YSK’dan temizlendi.. 17 – 25 Aralık sonrası, yargıdan, polisten bile önce ilk temizlik YSK’dan yapıldı ve 90 mühendis işten atıldı. Yerlerine yenileri alındı. YSK’nın, bu temiz, AK haliyle bir seçim de yaşadık üstelik..
Şimdi AKP’nin cevap veremeyeceği soru şu: Her yere sızan Fetö, YSK’ya da sızdı mı?
Çünkü bu sorunun cevabı “evet!” olur ise ikinci soru “Fetö 2002’den, 90 fetöcü mühendisin işten atıldığı 2014’e kadar YSK’da ne yaptı? Yani hangi partiyi forse etti! CeHaPe’yi mi iktidara taşıdı?

İşte ‘YSK’da Fetö var’ diyememenin nedeni bu!
Zerre miskal “var!” derseniz, 2002’den bu yana yapılan tüm seçimler, sonuçları itibarıyla şaibeli hale gelecek!.. O yüzde elliler filan balon olacak! ‘Arkamızda halkın gücü’ diye höykünülen en kuvvetli payanda çökecek..

Bu güne kadar seçimlerde ‘Trafoya giren kedi’den başka kusurlu çıkmadı.
Atın o kediyi Fetö imamı olarak içeri, kapansın bu bahis!

 

Teknolojinin evrimi..

İnsan kendi gelişimine, kendi ürettiği teknolojiye yaptığı yatırımın binde birini bile yapmadı. Yapsaydı o muhteşem tankların, o akıl almaz karmaşıklıkta insan ve doğayı yok etme aygıtlarının içinde, füzelerin kontrol panellerinin başında, savaş uçaklarının kokpitlerinde ve onları komuta eden askeri ve siyasi otorite masalarının koltuklarında bu kadar vahşi, bu kadar ilkel yaratıklar yer almazdı.

Dünya çürüyor..

15 Temmuz 2016, Darbe girişiminin olduğu gece Kral Çıplak 1. bölümde canlı yayında çizilen karikatür..

Zarrab

Savcı Bhrara Zarrab’ın rüşvet listesini açıklıyor..

MHP Kurtara Kurtara..

Osmangazi Köprüsü Açıldı..

Osmangazi köprüsü aslında 30 yıllık bir proje.
30 yıldır çeşitli işletme modelleriyle müteahhitlerin önüne çıkartılıyor.
Ancak 30 Yıl boyunca gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin yüklenici firma tekliflerini kabul etmemelerinin ortak bir nedeni var.  Ortaya konulan ağır işletme koşulları.. Yani Türkçesi devletin yüklenicilere soydurulması riski..
Nihayet bu risk alındı ve köprü yapılıp ‘Metre başına dünyanın en pahalı köprüsü olarak’ hizmete açıldı. Oysa vatandaşı, dünyanın en iyi kazanan vatandaşı değil!.

Suriyeli Göçmenlere Vatandaşlık

Suriyeli göçmenlere vatandaşlık verileceği açıklandı.

Hali pür melalimiz.

Uyutulan Türkiye..

Yeni Hükümet Kuruldu..

Yorum yok!..