1_9537_05092008_1
Deniz Feneri’nin lambası..
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
Deniz Feneri’nin lambası..
Hiç birşey dışarıdan görüldüğü kadar saf değil. Ancak yine hiç birşey doğru noktala bakıldığında dışarıdan anlaşılamayacak kadar da karmaşık değil. ABD ve Polonya Füze Savunma sistemi görüşmelerini sürdürürken Rusya Gürcistan’a girdi. Ardından Füze kalkanı anlaşması da imzalanıverdi. Rusya şimdi güya buna kızıyor. Başka silahlanma hamlelerine hazırlanıyor. Biz buna halk arasında “Gocumanlara Rahat Battı” diyoruz.
Mercümek’i hatırlar mısınız? Hani “Bosna’ya yardım!” diye yurtdışında toplanan paraların bir siyasi partinin seçim masraflarına olarak kullanılması.. Deniz Feneri olayının da bunun yeni bir versiyonu olup olmadığını yargı söyleyecek. Rol alan aktörlere bakılırsa söylemesi de muhtemel.. De, bu filmi kaçıncı kez izleyip yine figüranı olacak bu insanlar?
Merkez sol
Basını sindirme çabaları..
Böylece Hoca’nın muhalefet hakkını da elinden almış oldular..
Atıyorum, attıımm!
Dişliler ve Dişli..
Rota..
Ters hane..
