1_5852_30092008_1
Kriz kapıda bekliyor..
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
Kriz kapıda bekliyor..
Depreme bile alışan güzel insanımız yolsuzluga, vurguna, talana alışmaz mı?.. Alışır tabi ama sanki alışmaktan öte bir şey bu.. Bir ‘Yılma’ durumu var sanki.. Bu umarsızlığa bulabildigim tek izah bu.. Bu tepkisizligin yılmaktan başka izahı yok!..
Maliye Bakanı Unakıtan’ın eşi ve kızı devlete tasarruflu ampul satacakmış..
Modern zamanların 40 Haramileri..
“Rol Modeli” toplumun geleceginde en az egitim kadar belirleyicidir. Başarı onu oluşturan – oluşturmayan ama görülen bütün unsurlarıyla taklit edilmeye çalışılır. Bu nedenle mesleginde zirvede olan kisilerin Rol Modeli sorumlulukları büyüktür. Velev ki bu insanlar bu sosyolojik, pedagojik görüngüden bihaber olabilir.. Kreatif performansını küfür ederken bile üst düzeyde tutmayı becerebiliyor olabilir.. Hatırlatmak vazifemizdir!..
17.09.2008 Vatan Gazetesi
Kasırgalar, krizler, yolsuzluklar, vurgunlar, vahşet ve kan.. Sonsuzluğun dışında hiç birşey sonsuz değil. Birgün herkes güneşin göğsünde bir toz zerresi olarak yerini alacak.. Bu kısa ve küçük şansı böyle değerlendirmek zorunda kalmak ne kötü..
Mutlaka bir “akıldane”si olmalı.. Yoksa, bu kadar kıt-kanaat bir tartışma stratejisi öngörüsüyle Kooskoca Başbakan olunmaz. Zira, az sayıda başka birkaç siyasetçi ile birlikte, Türkiye’de İnönü için de, Ecevit için de, Baykal için de siyasi anlamda birşeyler söylenebilir, bu isimlerle, barikai hakikat müsademei efkardan doğar düsturuyla fikir müsademesine girilebilir ama zimmet… İste orada biraz durup “edep yahu! ben ne yapıyorum?” diye bir durup düşünmek gerekir..
Bilenler, Diplomasiyi bir “Sanat” olarak tanımlıyor. her kelimesi anahtar bir ifade sanatı. Silahsız savaş.. Uluslararası büyük bir satranç tahtasında riski kan olan bir mücadele.. Onurundan ödün vermeden barışçı, ciddiyeti konusunda şüphe uyandırmayacak kadar kararlı.. Diplomasi enstrümanı avuçta bir kuş gibidir. Tutamazsanız uçar, çok sıkarsanız ölür.. “Çizmemi giydirmesinler!” den “Verdim ellerine” tarzındaki lümpen jargona, geriye dogru nasıl evrildik biz?!..
Dişli
Güve
