1_8668_10092007_1
CHP ankara’da
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
CHP ankara’da
Anayasa sivilleşiyor ama nasıl!..
Kadrolaşma hiç bu kadar aleni ve bu kadar yogun olmamıştı..
Sinir stres birikmesi..
Yerleşik bir prosedürü, bir gecede alınan bir kararla değiştirmeye kalkışınca hiç sorun çıkmamasını bekleyemezsiniz. şimdi bu durum yeni bir Cumhurbaşkanı getirmese bile en azından Gül’ün 2 yılına malolacak. Yani iki yıl erken emekli olmak zorunda kalacak.. Bilin bakalım bu durum en çok kimin işine yarar?!..
12 Dev adamın dönüşü..
15.09.2007/VATAN
Anayasa Taslağı tartışılıyor.. En tartışılan başlığı Laiklik olan bir anayasayı hazırlayan muhterem zevat, hazırlığa ara vererek minibüsle topluca huşu içinde cuma’ya gidip geliyor… Kurtuluş savaşı sırasında Demirci Efe diyor ki, “Toplumu ya bilimle ya da zulümle yönetirsiniz!” Ne biliim!
16.09.207 VATAN – Okullarımız, matematik bilimini göz yaşlarına gark eden ve dünyada benzeri olmayan sorunlarla açılıyor.. İlköğretim zorunlu ama okula gitmesi gereken ve ne yazık ki gitmeyen 1 milyon 600 bin çocuk var. 375 bin Öğretmen açığı var ama 1 milyon öğretmen fazlası var. Binalar Depreme dayanıklı imal edilmiş ama % 80’i depremde yıkılma riski taşıyor. Sınıflar oturarak 28 kişilik ama ortalama 50 öğrenci ile ders yapılıyor ve başımızın tacı öğretmenlerimiz gözlerimizin önünde sürünüyor ama umursamıyoruz..
Herkes görev yerine döner..
Notalar nefretin krikosu olabilir mi?!. Savaşın yol müziği “mehter marşı”nın bile bir zerafeti var!. Karadenizin o coşkulu, o duygulu, yereli, evrensel yapan o emsalsiz söyleyiş kültürünü şovenist söylemlerin mezesi yapmaya kimsenin hakkı yok!. Sevgilisinin saçlarını cebinde gezdiren, “Bizden geçti sevdaluk, Al cebumden saçlari” diyen, köylüm “Maçkali Kör Hasan”in o naif güftesiyle “Ozan Arif”in bu hamud sözlerini hangi karbon kağıdı üstüste oturtabilir?.. “Fişki yemayin ula!”
—
Işıklar içinde uyusun; Hasan Tunç usta’nın iki güftesini de buraya almadan edemedim..
BEN SENİ SEVDUĞUMİ
Ben seni sevduğumi da Dünyalara bildurdum
Endurdun kaşlarını Babani mi eldürdum
En dereye dereye da Al dereden taşları
Bizden geçti sevadluk Al cebumden saçları
Kız evinun önüne Sereceğum kilimi
Oldi hayli zamanlar Görmedum sevdiğumi
Yaz geldi bahar geldi da Açtı yeşil yapraklar
Ben sana doyamadum Doysun kara topraklar
—
Hasan Tunç yaylacılık yaptığı dönemlerde gönlünde yer eden bir komşu kızı için yaylada söylediği bir türkü;
” Bağırıyi sığırlari Sığırların anasi
Benim ufak yavrumun Var bir kara danası
Daha peşine gelir Masti kolominasi
Daha peşine gelir Suna elifinasi
