İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

LOMBOZ 10 Eylül 2021

10 Eylül 2021/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent


Aşı tereddütünde görüntülü medyanın ağır kusuru

Bizim zamanımızda ilkokullarda aşı yapılacağı -özellikle de öğrencilere- önceden bildirilmezdi.

Müdürler ve muhtemelen bazı öğretmenler o meşum günü bilirlerdi ama öğrencilere zinhar duyurmazlardı.

Hele bir duyursunlar! 

Bırakın duyurulmasını, “yarın aşı varmış diyorlar!” şeklinde ince bir dedikodusunun yayılması halinde bile ertesi gün okulda, birkaç ‘saf’tan başka öğrenci bulamazdınız. 

İşte o saflardan biri de bendim.

Bu sayede bütün aşılarımı eksiksiz oldum!

…

“Aşıcılar” sessizce gelirlerdi. 

Dersin ortasında kapı açılır içeriye beyaz önlüklü bir kalabalık girerdi ki sınıf; önce bir kalp çarpıntısı senfonisi;  ardından ağlamalar, inlemeler, “anne, annee!” diye anasını babasını ünleyenler; “örtmenim, örtmenim!” diye ağlaşarak eteğine, paçasına yapıştıkları öğretmenden çaresizce medet umanların hazin görüntüleriyle dolar, ortam adeta deprem sonrası, yıkıntılar etrafında sahipsiz kalmış bebelerin acıklı hıçkırıkları ile bezenmiş bir afet tablosunu andırırdı.

…

Kasabın bıçağını yalayan danalar gibi sağlık görevlisinin bacağına yapışan şaşkınlar da çıkardı ki ilk iğneyi onlara saplarlardı.

İşte o şaşkınlardan biri de yine bendim.

…

Bu arada sınıfınız, okulun birinci, hatta ikinci katında ise, külliyetli bir miktarda uyanık, açık pencerelerden bahçeye atlamak suretiyle aşıdan kaçardı.

Bu pencere kaçaklarının bir kısmı bizzat velileri tarafından derdest edilip geri getirilse de, hatırı sayılır bir kısmı aşıdan yırtar, ertesi günlerde bu zaferlerini gerine gerine anlatırlardı.

…

Evet, bizim zamanımızda bütün ilkokullarda vaziyet üç aşağı beş yukarı böyleydi.

…

Şimdi bu aşı hatıralarını iş olsun torba dolsun diye anlatmadık!

Pandeminin başlangıcından bu yana istisnasız tüm televizyon kanallarında, ne zaman aşı konusu gündeme gelse “orta pencere” denilen ekranın göbeğinde, bir kadının ya da adamın koluna “cart cart!” iğne batırılması bu “pencere kaçkınlarının” beyinlerinin arka kısmında, uykuya geçmiş aşı reddi ya da açı tereddütü bölgesini uyandırdı.

…

Hatta hatırlıyorum, bu görüntüler bir keresinde Fatih Altaylı’yı bile çıldırtmış, ona canlı yayında kendi rejisine fırça kaydırmıştı: “Yaa arkadaş, alın şu iğne görüntülerini ekrandan, sadist misiniz nesiniz? Midemiz bulandı yav, alla alla!” diye basmıştı feveranı. 

…

Sözün özü, daha pandemi bir: sağolsun Türk medyası arşivlerde, ambarlarda, nerede bir iğne batırma görüntüsü var, şırınga görüntüsü var bulmuş, ekranın ortasına çakmıştı.

Bırakın şırınganın kendisini, içinde “şırınga” geçen konular bile bile trend topik olmuş (bkz. Gülnaz Şırınga olayı) beyninde, çocukluğundan yerleşik bir aşı korkusu olan canım insanımın bu korkusunu yeniden hortlatmıştı.

…

Diğerlerini bilmem ama şimdi ülkemizde, nazikçe “aşı tereddütü” diye isimlendirilen olayın gerçek adı ‘aşı kaçkınlığı’dır ve bunlar ilkokullarda, iğnenin ucunu görünce pencerelerden atlayan vatandaşlardan oluşmaktadır onların bu hallerini tetikleyen de Fatih Altaylı’nın tam zamaninda tespit ettiği gibi, fasılasız, omuzundan cart cart iğnelenen insan görüntüleri servis eden bir kısım şuursuz Türk medyasıdır!

Bana kimse mavra okumaya kalkmasın!

—

 

6-1

Filenin sultanları

Potanın perileri

Filenin efeleri

Kalenin bedenleri

“yaar yaar, ben yandım!”

 

—

Türkiye vatandaşı olmak ile paralı otoyoldan geçmenin farkı
Türk Vatandaşlığı Kanununun 20. Madde’sine göre, Türk vatandaşı olmak isteyenlerden, ülkemiz sınırları içinde herhangi bir yerden 250 bin dolar tutarında mülk satın almasını ve üç yıl süreyle satmamasını şart koşuyoruz.

…

Ya da 500 bin dolar tutarında bir meblağı, üç yıl süreyle çekmemek üzere bir Türk bankasına yatırmasını istiyoruz.

…

Türk vatandaşlığından çıkmak için herhangi bir şart yok!

Yani Türk vatandaşlığına giriş parayla, çıkış bedava!

…

Paralı otoyollara ise giriş bedava, çıkış parayla!

Yol üzeri tesislerde yolunma ise sırtındaki tüylerin sıklığına bağlı! 

—

 

İzmir İstanbul Otoyolu aslında “Oksijen” için mi yapıldı?

Otoyol demişken, İzmir-İstanbul otoyolu üzerindeki Oksijen denilen konaklama noktalarından birinde tabelasını gördüğümüz meşhur bir iskender kebapçıya kırdık.
…

Aslında yollarda pek birşeyler yemiyoruz.
Otomobilde her daim nevalemiz var ama Aysel de ben de iskender kebabı seviyoruz..

Restoranın dışında yer alan, müşterilerle dolu masaların önünden geçtik.
Ellerimizi yıkamak üzere lavaboya yönlendik.

Bir de ne görelim!..

“Oh my god!” 

Bir buçuk iskender 105 TL!..
Yanına bir ayran, bir Kemalpaşa tatlısı, iki kişi üç yüz-üç yüz elli liraya bir öğle yemeği…

Tebeşirle fiyatı kara tahtaya yazmışlar!
“Yersen!” diyor yani!..

…

Yemedik tabi! 
Normal bir iskendercide tıka basa bir hesabın, dağ başında üç katını vermek, keseden ziyade bam telimize dokundu.

“Vermeyiz, verene de mani olmayız!” deyip elimizi yüzümüzü yıkayarak otomobile döndük.

…

Aranızda; bu “Oksijen” denilen, İzmir İstanbul arasındaki 33 alışveriş noktasının işletmecisinin elbette bu iktidar ile ilişkisi olmayan birileri olduğunu düşünen yoktur.

…

Aynen düşündüğünüz gibi!.. 

Oksijenler, Osmangazi Köprüsü ve otoyolunu yapan malum konsorsiyumun bir alt şirketi olan Otoyol İşletme ve Yatırım AŞ’ye ait.
Devlet bu otoyolda mağaza açma ve işletme yetkisini de küllüm bu şirkete vermiş.

Başkası yol kenarında armut bile satamaz!

…

İşletme Genel Müdürü Alp Gürdil 2018’de Dünya gazetesine verdiği röportajda diyor ki: 100 milyon dolar yatırımla yıllık 500 milyon dolar perakende hacmine ulaşacağız..
Ticarete bak!.. Yatırımı bir yılda geri veriyor.. Beş yıldızlı otellerde bile bu süre yedi-sekiz yıldır!

…

Aslında anlaşılıyor ki mağazalar köprü ve otoyol için değil, köprü ve otoyol mağazalar için yapılmış.

…

Zaten Genel Müdür de, ta o zaman gazeteci Volkan Akı’ya aynısını söylüyor:

“…446 km’nin üzerindeki tesisleri aslında biz ticari olarak bir pasaj gibi düşündük. Dünyanın en büyük pasajını ya da caddesini bir anlamda ticari alanlara dönüştürüyoruz. Tamamlandığında dünyanın en uzun tek merkezden yönetilen ‘Ticari Pasajı’ olacak…” diyor. 

Yani açık açık “tek sahibe ait, dünyanın en uzun üstü açık çarşısını yapıyoruz” diyor.
Daha ne desin?
…

Peki yolda iskender neden şehirdekinin üç katı?

Muhterem bunu da şöyle açıklamış oluyor:  “Yol psikolojisi birazcık daha farklı. Yola çıktığınızda harcadığınız parayı düşünmüyorsunuz…”

Yani?
Yani bir buçuk iskender bizim yola çıkınca şaballaşmamız yüzünden 105 TL.

…

E adamların ne suçu var, biz öyle düşünüyoruz!

Allah da bizim belamızı versin!

Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2021/09/laik_medeni_kanun.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2021-09-10 18:05:542021-09-10 18:24:13LOMBOZ 10 Eylül 2021
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: LOMBOZ 22 AĞUSTOS 2021 PAZAR Link to: LOMBOZ 22 AĞUSTOS 2021 PAZAR LOMBOZ 22 AĞUSTOS 2021 PAZAR Link to: Karikatür seçkisi Link to: Karikatür seçkisi Karikatür seçkisi
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön