İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

LOMBOZ 23 Ocak 2022

23 Ocak 2022/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

Sedef Kabaş’ın tutuklanma bahanesi!

Ben o programı canlı izledim.
İletişim doktoralı Sedef Kabaş’ın sarfettiği sözler, normal hukuk standartlarına sahip ülkelerde, değil gözaltına alınacak, garipsenecek şeyler bile değil.. 

…
İki atasözü gündeme getirdi.. Önce “Taç giyen baş akıllanır!” dedi. Ama bu sözün antitezi başka bir Çerkes atasözünü de hatırlattı.. “Büyükbaş hayvan saraya girerse kral olmaz, saray ahır olur!” dedi.
Ekranda “Öküz” kelimesini kullanmayı nezih bulmadığı için “büyükbaş hayvan” diye ifade etti.
“Demek ki taç giyen baş akıllanır düşüncesi de bir yanılgı olabilir” anlamında bir yorum yaptı.

…

Burada isim ya da hedef açıkça telaffuz edilmedi.
Taç giyen baş şudur, saraya giren budur denilmedi..
Ama ‘Yeni Şafak’ mutad olduğu üzre. hemen penaltı düdüğü çaldı ve Kabaş, sanki çağırsalar kaçacakmış gibi gecenin saat ikisinde evinden gözaltına alındı.
…

Aslında Kabaş’ın tutuklanma nedeni değil, bahanesi bu!

Çünkü Kabaş, daha önce bir panelde, nazi propaganda makinesi ‘Gobels’in, büyük yalan teorisini anlatmış ve Erdoğan da bu görüntüleri barkovizyona taşıyarak, Kabaş’ın kast ettiğinin tam tersine, “bu hocaları, taraftarlarına büyük yalanlar söyleyin önerisinde bulunuyor” mealinde şeyler söyleyerek, kendince, “CeHaPe zihniyyetininin” yalancılığının kökenine ışık tutmaya çalışmıştı.

Hatta Kabaş bu tavrı, hedef gösterildiği şeklinde yorumlamış, “Bana birşey olursa biliniz ki sebebi Erdoğandır!” diye açıklama yapmıştı.

…

Şimdi AKP’nin iletişimden sorumlu yetkililerine, halisane önemli bir hatalarını ifade etmek isterim.
Ortada hukuki özne yokken, “vay ima etti, yok demek istedi” gibi hukukun tanımayacağı bir yaklaşımla söz konusu atasözünü, sanki Cumhurbaşkanına alenen hakaret objesi olarak tescillemek, altını çizmek büyük bir iletişim yanlışıdır!..
Nedenini detaylı araştırmayı size bırakıyorum.. (Azıcık çalışın!)
Bugün sizin koltuğunuzda, kendisi bir iletişim doktoralı akademisyen olan Sedef Kabaş oturuyor olsaydı bu yanlışı asla yapmazdı.

…
AKP’yi tencere düşürüyor ama bu gibi teknik yanlışlar da düşeceği yere beton döküyor, bilesiniz!
Aahh liyakat ah! 

 

—


Tüketici ve üreticinin doğalgaz çıkmazı

Türkiye’de 18 milyona yakın doğalgaz abonesi var.
Bu abonelerin 2 milyon yüz bini doğalgaz faturalarını ödeyemiyor!

Yani her on aboneden biri, evine doğalgaz bağlatmış, kombi almış, ocak almış ama kışın ortasında faturasını ödeyemez hale gelmiş.
Kiminin doğalgazı kesilmiş, kiminin kesildi kesilecek!..

…

Bundan daha kötü ne olabilir?

Doğal gaz faturasını ödeyemeyenlerin sayısının 3 milyona, 4 milyona yükselmesi olabilir.
Çünkü makul bir sürede o zararlar da itina ile ödeyenlere yansıtılır.
Bir süre  sonra bugün ödeyebilenler de ödeyemez hale gelir.
Sistem efektif olmaktan çıkar!

…
Adı bende saklı; orta büyüklükte bir işletme sahibi plastik üreticisi bir işadamı arkadaşımla konuştuk,
“Bize, hem üretin, istihdam yapın, ihracat yapın diyorlar, hem de doğalgaz kullanımınızı önce %40 azaltın şimdi de %75 azaltın yani bir anlamda üretmeyin, yoksa ceza yazarız diye yazı gönderiyorlar!.. Şaşırdık kaldık! “ diyor.

…
Zaten Ekim’de 16 bin lira ödediği aylık fatura,  Kasım’da 32 bin, Aralıkta 60 bin liraya çıkmış ki, bu ay belki 80 bin liraya çıkacak!. Üretim anlamını yitirmiş.
Abarttığını düşünmeyeyim diye faturalarını da göndermiş..
…

Tüketicinin de, üreticinin de durumu vahim.

Hayır, janjanlı müjdelerle tebliğ edilen, Karadeniz’de bulduğumuz hatırı sayılır büyüklükte gaz yataklarımız olmasa bu kadar koymayacak!

…

Tam yeri gelmişken size bir soru!
Önümüzdeki ilk seçimlerden hemen önce, bütün bu yaşadıklarımıza rağmen, iktidar, “Müjde, Karadenizde zengin doğalgaz yatakları bulduk!” şeklinde aynı propaganda mekanizmasıyla yine ortaya çıkar mı?
Bence çıkar!
Neden?
E, mekanizma her seferinde çalışıyor da ondan!

—

 

 

 

—

 

Tiyatro ve özür!

İmamoğlu, İBB’nin hizmetlerini engellemeye çalışan iktidar yöneticileri için“tiyatro yapmaya kalkmasınlar!” dedi.. 

…

Tiyatro oyuncusu Fırat Tanış:  ‘Ahlaksızlığı tiyatro sanatıyla tarif eden siyasi iradeden kültür sanat politikası üretmesini bekliyoruz. Çok bekleriz! Muhalefeti böyle, iktidarını siz düşünün! ‘  diyerek İmamoğlu’na cepheden sert girdi!

…

İmamoğlu’da, “Fırat Tanış haklı, Tüm tiyatrocu dostlarımdan özür diliyorum. Tiyatro yapıyorlar dememem gerekirdi.” diyerek üzüntüsünü belitti.
…
Fırat Tanış da cevaben “..Beni haklı bulduğunu, özür dilediğini yazmış. Zerafeti için kendisine teşekkür ederim!” diyerek noktayı koydu…

…

Tanış’ın tepkisini de, İmamoğlu’nun özrünü de değerli bulmakla birlikte bana bu işte, bizi gitgide cümle kuramaz hale getirecek bir enayilik var gibi geliyor!

Sanki kavramları biraz fazla kutsallaştırıyormuşuz gibi bir his içerisindeyim.
…

Tiyatro, gerçeği taklit eder. Dans hareket ve mimiklerle bir olayın, bir öykünün anlatılması olayı diye de tarif edilir. 

Tiyatroyu, iyi yapan da var kötü yapanda!
Atatürk’e de Asker diyoruz Pinochet Ugarte’ye de! 

Ama biz “en büyük asker!” deyince kimin kast edildiğini biliyoruz..

…

İyi tiyatro var, kötü tiyatro var!
İyi şiir var, kötü şiir var!
Yayaya çarpana da otomobil diyoruz, yaralıyı hastaneye taşıyana da!..

…

Sahne dışında, hayatta, bir meseleyi mimik ve jestleri ile anlatan kişi için ‘Adam pandomim yapıyor’u başka nasıl ifade edebiliriz.
Adam, mimik ve jestleri ile küfür de ediyor olabilir, dua da.

…
Hokkabazlık’ın, eski bir seyirlik oyun olduğunu, DTCF’de,  Geleneksel Türk Tiyatrosu dersinde Hocaların hocası Metin And’dan öğrenmiştim…

‘Hokkabaz’ sıfatını, birilerine hakaret olarak kullananların neyi kast ettiklerini bildiğimiz için buna hiç sesini çıkaran tiyatrocu görmedim… 

…

Can Barslan arkadaşımın altını çizdiği gibi, belki de en fazla  ‘karikatür’ kelimesini olumsuz anlamda egzajere ediyorlar!.. Biz ne yaptığımızı biliyoruz ve hiç alınmıyoruz!

…

Bence asıl olan niyettir!..
Hepimiz, İmamoğlu’nun sözünü ettiği “tiyatro yapmayın!” repliği ile kast edilen şeyin ne olduğunu anlayacak anlak düzeyine sahibiz.
Yoksa olayın, yaşanmakta olan ‘Adem – Havva’ yaklaşımından ne farkı kalır?

…

İddialı değilim..
Tersine de ikna olabilirim!
Ama bir karikatürcü olarak bana kavramları, sembolist bir yaklaşımla fazla kutsallaştırıyormuşuz gibi geliyor.

…

Haydaa!..
Şimdi de sembolistleri kırmış olabilir miyiz acaba?.

—

 

 

Aytun Hoca’yı neden dövdünüz?

Polonyalı bilim insanları, ‘ağır Covid-19 geçirme’ riskini iki kattan fazla artırdığını söyledikleri bir gen keşfettiklerini duyurmuş.
…

Reuters’ın haberine göre Bialystok Tıp Fakültesi’ndeki araştırmacılar yaş, kilo ve cinsiyetten sonra bir kişinin Covid-19’u ne kadar ağır geçireceğinde en belirleyici dördüncü unsurun bu gen olduğunu belirlemiş.

…

Demek ki vakayı ağırlaştıran dördüncü faktör neymiş?

Genmiş!

…

Peki pandeminin başlarında bunu neredeyse aynı cümlelerle söyleyen Aytun Hocayı neden hayata küstürdünüz!

Ben söyleyeyim, bunu bir araştırmaya dayandırmadığı için!

…
Aytun Hoca da “kesin böyledir!” dememişti zaten..
“Olma ihtimali yüksektir!” demişti yanlış hatırlamıyorsam.
…
Evreni tarif ederken Carl Sagan: “Oralara her ne kadar gitmemiş, görmemiş olsak da, evrenin diğer ucunun, atmosfer dışına çıktığımızda karşılaştığımız, helyum, karbon, hidrojen, azot, metan gibi gazlardan oluştuğunu tahmin etmemiz zor olmaz!” diyor ve şu metaforla devam ediyordu.. “Okyanusun bu kıyısında ayaklarınızı suya soktuğunuzda, size çok uzak olan diğer kıyının da, belki biraz ısı ve mineral farkı ile benzer biçimde bir sıvı olduğunu düşünmeniz yanlış olmaz!”

…

Gerçek bilim adamları, bilgi ve tecrübelerinden yola çıkarak tahmin yürütürler.
Bu bir tür, bilim adamının hayal etme yetkinliğinin adıdır.
Bilimde buna “hipotez” denir…

Bu hipotezi, kendi aralarında değil de biraz popüler alanlarda ifade ettiklerinde, hiç kaçarı yok, “ne biliim adamları’nın saldırısına uğrarlar!
‘Kompleks çukuru’ büyük ve cahil ‘ne biliim adamları’, bilim adamlarına hücum eder, linç eder, canından bezdirir, hipotezi ortaya koyduğuna, koyacağına pişman ederler…

…

Neden öyle yaparlar?

Neden olacak! Cehaletten!
…

Çünkü cehalet ne güzel ve ne rahattır!
Her şeyi bilirsin!

Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2022/01/tas_plak.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2022-01-23 20:07:092022-01-23 20:07:09LOMBOZ 23 Ocak 2022
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: Sezen Aksu şarkısı Link to: Sezen Aksu şarkısı Sezen Aksu şarkısı Link to: LOMBOZ 28 OCAK 2022  CUMA Link to: LOMBOZ 28 OCAK 2022  CUMA LOMBOZ 28 OCAK 2022  CUMA
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön