LOMBOZ 30 AGUSTOS PAZAR 2020

Ver gazı!

Her zaman yaptığımız gibi yüksek müjdeli doğalgaz konusunda da matematiğe başvuralım.
Bilim yanılmaz, matematik hiç yanılmaz!

Önce durum tespiti yapalım.
Bulunan Doğalgaz rezervinin miktarı artabilir, azalabilir ama 320 Milyar metreküp olarak açıklandı.
Biz de bunu gerçek kabul edelim.

Şu anda doğalgazın bin metreküpü 100 dolar. 

Avrupa, Rusya’dan 80-90 dolara alıyor. (Biz, üstün satınalma yeteneklerimizle aynı gazı 130 dolara alıyoruz o da başka!)

Neyse; Rayiç fiyata göre rezervimizin toplam değeri 32 Milyar dolar.
İşletmeye alındığında bu tür rezervlerin hepsi bir yılda “hürrp!” diye çıkartılmıyor. 

En iyi imkanlarla, yılda yüzde on kadarı çıkartılabiliyor.. 

Üstelik bunu çıkarabilmek için teknolojimiz yok. Ortaklık yapmak zorundayız! 

Ama hadi teknolojimiz varmış gibi yapalım. Kendimiz çıkartabildiğimizi var sayalım.. 

Hadi çıkartma maliyetini, gazı arıtma maliyetini yok sayalım. 

Hadi taşıma ve satış maliyetini de yok sayalım.
Normalde her şey yolunda giderse 5 sene sonunda çıkartıp pazarlayabilir hale geliyoruz. 

Ama sizin güzel hatırınız için hadi onu da yok sayalım ve önümüzdeki yıldan itibaren %10’unu keş para satabiliyor olalım.

Bütün bu kılçıkları sıyrılmış koşullarda bile satacağımız doğalgazın cirosu 3.2 Milyar dolar oluyor.

Bu rakam ise milli geçen yıl 750 Milyar dolar olan gelirimizin binde 4’ü.

Evet ‘binde dört’ yani kesir olarak 000,4.. 

Şimdi soru şu:

Hazinemize, gayri safi milli hasılanın binde dördü kadar bir ilavenin “eksenimizi değiştireceğini”, “bizi birinci sınıf gelişmiş ülkeler segmentine taşıyacağını” iddia etmeyi neyin kafası ile açıklayabiliriz?

 

İki yol var!
-Ya dönüp ne dediğinize bakmıyorsunuz! Baksanız da bu basit hesabı yapamıyorsunuz!

-ya da bile bile bu peri masalını pompalıyorsunuz!

Birincisi dört işlemi bilmeden ülke yönetmeye kalkmak,

diğeri bile bile en hafif tabiri ile vatandaşı kandırmak..
Seçin, en uygun olanını üzerinize giyin!!

—-

 

 

Yeni seçim yasası

Hazırlanan yeni seçim yasası taslağına göre seçime katılacak iki parti dışındaki partilerin işi zor! 

“Zor” dediğime bakma!.. Zordan da öte. Nanay!

Bir partinin aldığı oy sayısı milletvekili çıkarmasına yetse bile, partisi;

Bölgesinde %20 oy alamamış ise,

Ülke genelinde %10 barajını geçememiş ise,

Bulunduğu İttifak içerisinde oy oranı % 5’in üzerine çıkamamış ise kazandığı milletvekili sandalyesi uf oluyor!

Sandalyeye en fazla oy alan partinin adayı oturuyor.
“Adalet” değil mi?

Yasa yazan kalem elinizde. Eliniz değmişken Seçim Yasası’na şöyle bir madde ekleyin! 

“Seçim yapılan her bölgede seçimi Ak Parti otomatik olarak kazanır!”

Kim mani olabilir ki?

 

 

Mısır özeti! 

Benim bir Mustafa abim var! Bilenler bilir..
Bilinen adı “Eyyamcı Musti” Nevi şahsına münhasır bir eyyam koçu!

Niye eyyamcı demişler hiç soramadım. Adama bakınca, “bildiğimiz ya da bildiğimizi sandığımız eyyamın farklı bir manası var demek ki” diye düşünmeden edemiyorsun.
Dünyada gelişen her şeyden haberi vardır.
Mahalle profesörü!.. Bir insan her konuda da mı bilgili olur?
Elan Musk’un bilgisayar-beyin entegrasyonu projesi hakkında da, Epigenetik değişikliklerin kalıtımdaki rolü hakkında da sabaha kadar birşeyler anlatır..
Lakin olayı kendi üslubuyla anlatır. 

Rahat anlarsın.

Net, karamelsiz, kaymaksız, yüzde doksan doğruluk payı ile meseleyi ortaya koyar.. 

Mesele kafanda çözülür. Daha fazla derinleşmek sana kalmış!

Mısır meselesini size ondan nakledeyim istedim.

“Mıstaa abi! şu Mısırda’ki  seçim protestosu olayı? Bi düzgün anlatır mısın bana” dedim.

“Olm!” dedi!

“Hani Mısır’da ta peştemalına sç.tımın firavunları da dahil, tarihinden bu yana ilk kez seçimle Cumhurbaşkanı olan Mursi diye bir adam vardı ya!”  

“Hee bildim!” dedim. “Hani mahkeme salonunda kalp krizi geçirip ölmüştü de, Reiz: “Emrihak vaki olmak suretiyle şehid oldu!” demişti.

“Tamam o!” dedi. “Bu Mursi, iktidara seçimle geldim diye şımarıp, Mısır’ı şeriat devleti yapacam diye bir hal ve tavırlar içerisine girmeye başladı. Biliyorsun zaten Müslüman Kardeşler denilen arap aleminin küllüm muhalifi bir örgütün adamıdır bu. Neyse ne!. 

Gitti islamcı militanları hapisten kaçırttı, Oldu-bitti anayasası yaptı, yargıyı ele geçirdi, muhalif gazeteleri cezaya boğdu.. Millet ayar oldu! Milyonlarca insan sokaklara döküldü. Vatandaşın turist g..ü görmeye alışmış hatırı sayılır bir bölümü de buna isyan etti. Alayı birden sokaklara çıktı! 

Mursi’ninkiler de boş durmadı tabi. Bunlar girdi mi birbirine!.. Ortalık ana baba günü!”  

Bu Mısır’ın Genel Kurmay Başkanı da Sisi diye bir adam. Adı Sisi diye bizdeki Sisi ile karıştırma. Herif dipçik gibi!

Çıktı ortaya konuştu: “Aha size 48 saat süre veriyorum! Ya kavgayı kesin ya da gerisine karışmam!” dedi. Anladın sen onu!..

Abisi uzatmayayım, bunlar şamatayı kesmeyip, birbirini kesmeye devam edince Sisi “yeterin ulan!” diye darbe yaparak yönetimi ele geçirdi..
Her yönetimi ele geçiren gibi, “Ben olmazsam bunlar ‘mısırın somağını’ kemirir! Açlıktan birbirini keser diye düşünerekten sistemi değiştirip kendisini 2030’a kadar iktidarda tutacak yasaları çıkarttı.  Üzerine de bir de 100’ünü kendi atayacağı 300 kişilik senato seçimine gitti mi? 

İlk turda, kovit movit ayağına 63 milyon seçmenin 54 milyonu sandığa gitmedi. 

Sadece 9 milyon kişi oy kullandı.

Sisi de, siz misiniz sandığa gitmeyen deyip bu 54 milyonun anında savcılığa sevkini yaptı.
“Adam başı 500 cüneyhi yani 30 dolar civarı bir para cezası kesin bu tabansızlara!” diye savcılara talimat verdi.  Şimdi Mısır vatandaşı sosyal medyada kafasını buluyor. “Sisi bir kaç seçim daha yapsa hazine zenginleşecek!” diye..

“Anladın mı olayın özünü?” dedi.


Zamanın medeniyetinin en hasını kurmuş, dünyanın geri kalanı hacetini yola yaparken bu gün tıbbın en ileri imkanlarıyla çözemediği Keops’u, Kefken’i, Mikerinos’u yapmış, dünyanın geri kalanı ekmeğe papa, maslahata sopa derken, 4 bin yıl önce papirüse renkli ansiklopedik kitap basmış, dünyaya yol yordam göstermiş, koskocaa Mısır medeniyetinin bugünkü mirası bu!” deyip nefes aldı..

Sonra da her zaman olduğu gibi bir darbı meselle lafını bağladı.
“Ne oldum demeyeceksin! Ne olacağım diyeceksin!”



30 Ağustos Zaferi Kutlu Olsun!
30 Ağustos’u; içinde, onu oluşturan her halktan fidan gibi mehmetçiklerin bulunduğu Türk Milleti kazandı.
Türk Milleti’nin, kendi kazandığı zaferi kutlamak için kimseden izin almaya ihtiyacı yoktur!.
Bir zaferin kutlamasına ancak o savaşı kaybedenler katılmazlar.
30 Ağustos Zaferini İngilizler kutlamaz. Çünkü onlar kaybetti.
Fransızlar kutlamaz. Çünkü onlar da kaybetti.
İtalyanlar kutlamaz. Çünkü onlar da kaybetti.
Yunanlar kutlamaz. Çünkü onlar da kaybetti.
Bir de hilafet orduları, hilafet ayaklanmacıları kutlamaz! ÇÜNKÜ ONLAR DA KAYBETTİ!..
“Keşke Yunanlılar kazansaydı!” diyenlerin 30 Ağustos Zaferini kutlamasını elbette beklemiyoruz.
Kaldı ki onlardan izin bekleyelim!..

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir