İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

LOMBOZ 4 MART 2022 CUMA

4 Mart 2022/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

 

Hıyar ile helalleşme

‘Hıyar’ın krallığı bitti mi?
Krallık hıyarın, tam olarak neden olduğunu anlamadığımız, bir anda yüzde birkaç yüz artan fiyatından ötürü aldığı bir paye olmuştu.

Hıyar; uzay ajansı daha proje aşamasındayken, semaya doğru ani bir roketleme ile aya sert inişi yapmıştı bile…
…

Bildiğiniz hıyarın fiyatını, en son sorduğumda 35 lira idi.
Evde, genel kurulun acil toplanması için çağrıda bulundum.
Aynı akşam toplandık.
“Bundan sonra belirsiz bir süre eve hıyar alınmamasını oylarınıza sunuyorum!” diye bir önerge verdim. Gerekçelerini de açık seçik anlattım. 

…

Karım da kızım da itiraz etmeden önergeyi onayladıklarını beyan ettiler.
Ben, bir an için kendi önergeme, “ne yani, artık belirsiz bir süre bu evde buzlu cacık yapılmayacak mı?” diye şerh koysam da, önergenin sahibi olduğumdan karar yine de oybirliği ile genel kuruldan geçmiş oldu.
…

O gün bu gündür eve hıyar alınmadı.
Hıyarın o kendine has kokusundan birkaç ay mahrum kaldık.

…

Bu gün pazara gittim.
Tezgahın başında birkaç kişinin hıyar seçtiğini farkettim. Fiyatını sordum. 

Pazarcı “15 lira!” deyince şaşırdım!

“Gerçek hıyar mı?” diye sorunca pazarcı bir süre boş boş yüzüme baktı!

“Sen ne kadar gerçeksen o da o kadar gerçek abi!” diye cevap verdi.

Hıyarla gerçeklik tartısına konulmam bir anda asabımı bozduysa da, yanımda yöremde araya girecek biri olmadığı için herife dalmadım!
Tamamen duymazdan geldim.
… 

Uzatmayayım, bir kilo kadar hıyar aldım, eve geldim.

İki ay sonra salataya törenle tekrar hıyarı da kattık.
Üstüne güzel bir cacık da yaptık…

…
Buradan şunu anladık.
Olmasa da olur dediğimiz, yaza kadar yemeyiveririz olur biter dediğimiz bildiğin hıyar bile özleniyormuş.
Gece kalktım. Dolaptan bir hıyar aldım. Ayıp söylemesi yıkayıp tuzlayarak öylece soymadan ısırdım!
…
O sulu, lezzetsiz, düşük mineral ve düşük vitaminli, besleyiciliği, kalorisi düşük ama kendine has epinefrin salgılatıcı özel kokusu nedeniyle keyifle tükettiğimiz garip yiyeceği çiğnerken, uzun uzun düşündüm.
Acaba hıyar neden bir anda kral tahtından inmeye başlamıştı?

…
Konuyu biraz araştırınca, Rusya-Ukrayna arasındaki savaş nedeniyle Rusya’ya gıda sevkiyatı %80 oranında azalmış olduğunu öğrendim..
Hatta, Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan “örtü altı üretim” adı verilen, domates, salatalık, biber gibi ürünlerin savaş nedeniyle iç piyasada bir anda, bollaştığını ve fiyatların beklenmedik şekilde düştüğünü ama bunun geçici olduğunu belirtmiş…

…

Demek ki hıyar bir süreliğine tahtını terk ettiyse de yeniden aleme kral olacak!..
Hatta Rusya’ya akış düzenlendiğinde belki eskisinden daha da pahalı hale gelecek!
…

Pencereden, üzerindeki  bulutların şehir ışıklarının yansıması ile parlayan simsiyah Karadeniz’e doğru baktım.
Hemen karşı kıyıdaki can pazarını, sanki canlı izliyormuşcasına hayal ettim..

İki komşu ulus, karşı kıyıda savaş koşullarında can derdine düşmüşken, benim hıyar ile hellalleşme düşüncelerim boğazıma bir ağırlık olarak oturdu…
Elimdeki yarısı yenmiş hıyarı balkon masasının üzerine öylece bıraktım!
Odama doğru yürürken, salonda açık olan televizyondan bir akademisyenin “Bu savaş büyümeyecek, çünkü kimse bu savaşın büyümesini istemiyor!” şeklindeki ifadesini duydum…
…

Balkona dönüp, masanın üzerine bıraktığım yarım hıyarı aldım.
Isıra ısıra odama döndüm!
…

 

 

Ukrayna ve ego

İnsan ile, evrim tablosunda aynı filumda yer aldığı diğer hayvanlar arasındaki en büyük fark, insanın yüksek egosudur.
Bu yüksek ego çoğu zaman insanın gözlerini kör eder.

Ne doyduğunu anlar ne de yenildiğini!
…

İnsan dışındaki bütün hayvanlar, doyduklarında saldırmayı bırakırlar.
Yenileceklerini hızlı anlarlar ve anladıklarında kavgayı bırakırlar.

…
Kuzeyimizde sürmekte olan savaşta Ukrayna’nın kendisi ile kıyaslanamayacak büyüklükteki Rus askeri gücü karşısında kazanamayacağı ilk günden belli.
Ama gel gör ki, ülkenin başında bulunan, siyasi tecrübesi, tarih kültürü bir ülkeyi yönetmek için son derece yetersiz olan; neonazilerle ve Ukrayna oligarkları ile kol kola girmiş; popülerliği dışında bir meziyeti olmayan genç Zelensky, Nato ve AB’nin gazına gelerek 575 bin kilometrekare verimli bir arazide yaşayan 45 milyon insanını cehennem gibi bir savaş ortamına taşıdı.

…

Ukrayna, Nato’nun kışkırtması ile adeta, kum tepesinin eteklerindeki kumları kazıyarak, tepenin üzerindeki devasa kayanın üzerlerine akmasına kendi tırnakları ile neden oldu.
…

Bugün Ukrayna’nın mazlum halkı; saldırgan pozisyonunda olan ülke Rusya olduğu için dünyanın çoğunluğu tarafından haklı olarak destekleniyor.
Ama yakın gelecekte, aslında Putin’e başka bir yol bırakılmadığını insanların biraz daha fazlası anlayacak…
Zelensky’yi, yüzde 70 oy vererek seçen Ukrayna halkı umuyoruz ki bu yanlış tercihinin zararını en düşük düzeyde görerek bu krizden çıkar… 
…
Bir tarafta emperyalist dünyanın kucağına oturmuş, 2013’ten bu yana devlet kurumlarını neonazilerle doldurmuş, Bandera gibi bir naziyi yasallaştırmış, sokaklarda egemenlik kurmak için, CIA ve MI6’in eğitim desteği ile faşist Azov tugaylarını oluşturmuş, onların katliamlarına izin vermiş, etnik temizliğe girişmiş, tecrübesiz, radikal, faşist bir genç devlet başkanı; diğer tarafta siyasi tecrübeye sahip olmakla birlikte yeni bir tür çarlık heveslisi, yine sağcı, yine Rus oligarkları ile kol kola bir tek adam.
…
Kelimenin tam anlamıyla filler tepişiyor, çimenler eziliyor.
Çimen rolünde ne yazık ki her iki tarafta yer alan mazlum halkların çocukları.

Birilerinden yana olmak gerekiyorsa ne Ukrayna’ya ne Rusya’ya bu mazlum insanlardan yana olmak gerekiyor.
“Kabahatin çoğu” onlarda olsa bile dünyanın her yerindeki mazlum insanlardan yana olmak gerekiyor.

…
Batı ise; Ukrayna’ya silah desteği vaadediyor. Bu vaat, daha uzun sürede daha fazla Ukraynalının ölümü dışında bir anlam taşımaz..
Batı silah hediye ederek savaşın değil ısrarla barışın yolunu çizmeli.
Bir yol sonuçsuz kalırsa başka bir yol, o da sonuçsuz kalırsa başka bir yol, sorun barışa ulaşana kadar yeni yollar denemeli.
İnsanevladı egosunun değil, vücudunda taşıdığı milyonlarca hücrenin, milyonlarca yıldır kullandığı yöntemi denemeli.

 …

Nörobilimci David Eagleman diyor ki; “Biyoloji asla bir sorunun yanına işaret koyup vazgeçmez. Çözümleri sürekli yeni baştan icad eder. Bu yaklaşımın meyvesi birbiri üzerine oturan çözümlerden oluşan bir sistemdir…”

—


—-

Pandemide tüy dikme dönemi

Ömrü uzun olası Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca yeni pandemi kurallarını açıkladı..
Hatırlarsınız, salgının başında kendisinin, virüsten korunmak için dünya sağlık literatürüne girmiş bir tespiti vardı.

“Korona’dan korunmanın en iyi yolu ona yakalanmamak!”

Geldiğimiz noktada, anlıyoruz ki bu tespit halen geçerli olan en makul tespit.

…

Pandemi boyunca resmi rakamlara göre 95 bin, gerçek rakamlarla en az üç çarpı 95 bin, yani 300 bine yakın vatandaşımızı kaybettik.
Girin Google’a bakın!.. Avrupa’da nüfusu 300 binin altında 13 tane ülke var! 

Ülkeler dolusu insanımızı kaybetmişiz!

…

Halen her gün 200 civarında insanımız yaşamını yitirirken pandemiye, “bitti!” muamelesi çekiyoruz..
Neden?

Allahın tokadı bitmez de ondan!
…

Özeti şu!

Nasıl ki bir gemi su almaya başladığında hemen batmıyor, 

Bir ülke de yanlış yönetildiğinde bir günde batmıyor.
Bu bilimden uzak anlayışın ülke yönetimine gelip devlet kurumları ile oynamaya başladığı gün, o hepimizin içinde bulunduğu geminin sintine mahallinde bir delik açıldı..
Zamanla müdahale edilmeyen o delik büyüdü.

Şimdi kaptan güvertesi dahil olduğu gibi suya gömülme aşamasında.
…
İktidarın gemiyi yönetme kabiliyeti kalmadığı gibi geminin yönetilebilirliği de kalmadı.
…

Zaten sürmekte olan ekonomik krizin üzerine pandemi cila yaptı, şimdi de kuzeyimizdeki savaş krizi tüy dikiyor…

Bundan sonra Fahrettin Koca önlemleri arttırdık dese ne yazaar, kaldırdık dese ne yazar!

…

Herkes güldü ama, demek ki Fahrettin Koca olayın ilk gününde boş konuşmamış! 

“koronadan kurtulmanın en iyi yolu ona yakalanmamak!”
O halde, “Boks!”

 

Ortaya Karışık

 

  • Tarih tekerrür etmez ama mutlaka kafiyelidir!

Mark Twain/ Mizah yazarı- Romancı

 

–

  • “SSCB’yi yeniden oluşturmayı düşünmek akılsızlığa;
    düşünmemek ise kalpsizliğe işaret eder!”
    Viladimir Putin / Rusya Devlet Başkanı

 

–

  • “Gorbaçov, Sovyetlerin dağılmasına son noktayı koyduğunda ABD ve Nato’ya hitaben ‘Size büyük bir kötülük yapıyorum.. Sizi bir büyük düşmandan mahrum ediyorum!’ demişti. Nato şimdi o düşmanı yeniden yaratmaya çalışıyor..”
    Cem Gürdeniz / Emekli Tümamiral
Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2022/03/siginak.jpg 600 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2022-03-04 19:24:452022-03-04 19:25:57LOMBOZ 4 MART 2022 CUMA
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: Karikatürlü yorum 16.Bölüm Link to: Karikatürlü yorum 16.Bölüm Karikatürlü yorum 16.Bölüm Link to: LOMBOZ 6 MART 2022 PAZAR Link to: LOMBOZ 6 MART 2022 PAZAR LOMBOZ 6 MART 2022 PAZAR
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön