LOMBOZ 8 AĞUSTOS 2021 PAZAR

 

Esas bakan kim?

AK Parti’nin 19 yıllık iktidarının, sekizinci Milli Eğitim Bakanı göreve başladı.

Bundan önceki yedi bakanın yedisi de “sistem değişecek!” cümlesi ile koltuğa oturmuştu. 

Her biri bir tarafa çekiştirdi ve on dokuz senede sistemin şaftını kaydırdılar.

Milli Eğitim de, öğrenciler de, öğretmenler de tanınmaz hale geldi.

Eğitim anlayışı geriledikçe geriledi.

Öğretmen kökenli olması nedeniyle diğerlerinden ‘bir tık’ fazla umut veren Ziya Selçuk’un görevi devraldığı Temmuz 2018’den bu yana, Bakanlığın logosu dışında bir değişiklik izlenemedi.

Logodaki ‘açık kitap ve meşale’nin çevresine dairesel olarak eklenen yıldızlarla logo, diğer bütün bakanlık logolarında olduğu gibi Cumhurbaşkanlığı forsuna benzetildi.

Ne kadar manidar değil mi?

Yeni logoda, kitap ve meşalenin etrafını saran yıldızlar ‘asıl bakan’ın kim olduğunu ayan beyan anlatıyor.

Sekiz değil, onsekiz bakan değişse ne olur.

 

Yayın basmayı bile yönetemiyorlar!

İçmeler’de Halk Tv yayınını basma işi hiç kuşkusuz organize bir işti.

Çünkü bu eylem için beş kişi bir araya gelmişlerdi.


Bir kişi ajite olabilir!

Ajite olan kişi ikinci bir yakınını peşine takabilir.
Ama bu sayı üçü, dördü, beşi buluyor ise bu eylem bireysel değil organizedir.

Kitlesel bir protesto değildir.
Başka bir özgürlüğü, başka bir anayasal hakkı, doğrudan müdahale ederek kısıtlamaya yönelik bir eylemdir.

Üstüne üstlük, -zamanla ortaya çıkar ama- bu beş kişiyi bir araya getiren şey belki de bir üst motivasyondur. 

Benzerlerini ‘Peker’den dinlediğimiz türden bir ağır abi, bir misyon şefi, bir büyük arayıp, “şöyle bir görünün” demiştir belki de…

“Nereden çıkarıyorsun?” derseniz söyleyeyim!

Çünkü bu elemanlar, “basma” konusunda emin değillerdi.

Hatta moderatör, düşüncelerini aktarmaları konusunda neredeyse ikna ediyordu bu baskıncı müsvettelerini…

Çöpten bir soda şişesi kapıp onu da kıramamaları beceriksizlikten değil, yaptıkları şeyden emin olmadıklarından, büyük ihtimalle ani bir emrivaki ile deruhte edilen bir görevi yerine getiriyor olmalarından idi.

Korunmasız, önlemsiz, bir caddenin kenarında, sıfır güvenlik önlemi ile açıkta yapılan savunmasız bir yayını basmaya çabalayanların, organize oldukları halde ne kadar zorlandıklarını, ne kadar yönetemediklerini, ayaklarına dolaştırdıklarını gördük.

Yönetim yetersizliği bulaşıcıdır.
İmam-cemaat misali!

Anladınız siz onu… 

 

Aşı olmayan arkadaşlarımla görüşmeyeceğim..

Hayır, kendim için değil!

Onların can güvenliği için!

En azından ulusal pandemi güvenlik seviyesi sayılan, Türkiye genelinin yüzde 70’i aşılanmadan, aşı redçisi ya da aşı tereddütlüsü veya aşı ihmalkarı arkadaşlarımla görüşmeyeceğim!

Çünkü ben, aşılı olmakla birlikte taşıyıcı olabilirim ve aşılı olduğum için büyük ihtimalle taşıyıcı olduğumun farkında olmayabilirim.

Böylece virüsü, aşısız arkadaşıma bulaştırarak onun ölümüne sebebiyet verebilirim.

Sözün özü, aşısız arkadaşlarımla görüşmek istememe nedenim onların yaşamını koruma isteğimdendir.

Çok şükür, çevremde bir iki çekimser dışında aşı olmaya karşı arkadaşım yok!

 

Büyük Facia

Neredeyse bütün muhalif yorumcular hemfikir.

Yönetimde öyle bir sıkışmışlık var ki, bu sıkışmışlık nedeniyle, iktidarın lehine olan -neredeyse her şey- ülkenin aleyhine, iktidarın aleyhine olan şeyler de ülkenin lehine çalışır hale gelmiş… 

Sadece bir örnek verelim: ABD ile yapıldığı iddia edilen Afganlı mülteci anlaşması ülkeyi ve ülkenin geleceğini zora sokarken iktidarın ABD nezdinde, -malum konularda- elini rahatlatıyor.

Öyle görülüyor ki koskoca ülkenin kaderi bir kişinin bekasına kilitlenmiş.

Temel’in gemisi çok kötü bir fırtınaya tutuluyor ve batıyor.

Batan gemideki 150-200 tayfanın tamamı ölüyor. 

Bir tek kaptan yani Temel sağ kalıyor.

Temel Kaptan, kurtarma sandalında, tek başına, seyir defterine not alıyor.

-Haçan ben da öleydum, büyük facia olacağudi..

 

TEMA Vakfı Cengiz Holding’in bağışını neden geri çevirdi?

Hayrettin Karaca; bu gün canımızı, ciğerimizi yakan küresel ısınmaya karşı ne yapılabilir sorusuna “Kurtarıcı olan yegane şey Anadolu Kültürüdür” diyordu.

Ne demek Anadolu kültürü?

Cevap veriyordu Karaca:

 “İhtiyacından fazla tüketme!

Tema Vakfı; bu felsefesini sembolleştirmek için yirmi yıl ‘aynı kırmızı kazağı’ giymiş Hayrettin Karaca’nın bütün varlığını vakfederek kurduğu bir sivil toplum kuruluşu.

Bilmeyen gençler için yazıyorum… 

Ünlü çift geyikli “Karaca Kazakları”nın kurucusu Hayrettin Karaca, “İyice yıpranana kadar kazağınızı bile değiştirmeyin!” mesajını veriyordu.


Markasını, fabrikasını satıp parasını ve kalan ömrünü ülkesinin topraklarını erozyondan kurtarmak için vakıf kuran; 97 yaşına kadar dere tepe dolaşan, anlatan, çığlık atan Erozyon Dede… Hayrettin Karaca…

İşte o 700 binden fazla gönüllüsü olan TEMA Vakfı, Ülkenin çeşitli yerlerini ormanlaştırmak ve erozyona karşı mücadele vermek için kişi ve kurumlardan bağış kabul ediyor.

Ancak herkesin verdiği bağışı da kabul etmiyor!

Mesela; hükümetin desteğiyle, Siirt’te, Artvin’de, Kaz Dağlarında, Rize İkizdere’de, başka nice cennet köşelerde yarattığı çevre felaketleri ile “milletin nokta noktasına…!” özlü sözünün hakkını vere vere yürüyen Cengiz Holding’in yaptığı 500 bin TL bağışı açıklama yapmadan iade etmiş.

Aslında anlayana açıklama var.
Açıklama “Hayrettin Karaca”

Cengiz Holding bu açıklamasız iade üzerine kendisi bir açıklama yapmış…
“Bizim de ciğerimiz yanıyor” demiş.  “Böyle bir dönemde bu iadeyi kamuoyunun takdirine bırakıyoruz!” demiş..

İnsanın sorası geliyor: “Hangi kamuoyunun?”

Hani şu patronunuzun “nokta noktasına nokta nokta yapacağı!” kamuoyunun mu?

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir