LOMBOZ 25 ARALIK 2021 PAZAR

Uzaklarda arama

“Türkiye’de 18 milyon çocuk, yoksulluk sınırının altında yaşıyor!”
Böyle söyleyince ne kadar kolay kurulan bir cümle!
“Kuru ekmek yiyebiliyorlarsa aç değiller!” cümlesi kadar yüzeysel değilse de teknik ve istatistik soğuklukta!

Biraz açalım bunu:

Yoksulluk sınırının altında yaşamak, sadece her öğün baklava, börek yiyememek, eti bayramdan bayrama görmek demek değil!
Yoksulluk sınırının altında yaşamak, ayağına ancak ikinci el ayakkabı giyebilmek ya da okula beş kuruş harçlıksız gitmek demek de değil!

Peki ne demek? 

Şu demek:
18 milyon çocuk, beyninin; yani zekasının; yeteneklerinin; empati ve anlama gücünün doğru gelişmesini sağlayacak kadar protein alamıyor demek! 

18 milyon çocuğun boyu genlerinde ifade edilen düzeyde uzamıyor, fiziksel yapısı “fıtratında” yazıldığı vechile gelişmiyor demek! 

18 milyon çocuk, ileride analitik düşünceye sahip bir birey olmasını sağlayacak -yani kandırılmasını, biat ettirilmesini, körü körüne itaat ettirilmesini engelleyecek- pedagojik eğitimi alamıyor demek.

18 milyon çocuk, soru sormayan, önüne konulana razı olan, dolayısıyla dünya vatandaşı olamayan, çağdaş köle olmaya namzet robotlar olarak yetişiyor demek!

İşte yoksulluk sınırının altında bir çocuk olmak bu demek!

Gerekirse simit yemekle olmuyor!

Siz, her gün bir paket hibe makarna ile karnı doyurulan çocuğu beslediğinizi mi sanıyorsunuz?

‘Adrese Dayalı Nüfus Kayıt sistemine’ göre Türkiye nüfusunun 22 milyonu çocuk.
Bu sayı içerisinde sığınmacı olarak ülkemizde bulunan yabancı çocuklar yok!
Orların kaç kişi olduğunu da doğru bilen yok!
Avrupa’dan para isterken sekiz milyon, vatandaşa ifade verirken üç milyon!

Tüketici Hakları Derneğinin, TUİK ve Türk-iş verilerine dayanarak yaptığı son araştırmasına göre ülkemizde yoksul sayısı hızla artarak 66 milyona ulaştı.


Bu 66 milyonun biliyoruz ki en az 18 milyonunu çocuklar oluşturuyor. 

UNICEF yeni bir rapor açıkladı.

Dünya’da, pandemi döneminde 100 milyon çocuk daha yoksullaştı. 

Düşünebiliyor musunuz?
İşte bu 100 milyonun 18 milyonu bizden!


Karnı şiş fotoğraflarını gördükçe ah vah edip gözyaşları içinde yardım etmeye çalıştığımız Afrika açlar ligine çoktan dikey geçiş yapmışız!

Uçuyoruz, kaçıyoruz, devlerle yarışıyoruz, kıskanılıyoruz derken:
Ölmüşüz de, ağlayanımız yok!

 

 

Ne oldu Reyiz’in basketbol işi? 

O kadar palyatif yaşıyoruz ki, bazı olaylar gündemimize yıldırım hızıyla giriyor. 

Sonra aradan bir kaç gün geçiyor.
Yeni gündem eski gündemi buldozer gibi ezip yok ediyor. 

Eskisini ne hatırlayan var ne arayan soran?

Sağlığı ile ilgili, bir ABD gazetesi kaynaklı dedikodular ortaya atılınca, Reyiz hemen bazı danışmanları ile birlikte sarayın basketbol sahasına çıkış yapmış ve “harekette bereket vardır” diyerek bol bol eşofmanlı görüntüler vermişti.

“sağlığıma laf söyleyenler avucunu yalasın, basketbol oynayacak kadar iyiyim!” mealinde pozlar gazetelere servis edilmişti.

Hatta, basketbol topunu tutuşundan, yere vuruşuna, potaya karpuz atışı dediğimiz usulde sallayışından, durumu çözen TİP başkanı Erkan Baş:
“Fahrettin Altun ile ikinize karşı tek!. Gelin tek pota maç yapalım. 20’de biter. 15 sayı da avans veriyorum. Yenilen siyaseti bırakır!” diye meydan okumuş ama bir yanıt alamamıştı.

Ne oldu şimdi o basketbol partileri?
Hiç fotoğraf gelmiyor!
Saray ahalisinin spor yapması için illa Amerikalı’ların dedikodu yapması mı lazım? “Reyiz hasta!” demeleri mi gerekiyor?

Baro’dan çıkma Fevzi başkanı da de takıma alın.
Boy avantajı sizde. Yapın şu Erkan Baş ile bir müsabaka.

Sadece Nebati’nin gözlerine bırakmayın bu işi…

Hele maçı da alırsanız al sana bir başarı daha!

Nereden baksan anketlere iki puan ekler!

Alem görsün basketbol potası kaç köşe!

 

Rakip Televizyonları Üttürme Kurumu 

RTÜK’ün CeHaPe  kontenjanından üyesi olan İlhan Taşcı, ODA TV’ye yaptığı açıklamada dedi ki:
“RTÜK’te 800 personel var, sadece dört kanalı izliyor: FOX TV, HALK TV, KRT, TELE 1. Her bir kanalı izlemekle görevli 200 personel var gibi ironik bir tabloyla karşı karşıyayız. Çünkü öbür taraftaki kanalları izleyen kimse yok!”

2021 yılında, bu sayılan kanallara 71 adet ceza makbuzu ile 21 milyon 500 bin lira tutarında para cezası kesilmiş. Bunların dışında kalan onlarca yandaş kanala tek ceza yok!

Skor ‘71 – 0’ 

RTÜK’te karar verici kurulda 9 üye var.
Bu üyelerin  üçünü, muhalefet atıyor.
RTÜK Başkanı, muhalif partilerin atadığı üç üyeden biri olan İlhan Taşçı tarafından yapılan bu açıklamaya sinirleniyor ve cevap veriyor:

“İnsan çalıştığı kuruma bu kadar mı düşman tavırda olur?.. Adli ve idari tedbir alarak hakkında gereğini yapacağız!” diyor…

Farkındaysanız ne demiyor?
“Söyledikleri yalan!” demiyor. 

“Rakamları abartıyor! öyle bir rakam yok!” demiyor!

“Çalıştığı kuruma düşman!” diyor.


Peki Kurum, “yetmişbir’e sıfır” kime düşman?

Taşçı da Müdür’e yanıt veriyor:

“Beni tehdit edeceğinize doğru rakamları açıklayın!”

Şimdi siz hakim olsanız. RTÜK Başkanı “adli ve idari tedbir” kapsamında bu iki iddia ile karşınıza gelse, ne karar verirdiniz?

 

Çarpılan yatırımcı

Olay, merdi kıpti’nin, ‘maharetini anlatırken, suçunu itiraf etmesi’ hikayesine benziyor!

“Hazine’den sorumlu Bakan Nureddin Nebati diyor ki: “…15 liradan, 16 liradan, 17 liradan dolar alanlar büyük finansörler değil. Büyük finansörler, bu işin bir şekilde döneceğini bilir. Ama çarpılan kim oldu? Küçük yatırımcılar. Şimdi kara kara düşünüyorlar…”

Bu açıklamanın meali ne?

“Işıl ışıl gözlerimizle, bankalarla birlikte, bir gece yarısı Merkez Bankasının arka kapısından girerek yaptığımız bir operasyon sonucu küçük yatırımcıyı dut silkeler gibi silkeledik!” 

Koltuğuna yeni oturmuş bir Bakan, ilk başarısı olarak lanse etmeye çalıştığı  bu marifetlerini anlatırken aslında skandal bir itirafta bulunuyor.

Ekonomistlere göre; sonucu bilinerek, göz göre göre yapılan faiz indirimleri ve nass açıklamaları sayesinde zirveye taşınan dolar, Merkez Bankasının ve diğer bazı bankaların işbirliği ile bir gecede düşürüldü!
Bu operasyon için kimisi, sisteme 2 milyar dolar, kimisi de 40 milyar dolar sokuldu diyor.

Ne olduysa oldu!..


İşin özeti şu:
Ekonomi yönetimi, elindeki gücü ve yetkiyi kullanarak sistemi manipüle etti!
Yerli ve küçük yatırımcının elindeki doları ‘küt!’ diye bir gecede düşürerek, borsadaki tabiriyle “Keriz silkeledi!”


Keriz kim?
Maaşıyla ya da kenardaki birkaç bin lirasıyla, “Benden nass dışında bir şey beklemeyin!” cümlesi ile faizin düşeceği,  dövizin daha da yükseleceği anlamındaki net mesaja istinaden 16, 17, 18 liradan dolar alan Ak Partililer de dahil,  bu memleketin küçük yatırımcıları…

Şundan emin olun!

Bu vaka; aynı gün kargo merkezlerinde çekilen çuval çuval dolar fotoğrafları ile aynı dosyaya girip tarihe geçecek ve ekonomi kitaplarında okutulacak!

Tabi, Reyiz’in yazdığı makaleler arasında,

 

Çok güldüm

Trader ne demek?
Borsa, döviz benzeri finansal işlemlerde ulusal ve uluslararası piyasaları takip ederek, üye ya da takip edenlerine yatırım önerileri sunan kişi demek!


Eh, biliyorum.. Pek bilimsel bir tanımlama olmadı ama benim anladığım bu!

Sosyal medyada bir trader, danışmanlık yaptığı ve çökerttiği yatırımcılarının salvolarını karşılamaya çalışıyor!

“Senin yüzünden battık, bittik, bizi mahvettin!” diye kopmuş, köpüren “müridlerine” cevap verme çabasında…
“Ne dedim size! Düşerse şaşırmam dedim… Düşer bu dedim! Ama baktım herkes alıyor.. Ben de aldım.. Hep beraber battık!..”

Trader düşer demiş ama bakmış kimse dinlemiyor, herkes satacağına alıyor. O da almış ve hep beraber batmışlar!

Her şeyimiz ne kadar birbirine benziyor..
Hani “balıklı, başlı bir atasözümüz vardı.. Unuttum şimdi… 

O hesap!.. 

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir