İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

Lomboz 4 Temmuz 2021

4 Temmuz 2021/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

 

Sınırsız özgürlük iyi bişey değil!

Sayın Bakanımız çıkıp da “Tam kapanma artık tamamen sona erdirilmiştir!” diye açıklama yapınca ben kendimden geçmişim!

…

Çünkü öyle bir anda ‘tam kapanmanın’ sona erip, ‘tam açılmanın’ başlatılacağına pek inanmamıştım.

Safiyane beklentim, yine böyle kademeli mademeli bir şeyler olur. “Şu yaş aralığı otobüse biner; şu abiler şu saatte evde olur; markete şu saatte girilir; parklara akşam üstü çıkılır gibi bir model ile geçiş yapılır” yönündeydi ki sayın Bakan’ın “bitti!” cümlesi bende şok etkisi yarattı.

Yani ‘nargile’ ile ‘gece müziği’ dışında her şey bitmişti.. 

İnanılır gibi değildi!

…

Hemen pencereye koştum! Dışarı baktım.. 

Pek bir değişiklik yoktu. Herşey normal seyrinde görülüyordu.

Koşarak depoya indim. 

İki senedir el sürmediğim, kilidi örümceklenmiş balık malzemeleri kutusunu açtım.

…

Dedim ya, özellikle de son bir yıldır, “şu memlekette sokağa, insan içine çıkmama uygulamasına en itaatkar, en saygılı iki kişi kimdir?” diye sorsalar, birinciliği Damat Berat ve benim aramda paylaştırırlardı.. Hadi üçüncülüğü de Ak Parti milletvekillerine verirlerdi ki hiç itirazım olmaz!

Korkudan neredeyse iki yıldır asansöre bile binmemiş olan ben şimdi balık tutmaya gidebilecektim.

…

Kamışı çıkardım. Motorunu biraz yağladım. Misina, çapari, kurşunlar.. Hepsini aceleyle çantaya doldurdum. Küçük iskemlemi aldım. Kocaman da bir çamaşır kovası ekledim. Öylece bagaja atıp mendireğin yolunu tuttum.

…

Sırtımda çantam, elimde kovam, tuzlu deniz rüzgarından kocaman bir nefes çekerek, park ettiğim yerden, mendireğin ucundaki kayalıklara doğru hızlı adımlarla yürümeye başladım.

…

Kayalara dizilmiş kıyı balıkçılarının birer ikişer oltalarını savurup yavaş yavaş geri çekişlerini, çaparilerine takılan balık sayılarını, kovalarında ne kadar balık doldurabildiklerini anlamaya çalışarak mendireğin ucuna geldim. 

Biraz zorlanarak da olsa kayalıklara doğru indim. 

Kendime bir boşluk bulup iskemlemi açtım.

…

Önce biraz sağı solu, denizi seyredeyim, kim nasıl tutuyor, kaç gram kurşun takıyor, ne kadar mesafeye sallıyor, kaç metre dibe bırakıyor gibi detayları çözeyim, Amerika’yı yeniden keşfetme durumuna girmeyeyim diye ağırdan aldım.
İki senedir özlediğim bu atmosferin tadını çıkarayım, yedire yedire başlayayım diye düşündüm.

…

Ama salkım salkım istavrit çekenleri görünce de fazla dayanamadım. Oltamı hazırlayıp denize doğru savurmaya başladım.
…

İlk üç-dört atış çaparimin kayalara takılması sonucu, malzeme kaybıyla geçti.

Sağımdaki, solumdaki balıkçılar, oltalarını dolu dolu çekmeye devam ediyorlardı..

Her seferinde iskemleme oturup, yeni fırdöndü, yeni çapari, yeni kurşun..

Karışan misinanın çözülmesi, bez ayakkabıya batan oltanın sökülmesi… 

Velhasıl lojistik çabalarım epeyce sürdü. 

…

Birkaç saat geçmesine karşın bırakın tek bir balık tutmayı, henüz oltamı denize savurup geri sarma döngüsünü bir kez bile sorun yaşamadan tamamlayamamıştım. Ama sıkıntı etmedim.

…

Hafif, serin bir kuzey rüzgarı ile kayalara çarpan ince, isteksiz dalgaların harmanladığı iyotlu, nemli bulutu, ciğerlerime çektikçe öyle güzel bir hayal alemine girdiğimi hissediyordum ki, oltayı her savurduğumda sanki ayaklarım yerden kesiliyordu..

…

Meğerse bu bir his değil gerçekmiş!

Son yedek çaparimi takıp, oltayı bir hışım savurmamla, peeh peeh peh!

Ayaklarımın altındaki ıslanmış yosun ile ayakkabılarım arasında oluşan ters ivmenin etkisiyle önce havada bir ayakkabı ve bir bacak gördüm.

Tabi ki ikisi de bana ait!

Sonra mucize kabilinden, az hasarlı bir düşüşle kendimi serin Karadeniz deryasının içinde buldum.
Kırık çıkık yoktu. Çizikler kesikler vardı ama telefonu cebimden çıkarıp kayanın üzerine koymak gibi akıllı bir ön tedbir onların da acısını unutturmuştu.
…

Çevreden yetişenlerin yardımıyla, ama daha çok kendi çabamla sudan çıktım.

Zaten vakit, planlamış olduğum gitme zamanına da yaklaşmıştı..

Üstüm başım sırılsıklam, kesik yerlerimden ince ince kan sızarken malzemelerimi toparladım.

Kovanın içindeki deniz suyunu denize geri boşaltırken yandaki balıkçı ile göz göze geldim!

“Kovayı da ne kadar büyük almışım!” diye bir pişkinliğe vurma ihtiyacı hissettiysem de vazgeçtim. 

“Burnun kanıyor abi!” dedi..

Hızlı toparlanıyordum çünkü herkesin, rahatsızlık verecek şekilde, kaçamak bakışlarla gözlerinin bende olduğunu hissediyordum.

…

Malzeme çantam sırtımda, boş kovam elimde, mendireğin upuzun beton zemininde otomobilime doğru yürürken geriye baktım..

Kuru beton zeminde, bastığım her nokta, elbiselerimden süzülen su ile gitgide azalarak da olsa bir gölleşme ortaya çıkarıyordu.

“Arabaya kadar azala azala biter!” dedim kendi kendime..

…

Sonra eve doğru çıkarken beni keyiflendiren bir sonuç çıkardım bu maceradan.
“Bugün tek bir balığın canına kıymak kısmet olmadı bana!” diye düşündüm.. 

Bu düşünce epeyce iyi geldi..

Yüksek sesle “Hayvanların bu en anlamlı gününde, tek bir balık benim yüzümden ölmedi!” diye gülümseyerek parmak salladım dikiz aynamdan kendime!

…

“Yine de ani ve sınırsız özgürlük de iyi birşey değil!” diye düşündüm eve doğru yaklaşırken..
Burnumun kanaması kesilmişti.

Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2021/07/sinirsiz_ozgurluk1.jpg 940 1188 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2021-07-04 22:24:022021-07-04 22:24:02Lomboz 4 Temmuz 2021
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Kasım 2026
    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: Lomboz 2 Temmuz 2021 –  CUMA Link to: Lomboz 2 Temmuz 2021 –  CUMA Lomboz 2 Temmuz 2021 –  CUMA Link to: Haftanın karikatürleri Link to: Haftanın karikatürleri Haftanın karikatürleri
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön